"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

İçimdeki böcek

<B>İ</B>çimde bir böcek var. Yemin ediyorum var. <br>

Biliyorum. Hissediyorum.

*

Ve o böcek çok tuhaf zamanlarda ortaya çıkıyor.

Daha doğrusu kafasını dışarı uzatıyor.

Bana sormadan.

Beni takmadan.

Paniğe kapılıyorum.

Kendimi kontrol etmeye çalışıyorum.

Onu geri içeri sokmaya çabalıyorum.

Çünkü korkuyorum.

Tamamen, yeryüzüne çıkmasını istemiyorum.

Hiç.

Böceğimi ne kendim bu kadar çıplak görmek istiyorum ne de başkalarına göstermek.

Çünkü jelatinlerin arasından kurtulup, yüzde yüz özgürlüğüne kavuştuğunda, ne olacağını inanın kestiremiyorum.

Ben bir canavara dönüşebilirim.

Sonra, birilerinin canını yakabilirim!

*

Tüm bunlar size Sanskritçe gibi geliyor, değil mi?

Değil.

Aslında çok net söylediğim.

Olduğunu var saydığım içimdeki böcekle, hayatın çeşitli alanlarında aldığım zevk arasında birebir ilişki var.

İnsan, çok zevk almaktan korkar mı?

Evet, bazen.

Hani gülmek de, güya iyi bir şeydir.

Ama insan katıla katıla gülerken de ölebilir aslında...

O zaman da o sevimli gülme eylemi, korkunç bir şeye dönüşebilir.

İşte o hesap.

*

Çünkü zevkin de skalası var.

Herşeyin olduğu gibi.

Az zevk almak, azdan biraz daha fazla zevk almak, zevk almak, çok zevk almak, çok çok çok zevk almak...

Ve işte ondan sonrası Allah kerim.

Yani böcek!

*

İnsanın zevkten aklını yitirebilmesi mümkün müdür?

Ben, inanırım.

Kırmızıysa zevkin rengi, zevkin dozu arttıkça renk de koyulaşıyor, kan kırmızılarından, bordolara, kızıl kahveye, koyu kahveye, sonra da siyaha ulaşıyor.

Peki sonra?

Söylüyorum size...

Böcek!

*

İnsanın aşırı zevkten birine zarar verebilmesi mümkün müdür?

Evet.

Ablam, bebekken dünya güzeliymiş, hala öyledir gerçi, ve babamın kuzeni onu o kadar çok severmiş, o kadar çok severmiş ki, güzel beyaz kolunu önce öpmeye başlamış...

Sonra...

Hart!

Evet, ısırmış!

Ablamın koluna kan oturmuş.

O da tabii mahvolmuş...

Ben bunu nasıl yaptım diye!

Ama elinde olmadan ısırmış.

O kadar çok seviyor ki, ona niye zarar vermek istesin?

Ama işte tutamamış kendini...

İşte o hesap.

İnsan çok sevince, çok zevk alınca karşısındakine istemeden zarar verebilir.

Bütün kontrol mekanizmaları sizi terk edebilir.

Ve böcek devreye girebilir.

*

Boşuna, zevk dozu artınca, mutluluğun işkenceyle karışabileceği bir noktaya gelince...

Kendimizden geçmiyoruz.

Boşuna bağırıp çağırmıyoruz.

Duyulan zevk arttıkça, resmen acıya dönüşüyor.

Ve işte bazen o zamanlarda böceğimden korkuyorum.

Dışarı çıkacak diye...

Ve ben aldığım zevki sona erdirmek için zevkten kendimi ve karşımdakini bıçaklayacağım diye...

*

Bugün ilandan dolayı yer kısaydı...

Bir delinin hatıra defterinden bir sayfa okudunuz.

Ama fena mı oldu?

Kedimden, annemden vesairemden sonra böceğimle de tanıştınız...

Siz çok fazla ciddiye almadınız ama sizin zannettiğiniz kadar masum bir yaratık da değil o böcek.

Genellikle nöbet anlarında ortaya çıktığı için, insana herşeyi yaptırabilir.

Nasıl olsa bu yazıyı bir yere bağlayamayacağım.

Uğraşmayayım diyorum.

Ben böceğimi bağlamaya gidiyorum!


Bugünkü yazı yer itibariyle biraz tuhaf oldu. Yerle birlikte ruhum da çeşitli geometrik şekillere girdiğinden ortaya böyle bir sonuç çıktı. Lütfen idare edin. Şikayetleri müdüriyete değil, bana bildirin...
X