Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi buradan demokrasi çıksın

KİM Başbakan Erdoğan’a ne söyler bilemem; ama göstericilerin ‘Hükümet istifa’ sloganları sadece bir tepki, Arap Baharı değil. Sokağa çıkanları iyi okumalı; kent merkezlerinde orta ve alt gelir grubundan, eğitimli ‘29 Mayıs’ın apolitik’ gençleri çoğunlukta, kenar mahallelerde ise ev kadınları dahil her kesim var.

Tümü de yaşam tarzlarına müdahaleye; otoriter, her şeye ve herkese karışan, ahlak ölçüleri koyan bir başbakan görüntüsüne itiraz ediyor, “El âlemden sana ne” diye sesleniyor.
“Aynı gün 60 milyar dolarlık ihale yapan bir Türkiye, ekonomik kalkınmasını gerçek bir demokrasi ile de taçlandırabilir” demek istiyorlar.

ÖZGÜR MEDYA İÇİN

Gezi Parkı eylemi olmasa da bir başka vesileyle bu patlamanın yaşanacağı görünüyordu; çünkü bardak taşmakta, halkın nabzını her an tuttuğunu savunan iktidar ise bunu göremeyip, diğer yüzde 50’yi, yüzde 7-13-26 diyerek üçe bölüp küsurat konumuna itmekteydi. Medya üzerindeki baskının artık gizlenir hiçbir yanı kalmamıştı.
Gösterilerin belki de en büyük yararı, medyaya baskının tehlikeli sonuçlarının, hem medya hem de iktidar sahiplerince fark edilmesidir. Sanıyorum ki medya, olması gereken yere oturma şansını böylece yakaladı.
Baskıdan, sorgulamaktan, soru sormaktan uzaklaştırılmış medyanın ülkeye kötülük ettiği açık seçik ortaya çıktı; şapka düştü, kel göründü; çok da iyi oldu.
Bu vesile ile göstericiler, medyanın mesajı aldığını görerek, tanık da olduğum bazı kanalların muhabirlerini engellemeye acilen son vermeli. Bülent Arınç’ın açıklamaları olumlu bulunuyor; ama eksik yanlar da var. Arınç, orantısız güç konusunda sadece ilk gün eylemcilerinden özür diledi. Ancak o ilk gün, Arınç dahil hiçbir hükümet üyesinden ses çıkmadı, ta ki ‘özür dilemediği’ diğer göstericiler sokağa çıkıp meydanlara girene dek. Onlara da hiç değilse, ‘Bizi uyandırdınız’ teşekkürü yapabilirdi.

BALKONDA KALMAYACAK BİR KONUŞMA

Önceki gece Kızılay’da gençlerle polisin sohbetlerini dinledim; inanın zaman zaman boğazım düğümlendi, o gençlere hayranlığım, güvenim arttı.
Polislerin içinde bulunduğu zorlukları, sıkıntıları da yeniden gördüm.
“Biz size güveniyoruz, onun için sizin gibi zırhlı ve silahlı değiliz” dediler.
Özellikle de İzmir’de polisin iki genç kızımızı dövmesini gündeme getirdiler. Örneğin Arınç, o kızlarla da empati kurabilir; üstelik bunun için dağa çıkmasına da gerek yok, İzmir Kordon’a gitmesi yeterli. Demem o ki, polisle konuşan gençler Başbakan’a, şu net mesajı verdi: “Gösterici veya bir vatandaş şiddet uygulayabilir; ama başvuracağım bir devlet var. Devlet, şiddet uyguladığında ise çaresiz kalıp sadece vicdanlara sığınıyorum. Vicdanlar kanıyor, siz bunu görmüyorsunuz”.
Emin olun ki, AKP’ye oy veren göstericilerin ana itirazı da bu şiddete. Şimdi tüm gözler Başbakan’a dönmüş durumda; çünkü herkes biliyor ki ülkenin Başbakan’ı Arınç değil Erdoğan’dır.
İşte o Erdoğan, ortaya çıkan yeni Türkiye’yi gerçek bir demokrasiye taşıyan lider de olabilir, tersi de. Umalım ki Başbakan, balkonda kalmayan, her sözcüğü uygulamaya geçen bir balkon konuşması yapar; bu gençleri çocuklarının yerine koyarak onları kucakladığını -ki inanın onlar bunu hak ediyor-, anladığını gösterir.
Başta iktidar sözcüleri, gerçeği görmek isteyen herkes korkularını kenara koyarak iş daha fazla sarpa sarmadan Başbakan’ı bu yönde zorlamalı.

NOT: Sayın Başbakan, ‘ÇAPULCU’ sözcüğünü ne sevimli yaptınız bir bilseniz!

X