Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Güzel ve mutlu bir bayram dilerim...

Yılbaşı daha yeni geçti, şimdi de Bayram geliyor. Bugünden itibaren on gün süreyle ayrı kalacağız. Herkes bir yana gidecek, günlük yaşamımızın dışına çıkacağız. Rahat bir nefes alacağız. Tüm okurlarıma, sağlıklı ve mutlu bir Kurban Bayramı geçirmelerini dilerim.

10 GÜN SONRA YENİDEN BULUŞMAK ÜZERE...

 

Kurban Bayramı bu defa çok iyi geldi. Öylesine bir tarihe oturdu ki, birden bire 10 günlük bir tatil ile karşı karşıya kalıverdik. Aslında, her yıl aynı tartışmayı yapar, bizim gibi fakir ülkelerin boş geçirecekleri böylesine fazla tatile ihtiyacımız olmadığını, ekonominin büyük kayıplara uğradığını söyleriz.Gerçekten de çok tatilimiz var. Bizden zengin ülkeler bizden daha fazla çalışıyorlar. Ancak ne yapalım, bu çark böyle dönmeye başlamış ve böyle gidecek.

          

10 günü herkes farklı değerlendirecek.

          

Eğer izin verirseniz, ben de dünyanın bir ucuna gideceğim.

          

Aylardan beri yoğun bir çalışma içindeydim ve ortamımı değiştirme ihtiyacı hissediyorum. 16 Ocak pazartesiden itibaren yine buluşacağız.

          

Tüm okurlarıma, mutlu, sağlıklı bir Kurban Bayramı geçirmelerini dilerim.

 

DURUMU BİR DE YUNAN VE RUMLARA SORUN…

          

Medya’da gözünüze çarpıyordur, Avrupa Birliği nedeniyle, Türkiye’nin durmadan ödün verdiği, özellikle de Kıbrıs konusunda çok büyük kayıplara uğradığımız hakkında yazılar çıkıyor. Merak ettim ve karşı tarafın ne düşündüğünü araştırdım.

          

Kıbrıs Rum basınını taradım.

          

Ardından Yunan basınına baktım.

          

Bir de ne göreyim, meğer asıl şikayetçi olanlar Rumlarla Yunanlılarmış.

          

Rum ve Yunan basınında, hükümetlerine yönelik olarak sıralanan sert eleştirileri şöyle özetleyebilirim:

 

-       Türkler hiçbir ödün vermiyorlar. Oysa Yunan hükümeti, AB konusunda Ankara’ya yeşil ışık yakarken, başta Kıbrıs olmak üzere önemli adımlar atılacağını söylemişti.

-       Türkiye Kıbrıs’ı (Güney’den söz ediliyor) resmen tanıyacaktı, tek bir adım dahi atmadı.

-       Türkiye, Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde limanlarını dahi açmıyor ve kimse bir şey yapamıyor .

-       Türkiye beklentileri karşılamadığı taktirde AB ile müzakerelere başlayamayacaktı, oysa şimdi bakıyoruz ki, tarama ile birlikte müzakerelere de geçilmek üzere.

 

Özetlemek gerekirse, bizler şikayet ediyor, hükümeti eleştiriyoruz, ancak karşı taraf kendi hükümetlerine yönelik olarakçok daha sert bir eleştiri kampanyası sürdürüyor.

 

Peki kim haklı ?

          

Yoksa Rumlar mı ?

 

GÜL, BİRİLERİNİ SORUMLU TUTUYOR

          

Dışişleri Bakanı Gül, Salı günü CNN TÜRK’ün MANŞET programında, Mithat Bereket’in sorularını yanıtlarken, Kıbrıs konusunda son derece önemli bir noktaya değindi. Bakan, Kıbrıs’ın Avrupa Birliğine tam üyeliğinin Türkiye tarafından önlenebilecekken, bizim hatalarımız nedeniyle durdurulamadığını söyledi.

          

Gül çok açık seçik konuşamaz tabii. Ancak cümlelerinin arasından çok net bir sonuç çıkıyor. Denktaş ve Türkiye’de Denktaşı destekleyen çevreleri işaret ediyor. Onların zamanında gereken adımları atmamalarına değiniyor.

          

Açıkça söyleyemediği şu :

          

“Eğer Denktaş, Annan planını başından itibaren ötelemese, Ecevit hükümeti çözümsüzlük peşinde koşmasa, Anan planı Kopenhag doruğunda kabul edilmiş olsaydı, bugün Rumlar tek başlarına AB üyesi olmayacaklardı.”

          

Benim de ekleyeceğim bir dip notu var: Keşke AKP’nin o ilk haftalarındaki deneyimsizliği olmasa, bugünkü gibi düşünüyor olsaydı, o zaman Denktaş’ı da ikna edebilirler, dönemin KuvvetKomutanları ve Cumhurbaşkanı Sezer’in direnişlerini daha kolay aşabilirlerdi.

 

ABD, İRAN’I VURMAYA HAZIRLANIYOR

 

Kim ne derse desin, bölgemizdeki karabulutlar yine yoğunlaşmaya başladı.

          

FBI, ardından da CIA Başkanlarının Ankara’ya gelmeleri ve önümüzdeki aylarda da, ABD Dışişleri Bakanı Rıce, İngiltere Dışişleri Bakanı Strauw ve ABD Genelkurmay Başkanı’nın sırada bekledikleri haberleri geliyor.

