Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

"İki Rambo: Çar Sultanla buluşuyor"

Putin'in Ankara ziyareti Batı'da ilginin ötesinde, tepki görüyor. Batı medyası iki lideri hedef alıyor, onları despotlukla suçluyor, dışlayan bir ifade ile "yalnızlaşmış adamlar" yakıştırması yapıyor.

Batı medyasının ve siyasi merkezlerinin hedef tahtasına koyduğu iki lider Putin ve Erdoğan, Ankara'da bir araya geldiler. Alman Focus dergisi, bu buluşmayı, "İki Rambo, bir düşman, Çar Sultan'la buluşuyor" başlığıyla vermiş. BBC Türkçe servisi ise buluşmayı, "Değerli yalnızlıklar zirvesi" şeklinde yorumlamayı tercih etmiş.

Bu dilin, bu haber veriş biçiminin, yaklaşımın arkasında ciddi bir hegemonyacı zihniyetin yattığını görebiliriz,

Erdoğan da, Putin de, Batı ile doğu arasında köprü olan iki ülkenin liderleri. Türkiye'nin de Rusya'nın da bir ayağı Avrupa'da, bir ayağı Asya'da. İki ülkenin de geleneksel olarak Batı'yla hep sorunları olmuş. Öte yandan, Avrupa'nın kültürel, sosyal ve siyasi değerlerini de hep önemsemişler, izlemeye çalışmışlar, parçası olmak istemişler.

BATI HEGOMONYASINA DİRENİŞ

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Rusya, Batı tarzı neo-liberal bir kalkınma yöntemi uygulamaya kalkıştı ve büyük bir iktisadi krizin içine düştü. Değişik siyasi ve ekonomik denemelerin ardından, kendi yolunu kendisinin seçtiği yarı devletçi yarı liberal bir yöntemi tercih etti.

Siyaset ise, otoriter bir tek adam yönetimiyle yürütülen, parlamenter rejim şeklini aldı.

Tayyip Erdoğan döneminde Türkiye, Batı'nın da desteğiyle, askeri vesayeti gerileten, sivil siyasetin güçlendiği bir rejime yöneldi. Uzunca bir dönem Batı ile iyi ilişkiler sürdürüldü.

Ne zaman ki, Türkiye, Batı'nın bazı siyasi tercihleriyle çatıştı, film koptu. Geleneksel Türk dış politikası hep Batı odaklı idi. Cezayir Kurtuluş Savaşını ezmeye çalışan Fransa'nın yanındaki ülkelerden birisiydi Türkiye. Bölgedeki Batı yanlısı diktatörlük rejimlerine hep arka çıktı. İsrail'in Filistin üzerindeki acımasız baskılarına Ankara sessiz kalır, ya da yumuşak eleştirilerle geçiştirirdi.

Askeri vesayetin geriletildiği, Kürt sorununda çözüm yolunda adımlar atıldığı bir dönemde, Türkiye'nin dış siyasetinde de değişiklikler yaşandı. İsrail'in Gazze'ye uyguladığı insanlık dışı yöntemlere sert tepkiyi gösterildi. Mısır'daki Batı yanlısı askeri darbeye karşı en açık tutumu yine Türkiye aldı. Suriye'de Esad rejiminin kaderi konusunda da bir zıtlık meydana geldi.

Ukrayna krizi ile Putin'in de başı Batı ile derde girdi. Ukrayna'nın Batı destekli gösterilerle köşeye sıkıştırılıp, Rusya'ya karşı bir yapılanma içine sokulma çabası, Moskava'nın, Washington ve Berlin ilişkilerini ciddi sarsıntıya uğrattı.

TÜRKİYE AMBARGOYA KATILMADI

ABD, Avrupa, Japonya ve Avustralya, Rusya'ya ekonomik ambargo uyguladı. İşte bu noktada ilginç bir gelişme yaşandı, Türkiye Batı merkezli bu ambargoya katılmadı. Rusya ile ilişkilerini geliştirmeyi tercih etti.

Putin, Türkiye'nin tavrını Anadolu Ajansına verdiği demeçte şu sözlerle övdü: "Türkiye'nin ekonomik işbirliği konusu dahil olmak üzere, bağımsız biçimde kararlar almasını takdir ediyoruz. Türk ortaklarımız çıkarlarını birilerinin siyasi hırsları uğruna heba etmeyi reddetti. Bunun gerçek anlamda iyi düşünülmüş ve ileriye dönük bir politika olduğu kanısındayım."

ANKARA MOSKOVA

Putin'in Ankara ziyareti bu nedenle Batı'da ilginin ötesinde, tepki görüyor. Batı medyası iki lideri hedef alan, onları despotlukla suçluyor, dışlayan bir ifade ile "yalnızlaşmış adamlar" yakıştırması yapıyor.

Farklı farklı nedenlerle olsa da, iki lider Batı'yla gerginlik yaşıyorlar. Batı ise onları, "uysal müttfekiler" olarak görmek istiyor.

"Yoksa" diyorlar, "hakkınızda kampanyalar açar, algılar oluşturur, tecrit eder, hatta ekonomik kriz çıkarır ve sizi siyaseten yok ederiz. Sizi istikrarsızlaştırırız!"

Tecrit etme ruh halinin, Türkiye içindeki doğal müttefikleri tabloyu daha karmaşık hale getiriyor.

Putin aleyhtarı rüzgar Ukrayna'dan estiriliyor. Türkiye'de ise iç ve dış bütün sorunlar, iktidarı sarsacak büyük gerilimlere dönüşebiliyor.

Almanya'da çözüm süreci döneminde giderek yükselen Türkiye aleyhtarı tepki, ciddi bir kampanyaya dönüşmüş durumda. Alman Focus dergisi bu durumu şöyle özetliyor: "Her iki lider hakkında da şu anda Batı'da pek iyi konuşulmuyor. Putin, Batı'nın yaptırımlarına kızıyor, Erdoğan ise Batı'yı sömürgeci olarak görüyor ve nefret söylemine başvuruyor. Şimdi bu ikili buluşuyor. Rambo politikacılar, Batı'ya karşı işbirliği yapar mı?"

BBC ise durumu şöyle özetliyor: "On yıl önce gönüllü başlayan, son dönemde Batı'nın kurumları tarafından kuşatılmışlık duygusuyla zorunlu olarak yoğunlaşan Putin- Erdoğan yakınlığının gelecekte Avrasya ekseninde yeni ittifaklara zemin hazırlayıp hazırlamayacağı sorusu pek çok çevrede tartışılmaya devam ediyor."

Türkiye ve Rusya tarihin ilginç bir döneminde kader ortaklığı mı yapıyorlar...

Göreceğiz...

X