Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gelin, yepyeni bur sayfa açalım

Ermeniler’in soykırım iddiaları artık sırtımıza yapıştı. Ermeniler müthiş bir inatla olaya asıldı, biz ilgisiz kaldık. Sonunda, uluslararası kamuoyu bize damgayı vurdu. Herkesle kavgalı yaşayamayacağımıza göre, her şeye yeniden başlayabiliriz. Soykırım iddialarına karşı yepyeni bir tutum takınabiliriz.

Bu iş bitmiştir. Kendimizi aldatmayalım. Yeni bir yaklaşım benimsemediğimiz taktirde soykırım yapan millet damgasından kurtulamayacağız.

 

Soykırım Tasarısı Komite’den geçti. Gelecek ay ABD Temsilciler Meclisi’nin gündemine girecek ve oradan daha da kolaylıkla geçecek.

 

Bu tasarının hiçbir bağlayıcı yanı olmamasına rağmen, Komite tarafından onaylanması dahi canımızı yaktı.Moralimizi fena halde bozdu.

 

Bu şekilde Amerikan iç politikasının ne kadar bel kemiksiz, ne kadar cahil, ne kadar küçük hesap yapanlar tarafından yönlendirildiğini bir defa daha öğrenmiş olduk.

 

Kızmakta, tepki göstermekte son derece haklıyız.

 

Ancak, unutmamak gerekir ki bu da dünyanın sonu değil. Aksine, uluslararası gerçeklerle yaşamak zorundayız.

 

Kim daha güçlü, kim daha zengin ise, onun borusu daha fazla ötüyor.

 

Tepkimizi sonuna kadar hissettirelim, ancak aklımızı da kullanalım. Uzun vadede kendi çıkarlarımızı kollayalım. Ülkemiz yara aldı. Ermeniler bu oyunda yeni bir başarı kazandılar. Ancak her şeyin sonuna gelmedik.

 

İşte benim önerim de bu...

 

Gelin, bundan sonrası için, inisiyatifi biz ele alalım. Sadece kızıp, bağırıp çağırmakla yetinmeyelim. Amerikan politikacısını cezalandırmak için, tüm enerjimizi hiddetlenerek harcamayalım.

 

Gelin, bu defa aklımızla hareket edelim.

 

Soğukkanlı davranalım.

 

İyi hesap ve sıkı bir planlama yapalım.

 

Ermenilerin oyunlarını tersine döndürelim.

 

Bugüne kadar, önceleri soykırım iddiasını görmezden geldik. Ardından, köşeye sıkıştıkça sürekli direndik. Haklılığımızı anlatmak için doğru dürüst hiçbir çalışma yapamadığımızdan dolayı, ne dediğimiz duyulmadı.

 

Sadece seyirci olduk ve sadece kızdık.

 

Gelin, şimdi tam tersini uygulayalım.

 

Belgesel yaparak, birkaç broşür veya cılız kitap yayınlayarak değil, uluslararası hileleri kullanarak, akıllı adımlar atarak, soykırım iddialarının ötesine geçelim.

 

Kompleks duymadan, cesur kararlar alalım.

 

301’inci maddelerden kurtulalım.

 

Azeri kardeşlerimizi de ikna edelim.

 

Bugüne kadarki politikalarımızın hiçbir işe yaramadığını, aksine tam anlamıyla çöktüğünü gördük.Bundan ders alıp, yepyeni bir yaklaşımla ortaya çıkalım.

 

                                           *                    *                    *


GELİN SOYKIRIM’I TARTIŞALIM....

 

Yeni bir başlangıç yapabilmenin, yeni bir sayfa açabilmenin koşulları çok ağır olacak. Hiç sevmediğimiz, hatta bugüne kadar onurumuzu zedelediği için ağzımıza almadığımız konuları konuşmak zorunda kalacağız. Eğer şimdi adım atmazsak, ilerde çok daha güç durumlara düşeceğiz. O zaman daha ağır gelecek.

 

İnsanlar arasındaki ilişkide olduğu gibi, uluslararasındaki ilişkilerde de zamanlama her şeyden daha önemlidir. Bugün yapmanız gerekeni yarına bırakırsanız, bugün atmanız gereken adımı geciktirirseniz, çok geç olur. O zaman, tek adımla halledeceğiniz bir sorunu iki üç adımla halletmek zorunda kalırsınız.

 

İşte Türkiye’nin durumu böyle...

 

Ya yepyeni bir tutum alacak veya ilerde daha da güç duruma düşecek. Ya tüm politikasını değiştirecek veya olduğu yerde sayacak, devamlı kaybedecek.

 

Dış politika değişikliğinin başında, inandırıcılığı yüksek bir yaklaşım gelmeli. Eğer soykırım damgasının silinmeyecek şekilde sırtımıza yüklenmesini istemiyor isek, “Soykırım olmadı” demekle yetinmemeliyiz. Gerçekten yaşananları açıkça ortaya koymalıyız. Hiçbir şeyi saklamamalıyız.

İkinci önemli unsur, soykırım kelimesi yerine, gerçek bir niteleme, yeni ve başka bir kelime veya bir cümle bulup, sürekli şekilde bu kelimeyi kullanmalıyız.

 

Batı ülkeleri üniversitelerine yönelik konferanslar, seminerler organize etmeliyiz.

 

İç politika değişikliğinin başında ise, 1915 olaylarını hiçbir kompleks duymadan tartışma ortamını yaratma gelmelidir.

 

Türk toplumu, 301 korkusundan kurtulmalı ve o dönemi geniş şekilde konuşabilmelidir. Türk toplumu, farklı düşündüğü için dayak yemek veya protesto edilme tehdidinden de kurtulmalıdır.

 

Türkiye arşivlerini gerçekten açmalıyız.

 

Eğer saklayacak bir şeyimiz yoksa, küçük oyunlara başvurmamalı, herkesi şeffaflığa itmeliyiz.

 

Bunları başarabilirse, Türkiye’nin uluslararası alanda inandırıcılığı artar.O zaman ortak komisyon kurma önerimiz ciddiye alınır. Ermeniler kaçamaz ve kabul etmek zorunda kalırlar.

 

Bugüne kadar yaşananlara rağmen yine kıpırdamazsak, istediğimiz kadar tepki gösterelim, istersek soykırımı kabul eden ülkelere sınırlarımızı kapatalım, kurtulamayız. Eninde sonunda da, kapımızı başkaları, başka şekillerde çalmaya başlarlar...

 

X