"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hayat dersleri

Özür diliyorum, Miami’deyim. Denizin dibinde ev tuttuk, maaile eve doluştuk.

Süper eğleniyoruz, yazıyla uğraşmak istemiyorum. Ne halim ne vaktim var.  Aşağıda olmayan bir hayat dersi: “Neredeysen, zihninle de orada ol!” Ben de öyle yapıyorum. Sizi de eski bir yazıyla baş başa bırakıyorum. Miami’den sevgi ve selam gönderiyorum...

Kitabın adı: “Hayat Dersleri”. Aslına bakarsanız, “hayat geyikleri”. Dave Pelzer yazmış. Pelzer’in yazdıkları hafif olabilir ama yaşadıkları hiç de öyle değil. Feleğin çemberinden geçmiş bir arkadaş. Kitabın başında, Pelzer’in Amerikan tarihinin kayda geçmiş en büyük çocuk istismarlarından birine uğradığı anlatılıyor. 12 yaşına kadar alkolik bir anneyle yaşamış, başına tarifi olmayan felaketler gelmiş, sonunda da devlet, çocuğu anneden almış. İşte bu çocuk büyümüş yazar olmuş. Pek çok kitap yazmış. Genellikle çocuk istismarı ve çocuklarla ilgili. Ama bu başka. Bu hayat üzerine tatlı ukalalıklar. Göz atın, ne kaybedersiniz...

GEÇMİŞİNLE
SAVAŞMAYI BIRAK
Ondan hepimizin var: Kişisel tarih. Özgürleşmek mi istiyorsun? Mutlu olmak mı istiyorsun? O zaman geçmişinle uğraşmayı bırak. Savaşma artık kendinle. Kapalı çekmeceleri ikide bir açmanın, kendine acımanın, kimseye bir faydası yok. Hepimiz sevdiklerimizi kaybettik. Zor bir çocukluk geçirdik. Ya da annemiz babamız boşandı. Her ne ise. Değiştiremeyeceğine göre, o yaşananlardan alacağın dersi al ve yürrrrü...

GÜNDELİK
PROBLEMLERLE UĞRAŞ
Gündelik hayat problemleriyle uğraşmak fevkalade iyiymiş. Bizi depresyondan korurmuş, daha büyük problemlere karşı hazırlarmış. Hem boş oturanı Allah sevmezmiş! Şimdi kalk bankaya git, oradan Migros’a uğra, kızını anaokulundan al, oğlunu kursa götür. Sakın söylenme, bu tür şeyleri vakit kaybı olarak da değerlendirme. Gündelik hayat problemleri, insanın hayatla temasını sağlarmış. Zihni oyalarmış.

ZİHNİNİ
DİNLENDİRMEYİ ÖĞREN
Hah işte, bu önemli. Bu zihin de hep oyalanacak değil ya, arada dinlenecek! İstersen, televizyonun önündeki koltukta iki seksen yayıl, televizyona bak, istersen kitap oku, istersen gün içinde uyukla. Ya da öğle paydosunda git bir alışveriş merkezinde dolan, vitrinlere bak, ya da spor yap, yürü, yüz, kik-boks yap, balık tut, pencereden dışarıya bak, müzik dinle, şarkı söyle, hayal kur, seviş, neyse seni olan bitenden bir süreliğine koparan şey, onu yap. Kendin için yap. Şarj olabilen pil gibiymiş zihin, şarj etmezsen ayvayı yermiş. Bir de gece uykularının kıymetini bilecekmişsin.

KONTROLLÜ
PATLAMALAR YAŞA
Çok sevdim bu lafı: “Kontrollü patlamalar”. Şimdi arkadaşlar, bütün problemlerimizi çözmemiz imkânsızmış. Böyle bir zaman hiç gelmeyecekmiş. Hayat böyle bir şeymiş. E peki o zaman, aklın yolu birmiş, üzerimizdeki baskıyı azaltmamız gerekirmiş. İşte bunu yapmanın yolu, sadece 3 kelime: “Kontrollü Patlamalar Yaşa!” Atma yani içine, neyse derdin söyle, patla. Birine patla. Oh be. Ve rahatla.

KURTUL ŞU SUÇLULUK  DUYGUSUNDAN
Suçluluk duygusu, bu çağın hastalığıymış. Hepimiz bitmez tükenmez suçluluk duyguları içinde kıvranıp duruyormuşuz. Ve bu kötü bir şeymiş aslında. Şöyle düşünmek gerekiyormuş: “Herkes suçluluk duyacağı şeyler yapmıştır, ben de yaptım anasını satayım. Gurur duyuyor muyum kendimle? Hayır. Peki olan biteni değiştirebilir miy(d)im?” Cevap evetse, “Şöyle şöyle yapabilir(d)im” diyorsan, hâlâ şansın var git yap, haaa iş işten geçmişse, sen lazım gelen her şeyi yapmışsan... Ee o zaman be güzel kardeşim, uğraşma artık, yeme kendini, bitirme, bırak, bırak, bırak... Kurtul şu suçluluk duygusundan.

ASLA YATAĞA
MUTSUZ GİRME
Bayıldım buna. Söylenecek bir şey yok. ‘Asla yatağa mutsuz girme’den başka!

AFFEDİCİ OL
Çocuklarınla, annenle babanla, kocanla, karınla, sevgilinle, metresinle, kedinle, köpeğinle küs kalma... Çok istiyorsan küs ama çabuk barış. Affedebilmek, affedici olmak, çok mühim bir hayat dersiymiş bu. Birilerini, bir şeyleri affedemediğin takdirde o duygu içinde kemikleşirmiş. Bu da zararlı bir şeymiş. Ucu insanın kendisine dokunurmuş. Yani affederek başkalarına değil, kendine iyilik yapıyorsun aslında... Affet gitsin!

HİÇ KİMSEDEN NEFRET ETME
Bu da en mühim derslerden biri. Nefret de, olumsuz düşüncelerin, duyguların kişinin içinde kemikleşmesine sebep olurmuş ki... Fena ki, ne fena... Herkesi sevmesek de, nefret etmeyelim arkadaşlar! Bize zarar...

KENDİNİ TAKDİR ETMESİNİ BİL
İnsanın kendini sürekli “dövmesi” de iyi bir şey değilmiş. Durup bir başlangıç noktasına göz atmak gerekirmiş, “Neredeydim? Nereye geldim?” Öyle yani. “Ben iyi şeyler de yaptım” diyeceksin, kendini seveceksin. Sev! Ama durumu çok da abartma, kendini gereğinden fazla sevmek de zararlı...

NEGATİF OLANI KIŞKIŞLA
Ben size bir şey diyeyim mi, eskiden bu “pozitif olmak”, “pozitif düşünmek” lafları çok geyik gelirdi bana. Artık gelmiyor. Evet kardeşim doğru, pozitif olmak gerekiyor şu hayatta. Ve negatif olanı kışkışlamak. Budur yani. En büyük sır, en büyük ders budur. Çünkü hayatta en kolay şey, depresyona girmek. Mutsuzluk da bulaşıyor. O yüzden ben mutsuz olmayı bir hayat biçimi haline getirmiş olanlardan uzak durmaya çalışıyorum. Size de aynısını tavsiye ediyorum...

X