Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kanser tedavisinde yeni bir çağ

Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri ve belki de en önemlisi olan kanser her geçen gün köşeye sıkışıyor.

Geçtiğimiz günlerde Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından kullanımına izin verilerek piyasaya sunulmuş olan bir ilaç kanser tedavisi alanında yeni bir çağ açılmasına yol açtı. Bu ilaçla ilgili olarak yazdığım yazı bir çok okurumun gözünden kaçmış. Gelen yoğun sorular üzerine yazımı tekrar yayınlıyorum. Novartis firması tarafından geliştirilerek piyasaya verilmiş olan Glivec isimli ilaç, sadece kanser hücresine etki etmesi nedeniyle çok önem taşıyor.

Bilindiği gibi, şimdiye kadar kanserin tedavisinde kullanılan ilaçlar (kemoterapi), üreme hızı yüksek olan tüm hücreleri etkiliyordu. Kanser hücreleri aşırı üreme yeteneği nedeniyle kanser ilacından daha çok etkileniyor ama, sindirim sistemi iç zarı, kan, saç gibi dokulara ait hücreler de hızlı üreme potansiyeli olduğu için kemoterapiden olumsuz etkileniyorlardı. Geçici de olsa bu etkilenme nedeniyle kanser tedavisi gören hastalar zor günler geçiriyorlardı.

Son yıllarda gelişen gen bilimi, sağlıklı hücrelere etki etmeyip sadece kanser hücresi üzerinde etki yaratan ilaçların geliştirilmesi çığırını açıyor.

Glivec ya da Amerika'daki markasıyla Gleevec bu ilaçlardan biri. Şu anda Kronik Myleloid Lösemi (KML) tedavisi için izin verilen ilaç, löseminin bu türünde lökositlerin (akyuvar) 9. ve 22. kromozomlarındaki gen değişimleri sonucu oluşan Philadelphia kromozomu ve Bcr-Abl adlı anormal protein üzerinde etkili. Bunlar akyuvarlarda kontrolsuz bir üreme ve dejenerasyona, dolayısıyla da lösemi hastalığının oluşmasına yol açıyor, Glivec bunların etkisini bloke ediyor. Böylece sağlam hücreleri etkilemeyip sadece lösemi hücresine etki ediyor.

Glivec şu anda KML tedavisi için ruhsat almış durumda. Oysa bunun dışında da iki ayrı proteini de bloke ederek, sindirim sisteminin stromal tümörlerinde, akciğerin küçük hücreli kanserlerinde beyindeki glioblastoma, yumuşak doku sarkoması ve prostat kanserlerinde de etkili olabiliyor. Bu etkileri üzerinde yoğun çalışmalar yapılıyor. Tıptaki bu gelişmeler sayesinde, kanserin de zatürre gibi kolayca tedavi edilebilen bir hastalık haline gelmesi pek uzak değil gibi gözüküyor.
X