Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Haşlama köpek mi, kızartma fare mi?

‘La Luna Rosa’nın kaldırım masalarını çift sıra yapmışlar. Hepsi de dolu. Lokantanın içi de aynı şekilde. Barın iki yanı, geniş salonun köşelerinde televizyonların ses ayarı sonuna kadar açık, müşteriler buz kayağı maçlarını seyrediyorlar. Masa arkadaşım söylediklerimi duyamadığı için şikayetçi. Duyması için abartısız hoparlöre ihtiyacım var.

Florida’da okyanus yanı ‘Rosa’ tipik bir İtalyan lokantası, mönü iki lisanda hazırlanmış. Makarna, peynir, soğuk et çeşitleri, sıcak yemek ve tatlıların, tiramisuya kadar, çoğunluğu İtalyan ağırlıklı. Mönülere azınlık kültürü hakim. Sayfa eteklerinde tek cümleyle ‘’Evimizde yani burada pişirildi yiyeceklerimiz. Tüm ürünlerimiz saf ve taze’’diye yatık kutuda bilgi veriliyor.

Amerika’da etnik lokantaların müşterileri son yarım asrın göçmenleri. Erime potasında kaybolmamış azınlıklar lokanta müşterileriyle aynı kökeni paylaşıyorlar. Peki, üç-beş kuşaktan Amerikalılar ne yer, ne içerler?

Yeni Dünya et oburlar ülkesi. Amerikalıların ana gıdası et. Evlerinde de, gittikleri lokantada et yiyorlar. Yoldan gelip geçenleri rastgele çevirip ülkenin ulusal yemeği nedir diye sorsanız çoğundan ‘’Hamburger’’ yanıtını alacaksınız. Avrupa kökenli bu ürünü  ‘Amerikan köftesi’ diye tercüme etmek mümkün. Masrafı az, pişirilmesi kolay bu gıdayı 1940’da Illinois’li Richard ve Maurice McDonalds kardeşler mangal lokantası olarak piyasaya sürdüler. Giderek ilgi gören lokanta girişimci Ray Croc 1955’de satın aldıktan sonra zincirleme gelişen bir sanayie dönüştü. Kısa adıyla ‘McD’ her geçen yıl bir rakamlar cümbüşü yaşıyor. Bir özeti şöyle: McD dünyanın en büyük köfte-ekmek imparatorluğu. 34 bin lokantası var. Burger King, Wendy’s önde gelen rakipleri. İşçi sayısı 2 milyon. Tüm çalışanları ailece oy verseler iktidarı düşürebilirler. Mc D’ın piyasa değeri 100 milyar doların üstünde.

Milli yemeklerden söz ettiğimde karşıma nüfus patlaması gösteren ülkeler çıkıyor:‘’Naan’’milyarı aşkın nüfuslu Hindistan’ın ana gıdası. Sushi Japonya’nın, Pekin ördeği ise yerkürenin en kalabalık ülkesi Çin’in milli yemeği.

Güney Çin’de Guangzhou et pazarından söz edildiğinde keyfimiz kaçıyor. Bu bölgede doğmadığımıza şükrediyoruz. Çin, Vietnam’lılar kedi, köpek yakalayıp yiyorlar, Güney Asya’da solucan, fare, sıçan gözde gıdalardan. Turistik gezilerde lokal gıdaları denemek isteyenlere sipariş vermeden önce ne yediklerini sormalarını öneriyorum.

Türk mutfağının bu karmaşada yerini merak ediyorsanız, anlatalım:

’’Uluslararası yemek kitabı yazmak için 1854’de Türkiye’ye gelen İngiliz lordu Earl Carlisle 1854’de İstanbul’da incelemeler yaptıktan sonra ‘’şiş-döner kebabı, ızgara köfte, simit, gözleme, yoğurt, ayran, lokum, Türk kahvesini Türklerin milli gıdaları olarak niteliyor. Lord Carlisle listesinde rozbif ve Yorkshire muhallebesi İngiliz ana gıdası olarak Türk mutfağını hayli geriden izliyor.

 

X