Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hepimiz Nurseli’yiz

Birkaç gündür Nurseli İdiz’le ilgili yapılan yorumları, kaçamakça, ayak oyunlarıyla çekilen fotoğrafları herkes gibi ben de dehşet ve şiddet içinde takip ediyorum.

Evet, şiddetle çünkü zaten Nurseli’ye yapılanın, yaşatılanın tam adı da bu.
Bir kadın var ortada... Güzel, akıllı ve başarılı.
Ama hayatın zaman zaman hepimizi içine çektiği çıkmazlardan birine ya da yaşadığımız zorluklara girmiş besbelli.
Nereden biliyoruz, çünkü zaten bunları kendisi defalarca söyledi.
Saklamadı, başkaları gibi oyunculuktaki başarısını kameraların, fotoğraf makinelerinin önüne taşımadı.
Sağ gösterip sol vurmadı.
İçten pazarlık etmedi, yaşadıklarını reklam malzemesi yapıp üzerinden prim yapmayı hedeflemedi.
Olduğu gibi oldu, içinden geldiği gibi, Nurseli’den ödün vermeden, Nurseli gibi olan bitenle savaştı.
Üstelik Allah’ın herkesten uzak tutması için dua ettiğim bir hastalığı da sırtında taşıdı.
Ama biz ne yaptık?
Kadıncağızı kafasını dinlemesi için bırakmak yerine yerden yere vurduk.
Sanki yeryüzündeki en kötü haltı yapmışçasına suçladık.
Üzülmek yerine avuçlarımızı kaşıdık.
Hepimizin şu kiralık hayatta kimi zaman Nurseli olduğunu unuttuk.
Siz hiç parasız kalmadınız mı?
Aşk kazığı yemediniz mi?
Küfelik olana kadar
içmediniz mi?
Ona buna borçlanmak zorunda kalmadınız mı?
Hatta daha da beterlerini yaşamadınız mı?
Ya da yaşamayacağınızın garantisini size kim verdi?
Ama biz buyuz.
Birilerini sahiplenip sevmek için düşmelerini bekleriz, düşünce kaldırır gibi yapar, sonra küt diye tuttuğumuz o eli bırakırız.
Neden Evin Esen nefes bile alamadığı halde üç kuruş için rol keserken alıp bir hastaneye yatırmadınız da ölümünün arkasından konuşurken “Ay çok hastaydı, nefes bile alamıyordu” diye rahat rahat konuştunuz?
Çünkü siz, biz gibi şuursuz beyinler aslında hepimizin birer Nurseli olduğunu unuttuk.
Allah da hatırlatmasın inşallah.
Yürü Nurseli, pırlanta gibi evladınla yürü.
Sen bilirsin bu camiayı, burada dönen dolapları.
Sen yürü, durma, biz Nurseliler seni çok seviyoruz.

Bipolar bozukluk

Nurseli’nin hastalığı bipolar bozukluğu sizler için Uzman Klinik Psikolog Tuğba Kaplanhan’a sordum, aşağıdaki bilgileri verdi.
- Bipolar bozukluk hastası olan hiç kimse aynı değildir, başlangıcı, seyri farklı seyredebilir. 
- Öncelikle belirtmek gerekir ki, bipolar bozukluk kişinin güçsüzlüğü ya da karakter sorunlarıyla ilintili değildir. 
- Görülme sıklığı dünyada yüzde 3-5’tir. Zaman zaman yatışsa da çoğunlukla ömür boyu sürer. Bu nedenle bipolar bozukluğu olan kişilerin, aileleri, birinci derece yakınları hastalığı ve hastalarını iyi tanımalıdır. 
- Bipolar bozukluk, aynı insanda birbirine karşıt iki aşırı ruh halinin dönüşümlü olarak ortaya çıkması ile tanımlayabileceğimiz bir hastalıktır. Bu iki uç durumu ‘manik’ ve ‘depresif’ olarak tanımlıyoruz.
Manik dönem
Enerjide yükselme, kendine güvende artma, yargılama becerisinin bozulması, kavgaya yatkınlık, gergin ve hızlı hareket etme, uyku ihtiyacının azalması, para harcamaya yatkınlık, konuşmanın hızlanması, bir düşünceden diğerine hızla geçme, odaklanamama, çok fazla alkol tüketme
Depresif dönem
Üzgün ve sıkıntılı olma, boşlukta hissetme, enerjinin azalması, yorgunluk hissetmek, eskiden keyif veren etkinliklerden kaçma, keyif alamama, negatif düşünce içeriği, özbakımı ihmal etmek, tükenmişlik ve aşırı endişe hali, gündelik işleri yapmada yetersizlik, iştahta değişme gibi belirtiler gözlenebilir.
Bazen bipolar bozukluk hastaları bu iki uç durumu aynı anda yaşadıklarından yakınırlar. Bu ‘karma dönem’ diye adlandırılmaktadır.
Bipolar tanısı konan kişile-rin, psikiyatrist ve psikoloğun gözetiminde olmaları, medikal tedavi ve düzenli psikoterapi ile desteklenmesi, destekleyici sosyal çevre, alkol kullanmamaları, stresten olabildiğince uzak, güvenli bir ortamda yaşamlarına devam etmeleri, spor, uyku ve beslenme alışkanlıklarını kazanmaları sağlıkları için çok önemlidir.

X