"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Hastayım hasta,çorbam tasta!

Şu anda sana bir hastane odasından yazıyor olabilirim ama sen bu satırları okurken ben çoktaan iyileşmiş olacağım sevgili maskeli Habitus okuru!

Yazarınız rahatsızlığından dolayı yazısını yazamıyordu ancak taburcu olabileceğim haberi geldiği anda kolumdaki serumu bir kenara fırlattım, iki günlük esarete en azından his olarak son verdim!

Bunu da başıma gelenleri yazarak kutlayayım dedim!

Elimde serum takılıyken “isterseniz tek elle yazın, serumlu eli kullanmasanız daha iyi olur” dedi doktorlar ancak -tek elle olsa da- yazacak güç pek bulamadım sevgili anlayışlı okur.

Zira iki gündür yapılmadık test kalmadı, bir yandan kolumda serum acıtır, bir yandan karnımın sancısı zıplatır, ancak pazartesi öğle saatlerinde toparlanabildim.

Şimdi “özgürsünüz, gidebilirsiniz” haberi bekliyorum doktorumdan.

Her şeyin başı sağlık demişler, çok isabetli bir laf söylemişler.

Efendiiiiim, endişelenecek bir durum söz konusu değil, domuz gribi filan da değilim; gayet iyiyim.

Ama ne yalan diyeyim, pazar sabaha karşı sorsanız aynı şeyi pek söyleyemezdim.

Üstelik hayatımın en neşeli akşamlarından birini geçirmişim, canım arkadaşım Zeynep’i nişanlamışım, sonra da kutlamaya çıkmışım...

Güzel gecenin sonu maalesef hastanede bitti.

Sabaha karşı eve döndüm. Karnıma öyle bir ağrı saplandı ki, sanki sanırsınız Freddie Krueger parmaklarındaki bıçakları tek tek karnıma sokup çeviriyor!

O da yetmiyor, birileri sağ tarafıma Bruce Lee tekmeleri atıyor!

Önce yemeği fazla kaçırdığımı düşündüm ama yarım saat içinde cenin pozisyonu alıp kımıldayamaz hale gelince işin rengi değişti.

O andan sonraki birkaç saati kare kare hatırlıyorum desem yalan olmaz.

Ambulansın gelişi, acil servisi canımın acısından avaz avaz bağırmak suretiyle birbirine katışım, sonra verilen ilaçlarla yavaş yavaş kendime gelişim...

Hastaneye ilk getirildiğimde apandisit üzerinde duruldu, çünkü acile ilk geldiğimde apandisiti patlamış bir hasta belirtileri gösteriyordum.
ılk tetkiklerden sonra birkaç gün -en azından tam olarak sorunun ne olduğu bulunana dek- hastanede kalmam gerektiği söylendi.

İstiyorum ki “Hanımefendi, fasulyeyi fazla kaçırmışsınız, sadece ufak bir gaz problemi, merak etmeyin, sizi şöyle tuvalete alalım, geçer” desinler de evime gideyim...

Bu arada hayatımda öyle “hastanelik oldum” diyebileceğim bir deneyim pek yaşamadım.

Klasik “bana bir şey olmaz” insanlarındanım... (Yanlıııış!)

Bir midem hassastır, zehirlenip dururum.

Onun haricinde nezle olmam, boğazım şişmez, üşütmem...

Öyle çok nanemolla değildir bünyem.

O yüzden hastanede yatıyor olmanın fikri bile bana o kadar acayip geliyor ki!

Üstelik hayatımda hiç bayılmadım, çok ciddi bir hastalık geçirmedim, ameliyat olmadım.

Zımba gibi bir insanım işte yahu!

Yatakta yatarken “Ne hastanesi şimdi?” diyorum içimden...

Neyse, ultrason, tomografi, muayeneler, idrar, kan testleri derken sıkıntımız apandisit değilmiş, ancak bir enfeksiyon söz konusuymuş, o anlaşıldı.

Serumları, ağrı kesiciyi, antibiyotikleri aldım, dinlendim, kendime geldim.

Ağrılarımın tamamen geçtiğini söyleyemeyeceğim ama en azından artık kolaylıkla ayağa kalkıp yürüyebiliyorum.

Cuma günü tekrar kontrole geleceğim, muayene olacağım, bakalım doktorcuğum neler söyleyecek.

İki gündür beni yalnız bırakmayan, “geçmiş olsun” dileklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim!
X