Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Natürmort cumhuriyet

Hadi ULUENGİN

‘CUMHURİYET, sosyalistlerin çizdiği harekat tablosundaki tuvali oluşturur. Ama üzerindeki resim bir natürmort değildir. Cumhuriyetin değerleri değişmez, fakat onların uygulama alanı ne durağan, ne de sınırlıdır’.

Yukarıdaki cümleleri Fransız Sosyalist Partisi Sekreteri François Hollande geçen pazar günü aynı partinin militanları önünde yaptığı konuşmada kullandı.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla hesabı, Hollande'nin metafor dolu ifadesi, Korsika'ya kısmi özerklik verilmesi planını reddederek bir tantana içişleri bakanlığından istifa eden Jean Pierre Chevenement'ı hedefliyordu.

Çünkü, lideri olduğu mikroskopik ‘sol’ (!) tekkenin stratejik konumundan yararlanan ve Saddam'ı bile desteklemekten çekinmeyen bu Mösyö Chevenement yalnız ‘nev-i şahsına münhasır’ bir kimlik sergilemekle kalmaz.

Hazret bilhassa ‘nasyonal cumhuriyetçiliğin’ Fransa'daki esas avukatıdır ki, söz konusu cumhuriyeti hala ve hala 1789'un kalıp ve şeması içinde görür.

İki yüz kusur senedir hayat, dünya ve Fransa dönüşmüşmüş, muhterem bunu umursamaz. ‘Yurttaşlar Hareketi’ lideri Jakoben merkeziyetçilik ve laikçilik bir nebze esnekleşse, derhal ‘cumhuriyet elden gidiyor’ yaygarasını basar.

Dolayısıyla, Jean Pierre Chevenement'in tuvale resmettiği cumhuriyet imajı gerçekten de, sosyalist sekreterin isabetle belirttiği türden bir natürmorttur.

* * *

NATÜRMORT ! Yani, adı üzerinde, ölü tabiat!

Hani şu hemen daima pastel renklerle boyanan ve çoğu kez ya toplanmış güz meyvaları, ya avlanmış sülün kuşları türünden sabit sahneleri gösteren; belki estetik güzelliğe rağmen de yine hemen daima hüzünler, en azından mutlaka duraganlıklar çağrıştıran tablolar vardır ya, işte onlar kastediliyor...

Peki ama cumhuriyet böyle midir ?

Haşa ! Ne münasebet !

Eğer cumhuriyet insanlık tarihinde bir aşamaysa; eğer evrimsel kaviste bir sıçramaysa, nasıl olur da fırça onu ölü tabiata indirgeyebilir ? Mümkün değil.

Değişimin sembolü cumhuriyet tabakta çürük duran değil ağaçta ham büyüyen meyvayla; masada cansız yatan değil gökte özgür uçan kuşla resmedilebilir !

Ötesi, söz konusu kurum modern zamanların rejimidir ve onun tuvalindeki tablo bu zamanlara damga vuran ve vurmaya devam eden fütürizmin, kübizmin, ekspresyonizmin ve neo ekspresyonizmin; pop - art'ın, hiperrealizmin, post - modernizmin, konseptüalizmin muazzam dinamiklerini yansıtmakla yükümlüdür.

Kimsenin şüphesi olmasın, cumhuriyet en avangard bir devinim tablosudur!

* * *

OYSA, Fransa'da 1789'un çoktan köhnemiş şekli tabularına sarılan Mösyö Jean Pierre Chevenement; bizde ise 1923'ün o sıra çizdiği çerçevenin milim dışına çıkmaktan ödleri kopan yerli ‘nasyonal cumhuriyetçiler’, işte ellerinde üzerine yalnız hüzün renkleri sıkılmış palet, yukarıdaki bütün çağdaş ve yeni ekollerden bihaber, çala fırça, sabit bir natürmort boyamaya çalışıyorlar.

Kim ki onların süper muhafazakar akademizmini aşarak cumhuriyeti bir Malevitch dinamiğiyle, bir Picasso öncülüğüyle, bir Dix formuyla, bir Hopper duyarlılığıyla resmetmek istiyor, ‘bu sanat yasaktır’ diye feryadı basıyorlar.

Hele hele, bizdeki ‘nasyonal cumhuriyetçiler’ gibi atelye şefliğini, resim eleştirmenliğini veya galeri sahipliğini zapt-u rapt altına almışlarsa, işi modernist ressamların tuvallerini anında parçalamaya vardırıyorlar.

Evet, cumhuriyeti değeri değişmez bir tuval sathı olarak sahipleniyoruz!

Ama o tuvale ölü tabiat değil, canlı devimim tablosu resmetmek istiyoruz!

Dönüşümün dinamik cumhuriyetini cansız bir natürmortta duraganlaştırmak, bilinçli bilinçsiz, onun mortoyu çekmesine çanak tutmakla eş anlamlıdır !

X