Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İTO seçimleri ve siyaset

<B>İSTANBUL </B>Ticaret Odası seçimlerine siyasetin karışacağı çok önceden belliydi.

AKP, önce alttan alttan, sonra açık bir biçimde İTO seçimlerinde etken olmaya çalıştı. Bu durum eleştiriliyor. Oysa ‘iktidar’ İTO seçimlerine ilk kez müdahale etmiyor.

Geçmişte de, gerek ANAP gerekse DYP bu seçimlerde hep ‘rol’ oynadılar.

Devrilen Başkan Mehmet Yıldırım’ın DYP ile çok yakın ilişkileri olduğu, bu partiden belediye başkan adayı olabilecek kadar bu partiyle iç içe olduğu bilinmeyen gerçekler değil.

Bundan sonra da kim iktidar olursa olsun, Türkiye’nin bu en büyük işadamları örgütünde etkin olmak isteyecektir.

Diğer yandan da işadamları örgütü de iktidara yakın olmak isteyecektir. AKP İTO seçiminde geçmişte yapılanlardan çok da farklı bir iş yapmadı. Sadece bunu yapış biçimi ‘zarafetten’ uzaktı.

Yine de ben konuya içerik açısından bakmayı tercih ediyorum.

Mehmet Yıldırım başarılı bir İTO başkanıydı ama 10 yıldır o koltukta oturuyordu. Değişme zamanı sizce gelmemiş miydi!

Yıldırım’ın yerini alanlara da bakmak lazım.

Yeni Başkan Murat Yalçıntaş bu koltuğa layık biri değil mi?

40 yaşında, iyi eğitimli, birkaç yabancı dile hákim.

Tanımıyorum ama seçimde Yıldırım’ı destekleyenlerin bazılarının bile itiraf ettiği kadarıyla ekibi de ‘fena değil’.

Kötü mü bu kan değişimi.

‘İyi de iktidar müdahalesiyle oldu.’

Peki iktidar müdahale etmeseydi, Mehmet Yıldırım ‘10 yıl oldu. Yerimi gençlere devretmeliyim’ deyip Murat Yalçıntaş veya gerekli özelliklere sahip başka birine bu görevi bırakacak mıydı, bırakmayı düşünüyor muydu?

Doğrudur, İTO seçimlerine AKP müdahil olmuştur, sonucu etkilemiştir. Ama bu sonucun ‘kötü’ olduğunu söylemek için elimizde gerekli veri yoktur.

İktidara taşıyanlar mutsuz Erdoğan gergin

BAŞBAKAN Erdoğan hayli sinirli. Her fırsatta patlıyor. Bu patlamalar Başbakan’ı yıpratıyor.

Çünkü patlamalarına hak verenlerin sayısı her geçen gün azalıyor.

Bu patlamalar hedef saptırma olarak algılanıyor.

Başbakan’ın öfkesinin arkasında yatan ise seçimlerden sonra halktan istediği sürenin sonuna gelmiş olması.

Hükümetin ‘zorlu’ ekonomi politikalarına bugüne kadar kayıtsız şartsız bir destek verildi.

Çünkü 3. yılda ‘Olumlu sonuçlar halka yansıyacak’ sözü vardı.

Ancak bu olmadı. Olmamasını bırakın olacağına dair bir işaret dahi yok.

Çiftçi mutsuz. Belki de hayatlarının en zorlu dönemini yaşıyorlar. Tamam, tarımsal üretimde devletin hataları vardı ve buradan dönmek gerekiyordu ama bu dönüşüm olmadı. Alternatif politikalar üretilmedi.

Küçük esnaf umutsuz. Piyasalar bir türlü açılmıyor.

Küçük ve orta ölçekli sanayici keyifsiz. Kapasite kullanımı artıyor ama bu kárlılığa yansımıyor. Vergi ve sosyal güvenlik politikaları küçük işvereni eziyor.

İhracatçı en zor durumda olan kesim. İşçilik maliyetleri yükseldi. TL aşırı değerli. İhracatçı zararına iş yapıyor. Daha ne kadar yapabilir hesaplayamıyor bile.

İşçi ve memur keyifsiz. Kaçak işçi çalıştırma oranları yükseliyor. SSK uygulamaları ve iş güvencesi yasası ekmeği aslanın ağzından midesine indirdi.

Halinden nispeten memnun olanlar dev holdingler.

Yıl sonu rakamlarından görüyoruz ki, büyük holdingler uçuyor. 5 yıl sonraki hedefler şimdiden yakalanmış. Kárlılıklar artmış. Devletle sorunlarını en rahat çözebilen kesim de yine bu büyük holdingler olmuş.

Holdinglerin büyümesi, kárlı olması kötü değil elbet ama Erdoğan’ı iktidara taşıyanlar onlar değil, bugün mutsuzluğu artanlar.

Bütün bunlar Erdoğan’ı geriyor. Yerinde olsam beni de gererdi.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Dedikodu yaparak sadece dostlarımızı değil, saygınlığımızı da kaybettiğimizi anladığımız zaman.
X