Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Zirvenin milenyumu

Hadi ULUENGİN

YUVARLAK rakamların sembolizmini kenara bırakın, en kısa ve en lanetli asır olmuş olan 20. yüzyıl aslında Birinci Savaş'la başladı. Son tahlilde aynı arbedenin uzantısını oluşturan ‘Duvar’ın yıkılmasıyla da tarihe gömüldü.

Savaşların dehşeti onun tam zıddını yansıtan barış özlemini de kamçılar.

Dolayısıyla, ‘Harb-i Umumi’ bittiğinde galip devletler böyle bir barışı hayata geçirebilmek için 1920'nin ‘Cemiyet-i Akvam’ını kurdular.

Fakat heyhat, bol nutuk ve kof gövde, bu kurum hemen hiçbir işe yaramadı.

Faşist İtalya Habeşistan'a, militarist Japonya Çin'e ve Nazi Almanya yedi düvele karşı saldırıya geçtiğinde, Cenevre'deki silindir şapkalılar yılanın başını derhal ezebilmek için miğfer giymeye cesaret edemediler.

Kötü deneyden biraz ders çıkartıldı... İkinci Savaş bitiminde düzenlenen ve ‘Birleşmiş Milletler’in temellerini atan 1945 San Francisco Konferansı'nda iş daha sağlam kazığa bağlanmaya çalışıldı. Güvenlik Konseyi ve silahlı barış gücü, yeni uluslarası örgüt asgari bir yaptırım mekanizmasıyla donatıldı.

Ama yine heyhat, BM de deva olamadı. Boğazlaşmalar her yanda sürüp gitti.

Ve, 20. yüzyıla nokta koyan simgesel 2000 rakamı geldi çattı...

* * *

İŞTE, bugün New York'ta başlayan ve Cumhurbaşkanı Sezer dahil 152 devlet ve hükümet önderinin katıldığı ‘Milenyum Zirvesi’ yukarıdaki sembolik rakamdan yola çıkarak aynı BM'ye yepyeni bir ivme kazandırmayı amaçlıyor.

Toplantının mimarı durumundaki Genel Sekreter Kofi Annan hem ziyaret hem ticaret hesabı, geleneksel genel kurulun açılışını büyüyeterek, Güney - Kuzey iktisadi eşitsizliğinden yerküre atmosferinin ısınmasına; AIDS illetiyle mücadeleden eğitim seferberliğinin uygulanmasına, liderleri tüm politik, ekonomik, sosyolojik ve ekolojik sorunlarda ‘dürtüklemek’ hedefini güdüyor.

Bu konulara ilişkin olarak sunacağı ‘Milenyum Deklarasyonu’nun ülkeler tarafından onaylanmasını talep ederek de, çoktan beri büyük prestij kaybına uğrayan Birleşmiş Milletler'i tekrar ‘hayati kurum’a dönüştürmeyi hedefliyor.

Oturum nedeniyle Manhattan adasına doluşan önderlerin kulislerde yapacağı gizli - açık görüşme ve müzakereler ise ‘Yüzyılsonu Zirvesi’nin cabası...

Şüphe yok, 20. asır pratik olarak 1989 yılında Berlin'de bitmiş olsa dahi, teorik olarak ona simgesel nokta 2000 yılında ve New York'ta konuluyor.

* * *

KUŞKUSUZ, sembolizmlerden yararlanmak becerisini göstererek böylesine devasa bir toplantıya önayak olan Afrikalı diplomatı tebrik etmek gerek !

Ancak, dağın fare doğurabileceği ihtimalini ciddi biçimde göz önüne alarak ‘Milenyum Zirvesi’ni fazla ‘şişirmemekte’ de yarar var...

Zira malum, ne kadar kılı kırk yararak hazırlansınlar bu tür toplantılarda her kafadan ayrı ses çıkar. Ve, ‘ortak’ (!) bildiriler altın kalemle yemin billah imzalanmış olsa bile daha mürekkep kurumadan herkes bildiğini okur.

Üstelik, evet başında ‘birleşmiş’ ibaresi mevcut ama kendi dümen suyunda gitmiyor diye ABD'nin 2,5 milyar dolarlık katkı borcunu ödemediği veya Saddam' ın ya da Miloseviç'in resmen tiye aldığı BM'deki ‘birleşme’ye bin şahit ister.

Dolayısıyla, tamam cuma gününe kadar sürecek olan ‘Milenyum Zirvesi’ tabii ki olumlu bir gelişmedir... Yine tamam, belki de BM'nin insanlığın gerçek bir çokuluslu forumuna dönüşebilmesi açısından bir viraja tekabül edecektir...

Fakat hayale yer yok ! Zaten on bir yıl önce Berlin'de başlamış olan yeni asrın yeni sorunları, sembolik 2000 rakamı ve sihirli ‘milenyum’ kelimesi sayesinde New York'ta ne çözümlenecek, ne de ciddi çözüm aşamasına girecek...

Bana kalırsa, ‘Milenyum Zirvesi’ artık resmen de biten lanetli 20. yüzyıla son el fatihayı okusun, aslında bu bile en büyük başarı oluşturacaktır.

X