          

Komplo teorilerine bayılan bir toplumuz, ancak bu defaki gidiş gelişler pek komploya benzemiyor. Medya’daki haberlere bakılacak olursa, ilk söylentiler Kuzey Irak ile ilgili bir gelişme beklendiği şeklindeydi.Doğru olmadığı hemen anlaşıldı.

          

Benim Ankara kulislerinden öğrendiğim kadarıyla, bu ziyaretlerin tek bir konusu yok. Hemen hemen her şey konuşuluyor. Ancak içlerinde bir de ağırlıklı konu var. O da, İran’ın nükleer silah yapmasını engelleme projesi.

          

Amerika, İran’dan açıkça kuşkulanıyor ve nükleer santrallerini vurmaya hazırlanıyor. Çok kişinin sandığının aksine, Washington’un, Ankara’dan bu iş için üs istemeye ihtiyacı yok. Bombardımanı, denizdeki gemilerinden yapabilecek güce ve teknolojiye sahip. Ancak İran’a olası bir saldırı, Türkiye’yi dolaylı şekilde etkileyeceğinden dolayı, Ankara bilgilendiriliyor. Siyasi destek vermesi, hiç değilse karşı çıkmaması isteniyor.

          

Ne zaman olur ?

          

İşte işin o yanını henüz kimseler bilmiyor. Ancak eninde sonunda bir borbardıman yaşayacağımız, ısrarla tekrarlanıyor.

 

 BU İŞ, PUTİN İLEİYİ İLİŞKİYLE OLUR MU ?

 

AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) pazartesi günkü toplantısından sonra, kim tarafından sızdırıldığı bilinmiyor ancak, Başbakan “ Ukrayna- Rusya doğal gaz çekişmesi bizi etkiler mi? şeklindeki bir soruyu -MYK’ya katılan birinin aktardığı kadarıyla- “Biz bir sorun yaşamayız. Putin ile aramız iyi.” diye yanıtlamış.

          

Doğrusu ben Başbakanın böyle bir yanıt vermiş olabileceğine inanmıyorum. Belki uzun bir açıklama içinde buna benzer cümle etmiş olabilir, ancak doğal gaz fiyatlarının, iki lider arasındaki dostluk ilişkileriyle saptanmadığını bilecek kadar deneyimlidir.

          

Gazetelerde bu haberi okuyunca şaşırdım. Herhalde Başbakanı dinleyenler anlayamamışlardır (!) dedim.

 

KURBAN BAYRAMI’NDA YARDIMA MUHTAÇ ÇOCUKLARI UNUTMAYALIM !!!

 

Kurban Bayramı yaklaşıyor….Bayramlarda, yılbaşlarında, eşe dosta hediye, alışveriş, eğlence derken avuç dolusu para harcıyoruz. Gelin bu Kurban Bayram’ında dini gerekliliklerimizi yerine getirirken, gerçekten ihtiyacı olanlara da ulaşalım. Kurban kesmek ve kurban etini eşle dostla paylaşmak iyi güzel ama ya sizin desteğinizle bir lokma et yiyip kan değerlerinin yükselmesi ile kendinde lösemiyle savaşma gücü bulacak çocuklar? Bu daha önemli değil mi? LÖSEV’e (LÖSEV İSTANBUL 0 212 268 68 68/www.losev.org.tr) yapılan bağışlar karşılığında, 12 ay boyuncaPınar Et ve Et ve Balık Kurumu’ndan taze et alınabiliyor. Böylece lösemili çocuklar sadece bayramda değil, yılın her günü et yiyebiliyorlar. Bu beslenme, kan değerlerine de yansıyor tabii ki… Kurban ücretiolarak vereceğiniz tutar ise200 YTL. Bir başka kurban bağışı ise; ERAM Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği.(ERAM 0 212 533 10 09 / www.eram.gen.tr) Bu dernek aracılığıyla yoksul özürlü ailelerine ve özürlülerin eğitim gördüğü okullara ulaşabilirsiniz. Küçük baş kurban bedeli 250 YTL, büyük baş ise 750 YTL.

 

BARIŞ KÖPRÜLERİ

 

“Dünyaya açılan Türk okulları ve onun arkasındaki düşünce ve kitlesel destek bize, bu dünyada “ Şu Çılgın Türkler” adına çok şey söylüyor.”

 

Ufuk Kitapları’ndan (0212 232 17 51) çıkanBarış Köprüleri – Dünyaya Açılan Türk Okulları” adlı kitap bu dizeyle selamlıyor bizi. Kitap uzunca bir süredir tartışılan ama çok fazla da tanınmayan yurt dışındaki Türk okulları üzerine uzmanların ve siyasi liderlerin kaleme aldığı makalelerden oluşuyor. İlber Ortaylı, Toktamış Ateş ve Eser Karakaştarafından editörlüğü yapılan bu çalışmada çok yararlı makaleler yer alıyor. Yurtdışındaki Türk imajı diyorum ya hep, işte o imajı güçlendirmenin bir yolu da bu okullardan geçiyor… “Barış Köprüleri”ni okumanızı tavsiye ederim.

X