Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geleceğin futbolcularını tanıyın

Geçtiğimiz hafta Fransa’nın Lyon şehrinde düzenlenen Danone Uluslar Kupası’nda 12 yaşındaki çocuklardan oluşan Türkiye takımı, 40 ülke arasından üçüncü oldu. Kalecimiz Murat, ayrıca en iyi kaleci ödülünü de aldı.

-Sinan, ben neden Fransa’ya gittim biliyor musun?

-Evet anne, para kazanmaya.

-Tamam da, ben para kazanıp gelmedim. Ne içindi, onu soruyorum.

-İş için.

-Tamam ama ne yaptım?/images/100/0x0/55eb585cf018fbb8f8bb41b6

-Bilmem...

-Kızmayacaksın ama...

-Kızmayacağım.

-İyi o zaman, çocukların futbol turnuvasına gittim.

-ANNNEEEEEE!!!

Vicdanımı rahatlatmam lazımdı. Başta ona söylemeye hiç niyetim yoktu. Hatta bu sayfayı bile ortadan kaldıracaktım. Ne var ki, orada yaşadıklarımı ve gördüklerimi o kadar çok insana anlatmak ve onları şöyyylleee bir sallamak arzusu ile doldum ki, işe kendi oğlumdan özür dileyerek başlamak istedim.

Bütün çocuklardan özür dilerim: Sizlere oyun oynayacak kocaman alanlar, spor yapacağınız ya da en azından top peşinde koşamadığınız sahalar, tesisler veremediğimiz için...

Neyse, baştan başlayalım...

12 yaşındaki bir grup Türk çocuğu, ülkemize iki koca kupa kazandırdılar. Bunlardan bir tanesi üçüncülük kupası, diğeri de en iyi kaleci kupasıydı. Hoş, aslına bakarsanız "fair play" kupasını da hak ettiğimize inanıyorduk ama onu Bangladeş’e verdiler.

Yaklaşık 8 senedir bütün dünya ülkelerinden çocuklar, Danone Uluslar Kupası için bir araya geliyor. Yaşları 10-12 arasındaki bu çocuklar, önce kendi ülkelerinde seçilerek bir takım haline geliyorlar. Sonra da markanın hamiliğinde, bir takım ruhu eşliğinde hazırlanıyor, yetiştiriliyorlar. Sonra da Lyon’da yapılan dünya finaline katılıyorlar.

Bütün hikaye "Hayallerinize İnanın" sloganıyla başlıyor. Bu sloganla yola çıkarak, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde pek çok okula haber salınıyor. Beş senedir bu işle ilgilenenlerden biri olan ve olayımızın gerçekten bu kadar büyümesine katkıda bulunan Milli Eğitim Bakanlığı Okuliçi Beden Eğitimi Spor ve İzcilik Dairesi Başkan Vekili Metin Cengiz, bu sene katılımın epey arttığını söyledi: Beş yıl önce katılan okul sayısı 900 iken bu sene 8000’e ulaşmış. 115 bin öğrenci de hayallerini gerçekleştirmek için bu yolculuğa katılmış.

NASIL HAZIRLANDILAR

Bu çocukların nasıl toparlandığını siz annelere biraz anlatalım: Her yıl 81 ilden çocuklar okul takımlarıyla beraber bu kupaya katılabiliyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri’nin duyuru yapmasıyla beraber Küçükler Futbol İl Birinciliği’ne katılım başvurusu İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’ne yapılıyor. İl birinciliklerinde dereceye giren okul takımları, Türkiye’nin 8 merkezinde yapılan grup birinciliklerinde illerini temsil etmeye hak kazanıyor. Grup birinciliklerinde başarılı olan 32 takım ise Türkiye birinciliğine katılmaya hak kazanıyor. Türkiye birinciliği sonrasında en yetenekli küçük futbolculardan seçilerek takım kuruluyor.

Bu kadar çocuğa ulaşmak ve onları toparlamak için Danone Kupası Koordinatörü Kenan Öner ve ekibi uzun süre uğraşmış. Binlerce çocuk izlendikten sonra kurulan takım da eski milli futbolcumuz 16 Yaş Altı (U16) A Milli Takım antrenörü / Danone Uluslar Kupası Teknik Direktörü Hami Mandıralı ve yardımcısı Bursaspor Altyapı Antrenörü / Danone Uluslar Kupası Yardımcı Teknik Direktör Musa Öztürk’ün ellerine teslim ediliyor. Kamp ve sıkı bir çalışmadan sonra 40 ülkenin çocuklarıyla yarışmak için yola çıkılıyor.

ZİDANE’A KOŞTULAR

Çocukların bizden önce gittikleri Lyon’da, biz varana kadar İtalya ve Meksika’yı yendiklerini öğrendik. Tabii bu büyük bir moral oldu bize. Kendimizi uçaktan iner inmez sahaya attık. Bizimkiler kazandıkça kazandı ve yarı finale kaldılar. Son gün maçlar Lyon’daki Gerland Stadı’nda olacaktı. Sahayı ikiye bölerek maç alanlarını oluşturdular ve bütün sıralama maçları bu iki sahada oldu. Bizim takımımızın da yarı final maçı buradaydı. Orada penaltılarda yenildik ve üçüncülük maçına kaldık. Bizi ancak penaltılarda yenen Güney Afrika takımı Fransa’yı 3-0 yenince de açıkçası biraz rahatladık.

