Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte Köhler'in Ecevit'e mektubu

Her vatandaşınızın cebine 300 dolar koyuyoruz... Yukarıdaki ifade, IMF Başkanı Hörst Köhler'in cumartesi günü Başbakan Ecevit'e gönderdiği 2.5 sayfalık mektubunun ilk bölümünde yer alıyor.

Sır gibi saklanan mektubun bütünü, dün Telekom krizi çözüldükten sonra ortaya çıkıyor.

Tümü okunduğunda, Köhler'in Türkiye'ye ve ekonomik programa olan desteği hemen görülüyor.

Özellikle de mektubunun son bölümünde bunu kuvvetle kayda geçiriyor.

Köhler, mektubun girişinde, 1999-2002 yılları arasında Türkiye'ye verilecek kredi miktarını anımsatıyor:

‘‘Size sağladığımız kredi, Fon tarihinde verilmiş en kapsamlı yardımdır. Her vatandaşınızın cebine 300 dolar koyuyoruz.’’

Köhler, bunu IMF'nin Türkiye'ye olan iyi niyetinin göstergesi olarak yorumluyor.

Hemen ardından, çekincelerini sıralıyor:

‘‘Programa sadece bizim destek vermemiz yetmez. Türk halkının da güveni ve desteğinin sağlanması lazım. Hükümet olarak programın arkasında durmanızı takdirle karşılıyoruz. Ancak faiz hadleri hálá yüksek devam ediyor. IMF'ye destek veren ülkelerin, kamu kesiminize bizim dışımızda da destek vermesi, bu yüksek faizle sağlanamayacağı sizin için de, bizim için de aşikárdır. Programa sadece hükümetiniz ve Türk halkının değil, uluslararası piyasada para verenlerin de güvenmesi, başarıya ulaşmanın bir şartıdır.’’

TELEKOM BİR SEMBOL


Köhler, bu paragrafın ardından konuyu krize ve 1.5 milyar dolarlık krediyi askıya almalarına neden olan ‘‘Telekom yönetimine’’ getiriyor.

Hatta, mektubunun en uzun bölümünü bu konuya ayırıyor.

Israrından geri adım atmıyor.

Köhler, dün yapılan liderler doruğunda çözüme ulaşan Telekom konusundaki bu ısrarlarının nedenini şöyle dile getiriyor:

‘‘Telekom yönetimi hadisesi, IMF'ye destek veren ülkelerin güveninin sağlanması için bir sembol niteliğine dönüşmüştür. Bu, hükümetinizin programa bağlılığının kanıtı niteliğindeki bir semboldür. Telekom Yönetim Kurulu üyelerinin konuya vakıf olup olmadıkları ve nitelikleri tarafımızdan sorgulanan bir durum değildir. Bu bizim işimiz de değil. Burada önemli olan programın ruhuyla çatışmamaktır. Anlaştığımız gibi, yönetime gelecek kişilerin telekomünikasyon deneyimi, yeterliliği, özel sektör tecrübelerinin bulunması gerekirdi. Bu, Türkiye'nin ekonomi yönetiminin politikadan uzaklaştığının ispatı için de olumlu bir sinyal olarak algılanacaktır.’’

BANKALARIN TUTUMU

Köhler,
Emlakbank'ın tasfiyesinde gösterilen gayret ve gerçekleşen durumu sevindirici buluyor. Türk Ticaret Bankası'nın tasfiyesinin de bir an önce gerçekleşmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Hemen ardından özel bankalarla ilgili çok önemli bir bölüm ayırıyor.

Bazı özel bankaların sermaye artırımı konusundaki çekingen davranışlarının sürdüğünü anımsatıyor. Banka ismi vermiyor. BDDK'nın, fona devredilen bankalar konusunda daha aktif olması gerektiğini kaydettiği mektubunda Köhler bir çağrıda da bulunuyor:

‘‘Bu konuda BDDK'dan kısa sürede açıklama bekliyoruz.’’

Köhler,
mektubunun sonunda, ‘‘Ekonomik programın başarılı olması IMF'nin en samimi isteği ve dileğidir. Ekonomik programa politik desteğin verilmesi halinde başarılı olması kaçınılmazdır’’ diyor.

Telekom ve diğer konulardaki beklentilerinin çözüme kavuşması halinde kendilerinin de bir noktaya varacaklarını bildiriyor.

Yani, ‘‘Sorunu çözün, krediyi serbest bırakalım’’ demeye getiriyor.

Köhler'in mektubunda satır aralarında verdiği mesaj, MHP'nin ekonomiden anlayan kadrolarınca iyi okunuyor.

Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'e de ‘‘ayrıntılı şekilde izah’’ ediliyor.

Öksüz'ün direnişi kırılıyor, kriz çözülüyor.

Türkiye bir haftada dolar başına 60 bin lira kaybetmekle kalıyor.

X