"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Hapı yutmuş bulunuyorum gulp!

Kendim ettim kendim buldum. Mutluyum. <br><br>Yüzleeerce yazı var şu anda elimde.

“OKUR YAZAR” adındaki dosyama her bir ay adına tam 12 tane alt dosya açtım. Bu ay bitmeden, birini gözü kapalı seçip yayınlayacağım bu köşeden. Birilerini kırmaktan da çok korkuyorum... Offf başıma ne işler açtım bilmiyorum.

 

Cumartesi veya Pazar da olabilir o meçhul ve “ce eeesel” gün.

 

Bu arada üzülerek anladım ki, pek dikkatli okurlar değiliz. Oysa yazar olmak için, iyi de okur olmak gerekmez mi? Gerekir. Kurallarımı bazılarımız hiç takmamış, bazılarımız uygulamamış, bazılarımız ise hiç okumamış.

 

Öncelikle gönderdiğiniz yazı “köşe yazısı” şeklinde olmalı. Kısa hikaye olur. Hastası olduğum için kıyamam asla kısa hikayelere, çelerler gönlümü. Ama 350 kelimeyi geçmesin hiçbir yazı lütfen. Sınırı geçmeyenlere haksızlık olur.

 

Allah aşkına bir de başlık atın yazınıza. Ben nasıl yüzlerce yazıya başlık atayım insaf edin! İmlayı önemseyin. Ben hala azar işitiyorum imla konusunda. Kafamı kuma gömmüyorum ama. İnatla soruyorum, çalışıyorum. Örneğin söylememe rağmen “HER ŞEY” i birleşik yazıp “HİÇBİR” kelimesini ayıranlara azıcık bozuldum. HER ŞEY iki kelime, HİÇBİR tek kelime.

 

İzmir’ den çok sevdiğim okurum ve yazar Mehmet Sağlam en iyi örnek hepimize.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=41220

 

İnsanın üşenmeden yazdığını dönüp okuması şart.

 

Size yemin ederim, ben gerçekten oturup editörlük yapacak zamana sahip değilim. Olsa canım feda. Acele yok. Üzerinde çalışın yazınızın. Olmadı size bu konuda yardımcı olacak bir arkadaşınıza danışın. Ben de danışıyorum hala. Ayıp değil ki!

 

Bazen bir yazıyı insan 5 dakikada yazıyor; düzeltmesi, üzerinden geçmesi saatler alıyor. Bunu da Ayşe öğretti bana. Arman. Hatta üzerinden saatleri bırakın, yıl geçmiş yazım var benim, duruyor. Hep Ayşe yüzünden J.

 

“E-posta adresinizi verin yazınızın sonunda, isminizi, soyadınızı belirtin.” demiştim. Öldüm yazı sonlarına isim-soyad-e-posta eklemekten.

 

Yazınızı ekli word dosya olarak yollayın bir de yalvarıyorum. İletiden kopyala, dosya aç, yapıştır, sonuna isim-soyad ekle, adres ekle, kaydet, kapat... Amanın! 100 yazıya yarım dakika deseniz, halimi düşünün. Bittim, şaşı oldum. Şaşıyım artık ben şaşı! J

 

Yonca

“çapraz”

 

***

 

2 çocuklu, çalışan, yazan, bir kadın neden böyle işler açar kendine bilmem ki!

Deliyim ya ben, hoşuma da gidiyor okuduklarım ve en önemlisi de sizin bu heyecanınız zıplatıyor beni havalara.

 

Bir de lütfen; sevgiliye mektup yazıları yollamak yok. O bir köşe yazısı değil, kişiye özel mektup şeklinde. Yapabiliyorsanız, köşeleyin mesela ;).

 

Kıyamıyorum da kimseye “Hayır!” demeye. Hayır dedirtmeyin bana lütfen lütfen lütfen.

 

Yedim bitti, tırnak mırnak kalmadı bende.

 

İlk “Konuk Okur Yazar” çok yakında.

 

Bu köşede.

 

Rastgele.

 

Yonca

“fırtlatık”

 

Son iki noktayı koyan dip not:

1-Facebook’a yolladığınız özel mesajlarımı okuyamıyorum. Bu posta kutuma anca yetişebiliyorum çünkü. Duvara yazmaya devam; ama özel mesaj 4yaprakliyonca@gmail.com adresime.

2- Tweetliyorum evet. Çocuklar uyuyunca, patron ortadan kaybolunca, canım sıkılınca ben de attırıyorum iki tweet ortaya. Gelsenize J http://twitter.com/4yaprakliyonca

X