Bizim takımımız bizi çok mutlu etti. Maç öncesi bize el salladılar. Her gol attıklarında bize koştular. Ne var ki son gün üçüncülük maçında attıkları golden sonra haklı olarak hepsi Zidane’a koştu! Ona dokundular, ona sarıldılar. Zidane onların maçını seyretti. Bunun gerçekten önemli bir şey olduğunu ben bile kadın aklımla biliyordum!

O çocuklarda aklım kaldı inanın. Bir taraftan böyle bir deneyim kazandıkları için onları şanslı buluyorum. Ama bir taraftan da oynadıkları futbolu görünce bunun sadece şans olmadığını anlıyorum. Dünyanın dört bir yanından çocuklarla arkadaşlık kurdular. Futbolla ilgili pek çok insan onları izledi. Kim bilir kaç tanesini gözüne kestirenler oldu. Onların hepsini olmasa bile bazılarını ileride çok iyi tanıyacağımıza eminim.

GÖZLERİM DOLDU ÇÜNKÜ...

Çünkü... çocuklar yan yana sahalarda maç yapıyorlardı. Burası spor için ayrılmış kocaman bir alandı. Toplam 4 saha vardı. Çocukların heyecanı ve eğlencesi dışında bizim durumumuz geldi aklıma... Bizim çocukların spor yapacağı böyle bir yerin hayalini kurdum. Yanımızda Futbol Federasyonu’ndan katılan eski Galatasaraylı milli futbolcu Türkiye Futbol Federasyonu AR-PEG Teknik Sorumlusu Yılmaz Gökdel vardı. Ona bile yakındım: "Ya ne olacak bizim çocukların hali!!! Nerede top oynayacaklar? Neden bizde böyle sahalar yok? Bunu kimden beklemek lazım? Bunu kime anlatmak lazım. Bakanlığa mı, federasyona mı, belediyelere mi, kime?"

KAPTAN RECEP ANLATIYOR

Selam... Ben Recep Niyaz. 12 yaşındayım. Denizlispor’da oynuyorum. Ben Danone’yi ilk yıllarında televizyonda izlemiştim. Ve o zaman düşündüm ve ne kadar şanslı çocukların var olduğunu gördüm. O zamanlar babama sordum. Babam bana "sen de çok yeteneklisin, sen de gidersin" dedi. Geçen sezon da seçilmiştim. Ama gitmemize 1 hafta kala kolum kırıldı. Çok üzülmüştüm. Babam bana seneye daha çok çalış, gene seçil, dedi. Burada olmaktan çok mutluyum. Hami Mandıralı gibi eski bir yıldız oyuncunun öğrencisi olmak bana çok gurur veriyor. Hami Hocam bana güvendi ve takımın kaptanlığını verdi. Bu haberi duyunca çok mutlu oldum ve çok heyecanlandım. Bir takım kaptanının ne kadar sorumluluk alması gerektiğini biliyorum. Burada yediğim en güzel yemekleri yedim. Giydiğim en güzel formaları giydim. Benim kulübümün forması naylondan yapılmış. Bir de burada disiplin ve karaktere çok önem veriyorlar. Herkese çok teşekkür ederim.

BU KUPA NE İŞE YARIYOR?



Türkiye’nin farklı yerlerinden on binlerce çocuğa futbol keyfi yaşatıyor.

Fair play ruhu aşılıyor. Zaferlerin tadını beraber çıkarmayı, takım ruhunu, kaybedince alkışlamayı, saygı ve paylaşımı öğretiyor.

Çocuklar, futbolun teknik kurallarını ve ahlaki değerlerini turnuva ruhu içerisinde öğreniyor, uluslararası çapta bir organizasyona katılma heyecanını yaşıyor.

Aralarındaki dostluğu pekiştiriyor ve ülkemizin gelecek neslin sporcularının eğitimine katkıda bulunuyor.

2007 TÜRKİYE TAKIMI

İsim Kulübü Görevi

1- Gökhan AkkanGençler BirliğKaleci


2- Fatih AlagözAntalya YeşilbayırDefans

3- Hüseyin Rüzgar Fenerbahçe Orta saha

4- Furkan TaşdemirFenerbahçeDefans

5- İlker Barış ÖztokmakAntalyasporOrta saha

6- Gökhan GözÜmraniyesporOrta saha

7- Nuri Fatih AydınEskişehirsporOrta saha

8- Atakan UstaTrabzonsporForvet

9- Berkay ÜnsalAnkaragücüForvet

10- Recep NiyazDenizlisporOrta saha

11- Beykan ŞimşekIsparta Gençler BirliğiForvet

12- Yiğit ÖzdenUşak Ova DemirsporDefans

13- Yunus GündoğduAntalya DSForvet

14- Murat HocaoğluFenerbahçeKaleci

X