Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu
Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu
Prof.Dr. Mikdat KadıoğluYazarın Tüm Yazıları

Günlük şikayetlerimizden hava ne kadar sorumlu?

Klasik şikayetler: ’Bugün başım ağıyor’, ‘off kafam çatlayacak’, ‘gözümü açamıyorum’, ‘öyle canım sıkkın ki’, ‘içimde anlaşılmaz bir sıkıntı var’, ‘donuyorum’, ‘yanıyorum’.

Yanıt: ‘Havadandır canım!’ Bunlar dünyanın her tarafında karşılaştığımız gündelik konuşmalar. Böylece birçok şeyden en büyük günah keçisi olan havayı sorumlu tutup duruyoruz. Peki hava bunlardan ne kadar sorumlu? Bunun için dışarıda bizi etkileyen güneş ışığı, rüzgar, buharlaşma, sıcaklık, nem ve giyim gibi belli başlı altı faktöre dikkat etmeliyiz.

MÜMKÜNSE GÜNEŞE ÇIKIN

Birinci faktör güneşlenmedir ve direkt güneş ışınıyla kendimizi daha sıcak hissederiz. Eğer gölgedeyken havayı soğuk hissediyorsanız, mümkünse güneşe çıkın. Bulutlu havada dışarıda bulunan bir insan, aynı hava sıcaklığına sahip güneşli bir havada bulunan birine göre daha çok üşür. Bu durum, Erzurumlu’nun İstanbul’a gelince neden üşüdüğünü de açıklamış oluyor. Çünkü İstanbul daha az kar yağışı almasına rağmen Erzurum’a göre daha bulutlu bir havaya sahiptir. Bir de atalarımız ‘Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü’ demiş. Yani kışın koyu renkli giysiler güneşin sıcaklığını daha fazla hissettirir. Atalarımıza göre ‘Berduşun şaşkını da kış günü gözlük takar’mış!

RÜZGAR SAĞLAMLAŞTIRIR

İkinci önemli faktör rüzgardır. J. Willard Marriot’a göre ‘İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur’muş. Benzer bir şeyi insan için söyleyemeyiz. Çünkü rüzgar, özellikle insan terlemiş veya ıslak olduğu zaman havanın daha soğuk hissedilmesine ve hastalığa yol açar. Rüzgarlı ve kuru bir günde yüzerseniz bunu daha iyi anlarsınız. Rüzgar, vücut üzerindeki nemin buharlaşmasını arttırır. Vücudun üzerindeki su, sıvı halden gaz haline geçerken buharlaşma için gerekli olan gizli ısıyı vücuttan emerek vücudu soğutur. Böylece buharlaşma bir soğuma işlemidir ve kişinin kendisini daha soğuk hissetmesini sağlar.

BUHARLAŞMAYA DİKKAT

Derimizin üzerinde her zaman nem vardır. Terleyen ağaç gibi insan bedeni de buharlaşmayla devamlı su kaybeder. (Kuru ve sıcak havalarda ve uçak vb. klimalı araçlarda uzun süreli yolculuklarda bu nedenle bol sıvı alınmalıdır.) Rüzgar su kaybını kuvvetlendirir. Esintili sıcak bir gün, rüzgarsız sıcak bir güne göre kendimizi daha rahat hissetmemiz de bundadır. Lucill De Chazal’un ‘Pencereyi siz açarsanız temiz hava gelir; başkası açarsa cereyan olur’ sözü ise havayla ilgili değildir! Ama güneşli bir kış gününde dışarıdaki cereyanın, yani rüzgarın çıplak cilt yüzeyleri için soğutucu ve kurutucu etkisi kötüdür. O nedenle, kışın güneşli havalarda rüzgarın soğutucu etkisini öğrenmeden dışarı çıkmamalı.

