Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Halk ve sol (1)

<B>2005 </B>yılında <B>‘Halk nedir?’</B> sorusunun en basit tanımı, <B>‘Bir vergi ve sigorta numarası olan, her</B> <B>düzeyde uzmanlık isteyen bir mesleğin sahibi toplumsal bir kitle olabilir’.</B> Bu tanımı sosyoloji kitaplarında aramayın.

Toplumsal olmayan kitle elbette var ve ben buna yığışım diyorum. Çöplük gibi bir şey.

* * *

Kimi açık, kimi kapalı, kimi utangaç sağı temsil eden köşemenlerimiz, sanki kendi kapılarının önünü iyice temizlemiş gibi, CHP’yi bahane ederek sol düşünce ve ideolojinin, sol olduğu düşünülen siyasal partilerin durumunu eleştiriyorlar. Kimileri, örneğin CHP’yi ele alarak, toplumu (halkı) dinden arınmış bir kitle sandığı (saydığı) için halkın iltifatına mazhar olmadığını ileri sürüyor. Ve CHP’ye cumhuriyetçi laiklik anlayışını hemen terk etmesi gerektiğini söylüyor ve cumhuriyet devrimleriyle çelişen, ABD icazetli ılımlı İslam politikası izlemesini salık veriyor.

Kimileri İdris Küçükömer’in saçma şablonundan hareketle, cumhuriyet tarihinin bütün gerici hareketlerini temsil eden toplumsal ve siyasal oluşumları, sola örnek göstererek ‘Sen de bunlar gibi olursan halkın iltifatına mazhar olursun!’ diyor. Kimileri de ‘Sol ağzıyla kuş tutsa halkın oyunu alamaz!’ diyor ki ben bunların mantığını ‘Hayvan pazarı cambazı’nın mantığına eş tutuyorum.

Ama hiçbiri 1960’ların TİP’inin (Türkiye İşçi Partisi) adını ağzına bile alamıyor.

* * *

1980’lerin başında Özal ile başlayan liberal kapitalist atılımın çıkmaza girdiği anlaşıldıkça, liberal ve tutucu çevrelerin sola ve sol partilere olan eleştirileri saçma boyutlara ulaşıyor. Sanki ülkeyi bir sol iktidar yönetmekte ve kendi sol programını uygulamakta.

Hiçbir program ve ideolojik zihniyet eleştirisi yapmadan ‘Bu halk sola oy vermez, zaten 1950’den bu yana CHP halkın oyuyla iktidara gelmedi!’ diyorlar.

Demek ki Türkiye’nin bugünkü durumundan sol sorumlu değil! Yirmi milyon yoksulun; üç bin dolarlık milli gelirin, 600 milyar doları aşan borçların, IMF esaretinin, gelir dağılımı ve vergi adaletsizliğinin, köyleşen büyük kentlerin, banka hortumculuğunun ve her türlü melanetin sorumlusu 1950’den bu yana iktidara gelen sağ partiler. Evet!..

Marazi bir durum: Çağdışı, başarısız bir sağın buyruğunda hayali bir sola saldırıyorlar. Ama gerçek karşılaştırmayı yapmaya yürekleri yetmiyor:

Sağ partilerin iktidara geldiği, uygulamaların ABD Marshall Planı’nın gazıyla kanatlandığı 1950 yılında Türkiye neredeydi, Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz neredeydi? CHP ve kolları ve kanatları bağlı sol ile dalga geçerek başarı mukayesesi yapıl(a)maz; İkinci Dünya Savaşı’nın sillesini yemiş 1923-1950 ekonomisi ile 1950 sonrası sağ iktidarların borç gazlı ekonomisini karşılaştırmak hiçbir ahlak ölçüsüne sığmaz. Hodri meydan, Türk sağının şanlı başarısını (!) kanıtlamak için 1950-2000 yılları arasında, adını verdiğim ülkelerle karşılaştırın! Belki de sadece Yunanistan ile...

* * *

Solun niçin sağda olmadığını, solun neden sağ politikalar üretmediğini ileri sürerek Türk solunu eleştiriyorlar. Sol ancak kaynaklandığı Marksist düşüncenin ışığında, emekçi sınıfların programlarına göre eleştirilebilir; ve CHP’ye ‘Sen neden başta laiklik olmak üzere cumhuriyet ilkelerini savunuyorsun?’ sorusunun yerine ‘Sen neden yeterince solda değilsin, emekçilere yönelik programın neden güncel ve çağdaş değil?’ sorusunu sorarak...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI