"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Her iktidarın önü kesilmek istenir

BAŞBAKANIN İstanbul’da bazı gazete yazar ve yöneticileriyle yediği akşam yemeğinin notlarını okudum.

Başbakanın söyledikleri net olarak yazılmamış ama üzerinde mutabık kalınan nokta, "Başbakanda, AKP iktidarının önünün kesilmeye çalıştığı havasının bulunduğu" yönünde.

Bu hava sadece Başbakanda yok, hemen hemen bütün kabine üyelerinde var. Hatta bütün AKP’lilerde ve AKP yanlısı yazarlarda da var. İyi de, bütün iktidarlara muhalefet edilmez mi, bütün iktidarlar AKP’lilerin deyimiyle "kuşatılmaz" ya da önü kesilmek istenmez mi?

Demokrasinin gereği değil midir bu? Bir iktidarın önü nasıl kesilmek istenir diye bakarsak bunun aracı muhalefettir. Hadi daha ileri gidelim, iktidarı düşürmek için oyunlar oynanır, parti parçalanmaya çalışılır, yeni iktidar planları yapılır, bunun için iktidar partisinden transferler de yapılır...Bunları daha önce görmedik mi, yaşamadık mı?

Peki bunların bir bölümünü yine bu iktidar döneminde de yaşamadık mı? TBMM’de yeni bir parti grubu ortaya çıkmadı mı?. Genellikle olmaz ama iktidar partisi olan AKP, başka partilerden milletvekili transferi yapmadı mı?. Bu transferleri yaparken iktidarın nimetlerinin kullanıldığı, yine kredilerin, ihalelerin gündeme geldiği söylenmedi mi?

Peki AKP iktidarındaki, Başbakan dahil tüm bakanlardaki bu ruh halinin sebebi ne?

Kısacası; muhalefet demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Muhalefet olmadan demokrasi olmaz. Bu muhalefeti kim yapar derseniz., bunun sağlıklı yolu TBMM’deki ve dışında kalan siyasi partilerin yapmasıdır. Eğer bu konuda bir boşluk olursa, muhalefet partileri sadece "nasıl olsa iktidarda yıpranır, sonunda bizim oyumuz artar" diye kendi yormaz, kılını kıpırdatmazsa, muhalefetin başka yerlere kayması kaçınılmaz olur. Bunun gideceği yer de daha çok sivil toplum kuruluşlarıdır. Yani muhalefet partileri, biriken muhalefeti yönetemiyor ona tercüman olamıyorlarsa, başka kurum ve kişiler bu görevi yerine getirir.

Ki; Türkiye sendikalar başta olmak üzere, sivil toplumu henüz gelişmemiş bir ülkedir...

Siyasi partiler ya da başka kurum ve kişilerden gelecek muhalefetin kendini ifade edeceği mecra ise medyadır. Basının işlevlerinden biri "kamuoyu adına denetim yapmak"tir. Yani farklı sesleri, eleştirileri, yapılan icraatların eksik ve yanlışları medyada dile getirilir ki; seçimde oy kullanacak vatandaşlar doğru dürüst karar verebilsinler. Basına dördüncü kuvvet denmesinin nedeni de budur. Basının iktidarı olduğu gibi diğer kuvvetler olan yasamayı da yargıyı da bizce eleştirmesi gerekir. Her alandaki eleştirilerde eksik kalındığı ise bir gerçek.

DEMOKRASİ HERKESE LAZIM

Erez Bölgesi için imzalanan anlaşmalar nedeniyle geçen hafta Kudüs’te bulunurken sohbet imkanı bulduğumuz Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’e, bu yöndeki görüşlerimizi aktarma fırsatı bulduk. Hükümet Sözcüsü Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in, Orhan Pamuk davasında hatta "Irak Büyükelçimize yapılan saldırının arkasında basında çıkan yazı ve yorumları" sebep gösterdiğini, Enerji Bakanının Rusya ile Ukrayna arasında çıkan doğalgaz krizinden bile Türk basınını sorumlu tuttuğunu hatırlattık. Gül’e "Kabinede nasıl bir ruh hali bulunduğu"nu, muhalefeti bırakıp, "kendilerine bir düşman yaratıp birliklerini sağlamak için basını mı hedef seçtiklerini" sorduk. Gül, basının kesin olarak düşman ilan edilmediğini, bazı kişisel durumların bu eleştirilerin dozunda etkili olduğunu belirtip, "hepimiz insanız"dedi. Ancak bir yandan da, başka bir sorumuza "siyasi taktikler uygulanıyor, bunların ille de siyasi partiler tarafından yapılması gerekmiyor" gibi yanıtlar vermesi de gözümüzden kaçmadı.

Daha geçen gün Ali Babacan’ın ekonomik tabloyu özetlerken, yine, cari açık konusunda olumsuz yorum yapanları çok sert bir dille, neredeyse düşman etmesi de gözden kaçmadı.

Bir daha söyleyelim: iktidar muhalefetsiz olmaz,Olursa bunun adı demokrasi değil başka şey olur. Gerçek demokratlık sadece "mevsimlik AB taraftarlığı" değildir. Muhalefet her yandan gelebilir ve bunun dile getirildiği yer medyadır. "Kuşatılıyorum", "önüm kesiliyor" gibi sözler, eleştirileri önlemeye, sindirmeye çalışan iktidarların, bozgun ruh halini yansıtırlar.

Demokrasi de, eleştiri de, muhalefet de herkese lazım. Bir zamanlar iktidar olanlara da..
X