"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

İzmir şehri bunları hak etmedi

Geçtiğimiz hafta İzmir’de yaşananlar hepimizi huzursuz ve tedirgin etti. Gezi Parkı’na, doğaya, özgürlüğe ve çevreye duyarlı bir hareketi desteklemek için Gündoğdu Meydanı’na giden gençlerimizin yaşadıklarına en yoğun tepkiyi sivil toplum kuruluşları gösterdi. Bunlardan biri de İzmir Barosu’ydu. Baro Başkanı Avukat Sema Pekdaş ile hem yaşananları, hem de bir demokrasi ve hukuk devleti olan ülkemizde yurttaşların hangi haklara sahip olduklarını konuştuk.

İzmir şehri bunları hak etmedi

TEPKİ GÖSTERME VE DİRENME EN TEMEL HAKTIR

- Sade bir yurttaşın memnun olmadığı konularda ne gibi hakları var?

- Demokrasilerde, demokratik hukuk devletlerinde yurttaşların tepkilerini göstermeleri meşrudur. Bu tepki gösterme hareketi en temel evrensel haklardan biridir. İstanbul’da yapılacak projede insanlar ‘bu yapılaşmayı istemiyoruz’ dediler ve dava açtılar. Dernek kurdular, kamuoyuna açıklama yaparak bu durumu duyurdular. Hukuk devletinde idarenin her türlü işlem ve eyleme itiraz etme ve dava açma hakkı vardır yurttaşın. Fakat burada itiraz olup konu yargıya gidip idare mahkemesinden yürütmeyi durdurma kararı verilmesine rağmen dozerler gelip fiili olarak yıkıma başlayınca insanlar bu kez orada direnme hakkını kullanmaya başladılar.

- Direnme hakkı nedir?

- Demokrasilerde, hukuk devletlerinde bir de direnme hakkı vardır. Barışçıl eylemlerle istenmeyen durumlara itiraz edilebilir. Zaten oradaki insanlar da oradaki yapılaşmaya direnmek için orada beklediler. Fakat bir gece yarısı dozerler parka girdi, gaz sıktı, insanlar tartaklandı. Ne oldu, insanların demokratik bir hakkı olan direnme hakkı çiğnendi. Burada olması gereken yurttaşlarla idare arasında ortak bir uzlaşma platformu sağlanmalıydı. Zaten oradaki insanların isteği de buydu. Ama ne yapıldı, uyuyan insanların üzerine gaz sıkıldı, dozerle gidildi. Halbuki dernekleri var, sözcüleri var.

- Olaylardan sonra hükümetle görüşmeye gidebildiler…

- Evet, işte bu görüşme tüm bu olaylardan önce yapılmalıydı. Bir sivil toplum kuruluşunun bir uygulamaya itirazı varsa ‘Bir dakika, nedir isteğiniz?’ diye sorulmalıydı. Demokrasi bir uzlaşma kültürüdür. Muhalefet de olacaktır her bireyin de itirazlarını sundukları ve dinlendikleri bir platform olmalıdır. İnsanlar ağacımıza, parkımıza, yurttaş olma kimliğime sahip çıkıyorum dedi. Bana saldıramazsın, ben hukuk devletinin yurttaşıyım, beni dinlemelisin dediler.

İzmir şehri bunları hak etmedi

GÜVENLİK GÜÇLERİ BARIŞÇI GÖSTERİCİYİ KORUMALIDIR

- Peki demokrat hak olan bu gösteri ve direniş sırasında bu hakkı kötüye kullananlar için ne söylenebilir?

- Her türlü hakkımızı kötüye kullananlar olacaktır. Yasalar zaten bunları tespit edip cezalandırmak için çıkıyor. Bıçak mutfakta çok iyi bir araçtır, ekmeğimizi keseriz, sebzemizi doğrarız ama o bıçağı kötüye kullanan da olabilir. Peki o zaman bıçak kullanımını tümden yasaklayacak mıyız? Sonuç olarak, demokratik tepki, demokratik gösteri hakkı meşrudur, evrenseldir, yasaklanamaz. Devlet ve güvenlik güçleri bu hakkı barışçıl olmaktan çıkarıp saldırganlaşan insanlara karşı göstericileri korumalıdır.

- Nasıl yani? Polis göstericileri mi korumalı…

- Tabii. Barışçıl olmayan insanlarda gelebilecek her türlü kötü tepkiye karşı sade yurttaşın gösteri yapma haklarını korumalı ve zarar gelmemesini sağlamalıdır. Zaten bu tip eylemler maalesef provokatif eylemlere de açıktır. O nedenle daha dikkatli olmak gereklidir.

- Provokatif eylemleri nasıl ayırmak mümkün olur? Gündoğdu’da konuştuğum herkes şiddet yapanların bulunmasını istiyor…

- İzmir’de maalesef bu ayırt edilemeden yoğun gaz kullanıldı, su sıkıldı. Futbol maçlarından sonra gösterilen tolerans bile gösterilemedi. Biz, Vali Bey’i ziyaret ettik, ‘biber gazı kullanımını yasakladık’ dedi. 3 gece İzmir Barosu’nda sabahladık. Eli sopalı kişileri de gördük. Yetkilileri de aradık, durdurmaya çalıştık ama maalesef engel olamadık. AK Parti binalarına saldırılar olunca hemen kınadık. Ben bizzat AK Parti İl Başkanı’nı aradım ve üzüntümü dile getirdim. Şiddetin her türlüsünü kınıyoruz.

