İtalyanlara PKK mayınını sorun

Enis BERBEROĞLU
Haberin Devamı

Güneydoğu öyküleri hakkında tarafsız kalmamızı kimse beklemesin.

Hakan Evrensel'in ilk kitabı ‘‘Güneydoğu'dan Öyküler'' gerçek savaş destanıydı. Evrensel nasıl becermiş bilemiyoruz ama ikinci kitabı daha iyi... Hakan Evrensel, ‘‘Güneydoğu'dan Öyküler-II'' kitabında subay olarak hizmet verdiği bölge anılarıyla yetinmemiş, doktor ve hukukçuların da hikâyelerini aktarmış. Ortaya çok renkli bir tablo çıkmış.

* * *

‘‘Gavurlar'' başlıklı öyküde bölgede askerlik yapan asteğmenin, üç İtalyan akademisyenle komutanı arasında tercümanlık macerası anlatılıyor.

İtalyanlar bölgeyi ABD ve İngiltere'nin karıştırdığı iddiasında. Türk komutan hiç yorum yapmadan önündeki masaya sarı renkli madeni aygıt bırakıyor, ‘‘Bu nedir biliyor musunuz?'' diye soruyor.

Aygıtı inceleyen konuklar yanıt vermeyince, ‘‘İyi bakın bunu tanımanız lazım'' diye ekliyor. Tercüman dayanamayıp araya giriyor, ‘‘O elinizdeki bir İtalyan mayınıdır, markası da Waissela'dır...'' diyor.

Bayan konuk ürküyor, ‘‘Patlar mı?'' diye atılıyor. Tercümanın yanıtı kara mizah gibi, ‘‘Türk askeri basınca patlıyor...''

* * *

Sivil doktorlara Şırnak'taki askeri hastanede tezgâhlanan şaka, ABD'nin Kore Savaşı klasiği M.A.S.H komedi dizisine parmak ısırtacak üslupla anlatılıyor.

Ama kitabın genel havası, insanın kaderine isyanı.

Tıpkı savaş pilotlarının öyküsünde çizilen tablodaki gibi:

‘‘...On dakika sonra terden sırılsıklam hale gelecek uçuş tulumunu pırıl pırıl halde giyerlerken kaderleriyle dalga geçtiklerini gördüm. Rugan ayakkabılarını uçuş aletlerine göstermek için ayna gibi parlatmadı onlar. Ellerindeki levyeye, önlerindeki onlarca göstergeye güzel gözüksün diye tıraş olmadı onlar. Onlar ölüme giderken, çirkin suratlı Azrail'e meydan okumak için böyleydiler...''

* * *

Sakın unutmayın ki, herkes kahraman değildir...

Bir subayın, eşine mektuplarından:

‘‘...Mevzilerimizi hep su bastı. Komple ıslandık. İnan bana çok üşüdük, çook! Yüreğimin derinliklerine, iliklerime, beynimin en ücra köşelerine kadar soğuğu bütün vücudumda hissettim... Annem bu halimi görse ağlardı. Biliyorum, çok ağlardı.

Aşırı yorgunluk, üşüme ve sinirden dolayı askerimden bir tanesi sinirsel boşalıma uğradı. Bağırıp, çağırıp küfretti. Ben de ona bağırdım, kızdım. Disiplinden taviz veremezdim. Sonra sabırlı ve dayanıklı olmasını söylediğimde; o bana yumuşak ve ağlamaklı bir sesle ‘Çok üşüyorum, karımı, çocuğumu da çok özledim komutanım!' dedi.''

* * *

Hakan Evrensel'in ilk kitabı sessiz sedasız on baskı yaptı.

Çünkü o kitabı -tıpkı ikincisini olduğu gibi- sizler yazdınız.

Evrensel'in ikinci kitabını da seveceksiniz.

Ve o gerçek öykülerin bir daha yaşanmaması için dua edeceksiniz.

Dualarınızda yalnız değilsiniz.



Yazarın Tüm Yazıları