"Tolga Tanış" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tolga Tanış" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tolga Tanış

İkinci dalgadan önce NY’taki domuz gribi çiftliğine girdim

Domuz gribi çiftliği dedim, çünkü burası bir çiftlik gibi çalışıyor. İşleri, yumurta içinde grip virüsü çoğaltmak.

Aşıya uygun seviyeye ulaştıklarında da bunları ilaç şirketlerine yollamak. Manhattan’ın kuzeyindeki New York Medical College laboratuvarı, bu konuda dünya çapında. Alanında en başarılı üç yerden biri. Ya da başka bir açıdan, ikinci dalga domuz gribi öncesi herkes aşı beklerken, ilaç şirketlerinin gözünün içine baktığı üç yerden biri. Laboratuvarın başındaki Doç. Dr. Doris Bucher, “Biz virüsü çoğaltmayı başardık” dedi, “Şimdi sıra ilaç şirketlerinin üretimi hızlandırmasında.” Çünkü salgın geliyor.

Central Park ile başlanır mı

GİRİŞ 1 Böyle bir konu, pazar pazar, Hürriyet Pazar’ın ikinci sayfasında nasıl anlatılır ki... Şöyle mi başlamak lazım acaba?..
Sabah saat 5’te kalktı. Kocası yanında yatarken, önce BlackBerry’sini kontrol etti. O uyurken başka saat dilimlerinden gelen mesajlarını okudu. 1 saat oyalandı. Sonra kapısının önüne bırakılan New York Times’ı aldı. Bir elinde portakal suyu, yarım saat de gazeteyle oyalandı. Upper East Side’daki evinden çıkıp bir blok ötedeki Central Park’a geçti. Reservoir’ın etrafında kocasıyla 1 saat koştu. Eve döndü. Duşunu aldı. Ve otomobiline binip 1 saat uzaklıktaki ofisine gitti. Dr. Doris Bucher, şimdi bütün gününü orman içindeki kampusta geçirecek. Şimdiden 168 ülkeye yayılmış ve 1500 insanın ölümüne neden olmuş domuz gribi virüsünün nasıl aşıya daha uygun bir hale getirilebileceğini araştıracak.

Bu lab niye önemli onu söylesem

GİRİŞ 2 Fazla mı ilgisiz oldu?.. Dr. Bucher’ın hayatının tekdüzeliği ilginç ama konudan uzak sanki. Bir de şöyle deneyelim...
Her şey, 28 Nisan’da gelen, üstüne uyarılar yapıştırılmış bir paketle başladı. Yollayan, Amerikan Salgın Hastalık Merkezi’ydi (CDC). İçindekiyse, California’da yaşayan hasta bir çocuğun boğazından alınmış domuz gribi virüsüydü. O dönem tüm Kuzey Amerika domuz gribi paniği yaşarken, CDC dünya çapında 10 laboratuvar belirledi. Buna göre virüs örneklerini bu lablara gönderecek ve aşı üretimi için çoğaltılmalarını sağlayacaktı. Bu yerlerden biri de işte Dr. Bucher’ın yönettiği New York Medical College (NYMC) oldu. Hafta içi Bucher’ın laboratuvarına girdim. Şimdiye kadar çok az gazetecinin içeri alındığı kampusta Dr. Bucher ve ekibinin çalışmalarını izledim. NYMC, nisandan beri aşı maddesi denemeleri yapıyor. Ulaştıkları sonuçlarla dünyada bir numaralar. Buluştuğumuz gün, CDC’den yeni bir haber daha aldı: “Elde ettiğimiz virüsler, çoğalma hızı konusunda dünyada ilk sırada çıktı. Bu özel bir haber, herkese duyurabilirsiniz.”

O zaman direkt virüslere geçelim

GİRİŞ 3 Çok haber haber oldu değil mi... Peki o zaman burası neden bir çiftlik onu anlatayım...
40 yıldır grip virüsü üzerine çalışıyor Dr. Doris Bucher. Çalıştığı laboratuvar ise bugün dünyada mevsimsel grip salgınlarına karşı geleneksel yöntemle aşı maddesi üreten 3 yerden biri sayılıyor. Yöntem şu: Marketten alınma sıradan bir matkapla bir tavuk yumurtasının üstünde delik açıyorlar. Oradan içeri domuz gribi virüsü (H1N1) şırınga ediyorlar. 42 saatlik bir kuluçka dönemi var. Genleri güçlü olanlar, yumurta içinde daha hızlı büyüyebilenler, doğal seleksiyon sonucu ayakta kalıyor. Sonra onları alıp yine bir yumurtanın içine şırınga ediyor ve orada eski tip başka bir grip virüsüyle buluşturuyorlar. Hücrelerdeki buluşma sayesinde, bu sefer hızlı çoğalma özelliği olan başka bir virüs elde ediyorlar. Yine doğal seleksiyon sonucu geriye kalan son virüs klonlandığında domuz gribi aşısı için kullanılacak hammadde bitmiş oluyor. Dedim ya, çiftlik gibi...