SICAKLIK KONFORU ETKİLER

Ezop, ‘Ben, aynı zamanda hem sıcak hem de soğuk üfleyen bir insanla hiçbir işim olmasını istemem’ diyor, ama insan konforunu etkileyen en önemli faktör sıcaklıktır. Eğer sıcaklıklar düşerse, insan bedeni etrafını çevreleyen havayla birlikte vücut ısısını aşamalı olarak kaybeder (titrer ve üşümeye başlarsınız). Eğer hava sıcaklığı çok yüksekse, beden aşırı ısıyı depolar ve bu ısıyı çevreye yaymakta zorlanır. Terlemeyle vücutta su kaybı artar ve havayı yapış yapış hissettiğiniz için konforumuz da bozulup bunalmaya başlarız.

NEM MUMYAYA DÖNDÜRÜR

Böylece havanın çok sıcak olduğu günlerde nem de önemlidir. Nem, vücuttan buharlaşmayla olacak su kaybını kontrol eder ve bedenimizdeki tüm suyun kaybolmasına, kuruyup mumyaya dönmemize engel olur. Yazın hava kuru ise vücut, buharlaşma sonucu soğumayla sıcaklığını normal değerlerde korumada, yani kendimizi rahat hissetmemizde başarılı olur. Eğer çok sıcak bir yaz gününde hava hem kuru, hem de hafif bir şekilde rüzgarlıysa aşırı hava sıcaklığı pek rahatsızlık vermez. Havadaki nem yüksek olduğu zaman deriden buharlaşma ve dolayısıyla buharlaşmayla soğuma azalmaktadır. Böylece aynı sıcaklıktaki nemli bir gün, kuru bir günden daha sıcak ve rahatsız edicidir...

KIŞIN ÜÇ, YAZIN TEK KAT

Dışarıda insan konforu üzerinde etkili olan son faktör giyimdir. Atalarımızın ‘Yeni testi suyu soğuk tutar’ demiş ama giysinin yeni veya eski olmasının pek fazla önemi yok. Mevlana’nın ‘Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok. Nice elbise gördüm içinde insan yok’ sözü ise beni aşıyor. Benim söylemek istediğim doğru bir giyim özellikte soğuk olan bir günde kendimizi daha rahat hissetmemizi sağlar. Çok soğuk havalarda vücut sıcaklığını korunmak için giysilerimizin üzerine giysiler ilave etme şansımız vardır. Sıcak havalarda ise üzerimizdeki giysilerin tümünü çıkartsak bile artan vücut sıcaklığımızı düşüremeyebiliriz. Bununla beraber soğuk bir günde vücudu hafifçe saran koyu giysileri kat kat (en az üç kat ince ince) giyinmek, kalın kazak vb. şeyleri giyinmekten daha iyidir. Bunun tersi sıcak bir yaz günü düşünüldüğünde, güneş ışınlarını yansıtması için açık renkli ve vücutla giysi arasında ısı birikmemesi için de bol ve tek kat giyinmek en iyisidir.

ŞİKAYET ETMEDEN ÖNCE...

Bu altı faktör, büyük ölçüde kişinin kendini nasıl hissedeceğini belirler ama herkes sıcaklıkları farklı algılar. Bu nedenle, insan konforunu belirleyen hiçbir formül bu altı faktörü bir arada değerlendirememekte. Bu durumda, insanların kışın kendilerini konforlu hissettiği hava sıcaklıklarının 20 ila 25.6 derece arasında değiştiği düşünülmektedir. Bu nedenle, kışın oda sıcaklığı en az 20 derece; fazla hareket etmeyip üşümekten şikayetçi olanlar için ise en fazla 25.6 derece olmalıdır.

Özet olarak, eğer bu kış günlerinde üşüyorsanız güneşte durabilir, rüzgarı azaltabilir, sıcaklığı, nemi ve giysilerinizi arttırabilirsiniz. Şüphesiz atmosferde oluşan faktörleri kontrol edemeyiz. Ama (1) doğru giyinmek, (2) kapalı yerlerde bulunmak ve (3) biraz hareket etmek bizim elimizdedir. Ancak ondan sonra havadan da şikayet edebilirsiniz...
Yazarın Tüm Yazıları