KAMU GÖREVLİSİ MUTLAKA AYIRT EDİLEBİLMELİDİR

- Siz Baro olarak tepkinizi nasıl dile getirdiniz?

- Tabibler Odası ile ortak açıklama yaptık. Demokratik olan gösteri hakkımızı barışçıl yollarla kullanırken kimsenin malına, canına zarar gelmemesi gerekli. ‘Toplumu infiale sürüklemeyecek, barışçıl ortamlar sağlanmalı, şiddet hiç uygulanmamalı’ dedik. Sonrasında tüm sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelip ‘İzmir şehri bunu hak etmiyor. Alanlar, sokaklar halkındır. Yurttaşların en temel haklarını barışçıl yollarla kullanabilmeleri için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Vali Bey ile görüştük, sokağa çıkan insanlarımıza sahip çıkılmasını istiyoruz. Eli sopalı insanlar istemiyoruz’ dedik.

- Size bu konularda çok başvuru oldu mu?

- Tabii, bize bu konuda çok başvuru var. İnsanlar bunların kim olduğunu anlayamadı ki… Hangi toplumsal olaylarda, hangi güvenlik gücünün ne şekilde görev yapacağı kanunla belirlenmiştir. Üniforma giymese de mutlaka numarası üzerinde yazmalıdır. Çünkü her kamu görevlisi görevini kötüye kullanabilir. Ben de bunu tespit edebilmeli, gerekirse şikayet edebilmeliyim. Kanun bunu böyle söylüyor. Aksi takdirde bunların kim olduğu bilinmezse her türlü atıf yapılır ve bu da infial yaratır toplumu böler. Nitekim İzmir’de de böyle söylentiler çıktı. Pazartesi gününden beri İzmir’de tüm gösteriler şenlik havasında devam ediyor. Barışçıl gösteri yapanlara gereksiz müdahale uygulanmazsa provokatörler de meydan bulamıyor.

İzmir şehri bunları hak etmedi

YALAN HABERLERİ ORTAYA ÇIKARDIK

- Sosyal medyada çok haber vardı. Bazıları da asılsız çıktı…

- Bakın medyanın görevini yapmadığı yerde sosyal medyada her türlü yalan haber çıkabilir. Mesela Alsancak Otoparkı’ndan sesler geliyor, çocuklar alınıyor haberi yayılmış. Arkadaşlarımız gitti baktı, hiç öyle bir şey yoktu. İşte bu yalan habermiş, çünkü kamuoyunu doğru bilgilendirmek de bizim görevimiz. Bu dönemde her türlü provoke edici, yalan haber dolaşır. O nedenle kamu görevlerinin çok dikkatli ve doğru hareket etmesi önemli.

- Sosyal medya mesajlarıyla gözaltına alınan gençler oldu...

- Twitter mesajlarıyla gözaltına alına 40 genç vardı. Suç işlemeye, kanunlara uymamaya teşvik iddiasıyla gözaltına alındılar. Biz mesajları inceledik, öyle bir şey bulamadık. Aksine itidal tavsiye eden yazılar var. ‘Aman provokasyon var, oraya gitmeyin, barışçı gösteri yapalım’ diyorlar. O nedenle şimdi hepsi serbest bırakıldı. Soruştuma dosyasına göre ya takipsizlik kararı çıkacak, ya da iddianame tanzim edip yargılanmaları istenecek.

- Peki mesajlarımızın böyle takip edilmesi hakkında ne söyleyeceksiniz?

- Sosyal medya hareketlerimiz takip ediliyor, telefonlarımız dinleniyorsa bu da özgürlüğümüzü daraltmaya yöneliktir. Burada insanların haber alma hakkı devreye giriyor. Medya özgürlüğü denilen şey aslında buna yöneliktir. Medya ilk aşamada hiç iyi bir sınav vermedi. Olayları görmezden geldi ve bilgi aktarımı yapmadı. Medyanın haberciliğin esasları çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirmediği yerde sosyal medya bu boşluğu doldurmaya kalkarsa her türlü yalan, kötü, kirli haber de devreye girer. Bu olaylar bize bu dersi de vermiştir.

YURTTAŞLIK HAK VE SORUMLULUK SAHİBİ OLMAKTIR

- Size başvuranları nasıl yönlendiriyorsunuz?

- Baromuzun 15 yıldan beri olan İnsan Hakları Merkezi’nde bize başvuranlarla ilgili birimimiz var. Yurttaşların her türlü hukuksal süreçlerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Baro olarak da hukukun üstünlüğü ve yurttaşlarımızın hakları için çalışıyoruz. www.izmirbarosu.org.tr web sitemizden de sürekli bilgi akışı sağlıyoruz. Gözaltına alınan herkesin avukat talep etme hakkı vardır, çünkü bu adli bir sürecin başlangıcıdır. Ayrıca en yakınlarına durumunu bildirme hakkı da vardır.

- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

- Yurttaş olmak, hakları ve sorumluluklarınızın olması demektir. Bizim demokratik gösterilerde bulunma, tepkimizi barışçıl yollarla gösterme, muhalefet etme haklarımız vardır. Demokrasi budur. Herkesin bu hakların varlığını bilerek, saygı göstermesi hatta bunu yapabilecek ortamı sağlaması gereklidir.

X