Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnşaat sektöründe görüntü bulanık

BAŞLIKTA bulanık dedik ama dikkatle bakıldığında, bulanık ötesi, can sıkıcı bir görüntü var.

Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu, içinde bulunduğumuz Temmuz ayında, 2009 yılı birinci dönem inşaat göstergelerini yayımladı (Bkz. www.tuik.gov.tr http://www.tuik.gov.tr>).

Göstergeler incelendiğinde, ekonominin lokomotif sektörü olan inşaatta, özellikle bina inşaatında krizin olumsuz etkileri net olarak gözüküyor.

İSTİHDAM, CİRO VE ÜRETİM

2009 yılının, birinci dönem göstergelerini, 2008 yılının aynı dönemi ile kıyaslıyoruz;

* İstihdamda Yüzde 29 Gerileme: Genel olarak inşaat sektöründe, istihdamın yüzde 19.2 azaldığı, bina inşaat sektöründe ise istihdamın yüzde 29 azaldığı göze çarpıyor.

* Ciroda Yüzde 12.9 Azalma: Üç aylık inşaat sektörü ciro endeksinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5.9 gerileme var. Ancak, bina inşaat sektöründeki ciro gerilemesinin, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.9 olduğu fark ediliyor.

* Üretimde Yüzde 30.2 Gerileme: Genel olarak inşaat sektöründe üretimin yüzde 20.1 azaldığı, bina inşaat sektöründe ise üretimdeki gerilemenin yüzde 30.2 olduğu göze çarpıyor.

* Çalışılan Saatte Yüzde 19.6 Azalma: İnşaat sektöründe, çalışılan saat yönüyle yüzde 19.6 azalma olmasına karşın, bu oranın bina inşaat sektöründe yüzde 29.3 azalma olarak gerçekleştiği açıklandı.

KÜÇÜLMEDE REKOR

İnşaat sektörü, küçülme yönünden de sevimsiz bir rekora sahip.

2009’un ilk çeyreğinde, yüzde 13,8 olan ve savaş yıllarından bu yana görülmemiş bir küçülme yaşayan ülkemizde, inşaat sektöründeki küçülme, yüzde 18.9 oldu.

İlk çeyrekteki yüzde 18.9’luk küçülme ile imalat sanayinden de kötü (yüzde 18.5) ancak ticaretten iyi (yüzde 25.4) olan inşaat sektörü, yıllık bazda yüzde 11.2’lik küçülme ile tüm sektörler arasında rekoru elinde tutuyor.

NE YAPILABİLİR?

İnşaatla ilgili olarak açıklanan üç aylık önlemler, sektörün sorunlarına çözüm getirmedi.

* KDV oranı, net alanı 150 m2 ve üzerindeki konutlar için, yüzde 18’den 8’e indirildi. Türkiye’deki konutların yüzde 95’i 150’m2’den küçük olduğu için, bu indirim bir işe yaramadı.

* KDV oranlarında, kademeli bir indirim, kalıcı olarak yapılmalı. Örneğin 120 m2’ye kadar yüzde 1, 120-160 m2 arası 8,160 m2’nin üzeri için yüzde 18 olabilir.

* Tapu harcı kalıcı olarak binde 5’e hatta 1’e indirilmeli.

* Konut kredisi faizleri, ücretliler de dahil Gelir Vergisi matrahından indirilebilmeli.

* İnşaat firmalarının, yıllar sonra alabildikleri KDV iadeleri, üç ayda bir yüzde 75 oranında iade edilmeli ya da vergi-sigorta primi ödemelerine mahsup edilmeli.

* Konut alım-satım sözleşmelerinde, damga vergisi kaldırılmalı.

* TOKİ olayı ve sektöre olumsuz etkileri gözden geçirilmeli,

* Konutlar için, özellikle dar gelirlilere subvansiyon yoluyla düşük faizli kredi kullanımına olanak sağlanıp, talep yaratılmalı.

Bunlar hemen akla gelenlerden bazıları.

İthal girdisi düşük olmasının da etkisiyle, Türkiye’deki sektörlerin üçte birini doğrudan ilgilendiren, özellikle düşük vasıflı işçilere istihdam yaratan inşaat sektöründeki durgunluk ya da canlılığın, ekonomiye aynen yansıdığını unutmayalım.

X