Tehlike her zaman ilgi çeker

GİRİŞ 4 Bu da çok teknik oldu. İşin tehlikesinden bahsedeyim madem... Her zaman heyecan verir!..
Hangisi daha tehlikeli?.. Afganistan’da bir Taliban operasyonu mu, yoksa virüs üretilen bir laboratuvar mı?.. Ben hiç sormadım. Ama 3 katlı bir binanın girişine kurulmuş 9-10 odalı laboratuvarı gezdirirken, Dr. Doris Bucher her girdiğimiz yerde aynı açıklamayı yaptı: “Bu oda temiz, bir sorun yok.” 10 kişinin çalıştığı labda bütün işlemler çift eldiven, çift maskeyle yapılıyor. Odalar da sürekli temizleniyor. Laboratuvar yenilenmiş haliyle 6 yıllık bir geçmişe sahip ve şimdiye kadar hiç kimse hasta olmamış. Ancak Dr. Bucher, bunun gö sterilen titizlik sayesinde başarıldığını söyledi. Bir mikrobiyolojist. Ve neredeyse bütün çalışma hayatı virüslerin arasında geçmiş. Korkup korkmadığını sordum, “Ben çiftlikte büyüdüm. Annem de 97 yaşında ve hâlâ kendi başına yaşıyor. Niye korkayım” dedi. “Kökeninizde Türklük var mı” diyecektim, vazgeçtim.

İlaç şirketlerini açıklayayım

GİRİŞ 5 Evet heyecanlı oldu, kabul. Ama bu da fazla sulu!.. İşin ekonomisi belki dengeli bir giriş olabilir...
Bugün az da olsa, grip aşısıyla ilgili tıpta halen tartışmalar yaşanıyor. Faydaları, sinir sistemine zarar verip vermediği bazılarına göre hâlâ muamma. Ancak 1918’de grip salgınından ölen 50 milyon insan, dünyada grip aşısının en büyük dayanağı. O dönem aşı yoktu ve sonuç bir felaketti. 1957 ve 1968 salgınlarında ise aşı vardı ama bu sefer de üretimi gecikti. Dr. Doris Bucher’ın laboratuvarı işte 1968’deki son salgından sonra bulunan ve tam 40 yıldır devam ettirilen ekolün temsilcisi. Yıllık bütçelerini söylemedi. 12 ilaç firmasından oluşan büyük bir konsorsiyum tarafından desteklendiklerini anlattı sadece. Konsorsiyumun 3 büyüğü ise Sanofi Pasteur, Novartis ve GlaxoSmithKline. Aldıkları fona karşılık, çoğalttıkları virüsleri bu firmalara bedelsiz yolluyorlar. “Niye satmıyorsunuz” dedim, “Keşke satabilsek ama öyle bir hakkımız yok” dedi gülerek.

Madem öyle işte rakamlar

GİRİŞ 6 Ekonomi girişini sevdiyseniz istatistik girişini de seversiniz. Amazon.com gibi... Onu alanlar bunu da aldı.
Yılbaşından beri 1 milyon Amerikalı domuz gribine yakalandı. Bunların 5 bini hastanede tedavi gördü. 302’si de öldü. Tablo bu kadar vahim olunca, Amerikalılar şimdi ikinci dalgaya daha iyi hazırlanıyorlar. Bu yüzden iki hafta önce bir konferans düzenlediler ve mutlaka aşı olması gereken grupları belirlediler. Ancak sorun şu ki, eleme yapmayı unutmuşlar. Hamileler, bebekli aileler, sağlık çalışanları, 6 ay-24 yaş aralığındakiler, 65 üstü yaşlılar... Ülkenin yarısı öncelikli. Bir de herkesin en az 2 kez aşı olacağını düşünün... Hedef, ekime kadar 120 milyon doz aşı. New York istediği kadar hızlı virüs üretsin. İlaç şirketlerinin bu hesaba yetişmesi çok zor. Dr. Doris Bucher’a, “Yetiştirebilirler mi” diye sordum. “Biz üstümüze düşeni yaptık. Onlar da FDA (Amerikan İlaç Dairesi) onayını alır almaz üstlerine düşeni yaparlar” dedi.

SONUÇ

Aşıdan hep korktum. Bu yüzden ilkokuldaki aşı günlerinde hep saklanacak bir yer aradım.
Ancak ne kadar gizlensem de, öğretmenlerden biri yine bulur ve beni aşı sırasına sokardı. İğne vurulurken de yanımda durup ilgisiz konulardan bahseder, dikkatimi dağıtırdı.
Aşı yazısı da aşıya benzedi.
Nasıl başlamalı, nasıl anlatmalı derken bitti. Geçmiş olsun!..
X