Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gürültüsüz bir reformcu

SESSİZ adam yani Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk yeni bir reformu daha gerçekleştirdi:Büyük Atatürk'ün hukuk alanındaki en önemli devrimlerinden biri olan 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu'nu bir bütün halinde ve çağımıza uygun bir anlayışla değiştirdi.Kuşkusuz bunu sadece bakan yapmadı. TBMM'nin hakkını yememek lazım. Ama bir yasanın Meclis'ten çıkabilmesindeki en önemli etken çoğu kez ilgili bakanın kişiliğidir. Ciddiye alınmayan bakanın önerileri de ciddiye alınmaz. Yaptıklarında isabet olduğu izlenimini veren bakan ise, projelerine kolay destek bulur. Kıyıda köşede kalmış pek çok önemli projeyi de diriltir ve işte bu örnekte olduğu gibi yasalaşmasını sağlar.Türk'ün hakkını inkár etmeyelim:Yargıç ve savcıların maaşlarını Türkiye'nin bugünkü koşullarının elverdiği ölçüde o iyileştirdi. Avukatlık Kanunu'nun çıkmasını o sağladı. Ceza ve infaz rejimini uygar ülkelerin kurallarına o bağladı. Yapımı bir türlü gerçekleşmeyen ve F Tipi diye anılan cezaevlerinden acilen ihtiyaç duyulanların inşaatını o tamamlattı. Ve yaklaşık yirmi yıldır teröristlerin egemenliği altında olan ceza ve tevkif evlerini, anarşiden o kurtardı.Bunlar bir çırpıda aklımıza gelenler. İhtimal daha pek çok şey sayılabilir ama sadece bunlar bile Sayın Türk'ün adını ‘‘saygı ile anılacak bakanlar’’ listesine koymak için fazlasıyla yeter.Son reform yani Medeni Kanun'un baştan sona, üstelik çağdaş yönde değiştirilmesi, -sadece kendi hafızamıza dayanarak söyleyelim- en az yirmi yıldır bitmeyen bir projenin nihayet tamamlandığı anlamına geliyor.Gerçekleştirilen reformun kamuoyuna çarpıcı gelen tarafları aylardır gazetelerde yazılıp duruyor:Erkek artık aile reisi sayılmayacak. Erkek ile kadın her açıdan eşit haklara sahip olacak. Mal varlığı rejimi, eşlerin haklarını koruyacak şekilde eşitlik bazına oturacak.Kadının çalışabilmek için eşinden izin almasına ihtiyaç kalmayacak...Bunlar bugün bize önemli gelmeyebilir. Oysa biz 1920'de TBMM'de ‘‘seçim çevrelerindeki milletvekili sayısı belirlenirken kadın nüfus da göz önünde tutulsun’’ dedi diye muhafazakár milletvekillerinin Tunalı Hilmi Bey'e saldırdığı bir toplumun evlatlarıyız. Bir yıl kadar sonra, Eğitim Bakanı İsmail Sefa Bey'in ‘‘Eğitim Şûrası'na kadın öğretmenleri de çağırdığı için’’ istifaya mecbur edildiği de bilinir. Ama Türkiye, kadının toplumdaki yeri ve kadın hakları konusunda gelişmiş ülkelerin hepsiyle yarışacak düzeyde başarı sağlamış bir ülkedir. Bu gerçek hele de bugün yani İran'da bir kadın sanatçı toplum önünde konser verdi diye insanların sevindiği, Afganistan'da kadınlar ‘‘burka’’dan çıkıp ‘‘çarşaf’’ giyiyorlar diye bayram edildiği bir dünyada önemlidir.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI