Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gazi Osman Paşa’nın Cevdet Paşa’sı Ümitköy’ün Park Avenue’süne karşı

Perakende sektörü son günlerde alışveriş merkezlerinde çıkan isyanı tartışıyor. Daha doğrusu AVM’lerdeki yüksek kira rakamlarına yönelik başkaldırıyı.

Ankara’da başlayıp, İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun birçok ilinde yankı bulan bu isyan duracağa da pek benzemiyor. Çok değil birkaç ay öncesine kadar AVM’ler medyanın ekran ve sayfalarında en parlak haberler arasında yer alıyordu. Öyle ki, yatırımcılar yeni AVM’ler açmak için Anadolu’nun dört bir tarafında arsa kapma yarışına girmişti. Türkiye’nin ünlü markları da bu yeni açılan mekanlarda yer bulmak telaşına düşmüştü.

Türkiye’de son bir yıl içinde açılan AVM sayısı 170’den 203’e çıktı. Bugün itibarıyla inşaatı süren AVM sayısı ise 123. Hepsi bu kadar mı? Elbette değil, Tam tamına 151 AVM de planlanma aşamasında temel atma törenini bekliyor. Kısacası bu yatırımları topladığımızda önümüzdeki dönem 274 adet yeni AVM daha kapılarını müşterilerine açacak demek. Ankara’da şu anda 17 adet AVM’nin faaliyetini sürdürdüğünü ve planlanan ile inşaatı sürenler tamamlanınca, sayının 60’ı bulacağını da ilave edeyim. .

Şimdi bu rakamları aktardıktan sonra gelelim AVM’lerin Ankara’nın sosyal hayatına getirdiği değişimlere. Yeni tarz bir yaşam biçimi oluştururken, konfor, güvenlik ve rahatlık gibi birçok avantajları bünyelerinde topladığı yadsınamaz bir gerçek. Arabanızı geniş bir otoparka bıraktıktan sonra giyim ya da gıda alışverişini yapacaksınız, sinema zevkini gidereceksiniz ve ister ayaküstü, istersen de rahat rahat oturup yemek keyfini sürdüreceksiniz. Kısacası alışveriş merkezleri Ankaralıların da gün içerisinde sosyalleşmek ve ’biraz yemek biraz eğlence’ için tercih ettikleri adreslerin de başında geliyor.

YAŞAM AVM’LERE KAYDI ŞEHRİN DAMARI TIKANDI

Bunların hepsi tamam ama, unutulan bir gerçek var ki, o da şehrin cadde ve sokaklarında yaşamın durma noktasına gelmesi. AVM’lerde yer kapma yarışına giren büyük markaların göçü, otopark sıkıntısı, işportacılar, bakımsız yollar derken şehrin ana damarları cadde ve sokaklar ölüme mahkûm edilmiş durumda. Hálbuki çağdaş ülkelerde cadde ve sokaklar korunurken, büyük alışveriş merkezlerine kentin göbeğinde değil, banliyölerinde izin verilir. Bakın Paris’e, New York’a, Londra’ya hepsi şehrin dışında. Amaçsa o şehrin yaşam damarlarını tıkamamak.

Bizde ise bir furya aldı başını gitti ve yaşam neredeyse tümüyle şehrin göbeğindeki AVM’lere kaydı. Bundan kentin trafiği de etkilendi, esnafı da, sosyal yaşamı da. Örneğin Eskişehir yolunu bir düşünün. Şu anda faaliyette olan, yan yana 4 adet AVM bile trafiğin kilitlenmesine yetiyor. İnşaatı ve projesi sürenler de devreye girdiğinde bu yoğunluk kat ve kat artacak.

FİLİSTİN’İN ÜSTÜ YEMEK VE EĞLENCENİN YENİ ÜSSÜ

İşte AVM’lerin böylesine hayatımıza girdiği bir ortamda Ankara’da güzel şeyler de olmaya başladı. Eskisiyle yenisiyle bazı caddeler canlanmaya, AVM’lere karşı direnmeye başladı. Örneğin kaderine terk edilmek üzereyken yeniden hayata dönen Filistin Caddesi’nde yaşananlar gibi. Hatırlayın çok değil, bundan bir yıl öncesi Arjantin Caddesi’ni geçip, Filistin Caddesi’ne girildiği zaman bir iki işletme dışında soluklanacak yer bulunmaz, yoldan geçen arabalar parmakla sayacak kadar az olurdu. Derken bir kadın girişimci gözünü karartıp, çok hoş bir mekan açtı. Bir anda da caddenin kaderi değişti. Çok geçmeden de onu yenileri takip etti. Hatta caddeyi terk etmek için işletmesini devredecek yatırımcı arayan bazı müesseseler bu fikrinden vazgeçip, dekorunu yeniledi. Ve Filistin Caddesi şimdilerde İstanbul’un Bebek semtindeki Cevdet Paşa Caddesi’ne rakip oldu. Sabah kahvaltı ile başlayıp, öğlen ve akşam yemeğiyle süren, gece yarısına kadar da eğlence imkanı tanıyan, kısacası neredeyse 24 saat yaşayan bir hüviyete büründü.

CADDENİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN KADIN

Gelelim caddenin kaderini değiştiren mekana ve sahibesineÖ Bu işletmenin adı Big Chefs... Sahibesi ise eski eşi Boğaç Üner’le birlikte Cafemiz, Kuki, Quick China gibi markaları yaratan ve daha sonra tek başına bu güzel işletmeyi oluşturan Gamze Cizreli. Big Chefs öylesine tuttu ki, zincire dönüştürdüğü tüm mekanları dolup taştı. Hal böyle olunca da, Filistin Caddesi’ne konuşlandırdığı "Amiral Gemisi" diğer yatırımcıların da dikkatini çekti. Çok geçmeden de The House Cafe, caddeye renk getirdi. Daha çok giyim koleksiyonuyla adından söz ettiren Home Store ise tepeden tırnağa kendini yenilemek ve giriş katı başta olmak üzere, 4 katını kafe restorana dönüştürmek için kolları sıvadı. Anlaşılan o ki, Home Store’ların yeni sahibi Erdal Acar, İstanbul Akmerkez’deki iddiasını buraya da taşıyacak.

Bu arada Gamze Cizreli’nin Big Chefs markasını İstanbul’a da taşıyacağını ilave edeyim. Ancak sakın yanlış anlamayın bu taşınma marka ismiyle sınırlı kalacak. Filistin Big Chefs amiral gemisi, Gamze Hanım da Ankaralı olarak yaşamını sürdürecek.

VELİAHT TARİHİ BİNALARINI BU ŞEKİLDE KORUDU

Filistin Caddesi’nin bir diğer önemli markası da Kitchenette olacak. İstanbul’da ünlenen ve kısa zamanda zincire dönüşen bu markanın çoğunluk hisselerini ünlü Amerikan şirketi Lehman Brothers almıştı. Hatırlanacağı üzere dünyadaki ekonomik kriz, ilk sinyali bu şirketin batmasıyla vermişti. Sanıyorum Kitchenette zincirinin yaratıcısı ve sahibi Büyükuğur Ailesi sattığı yüzde 51 hisseyi tekrar geri aldı. İşte İstanbul dışındaki ilk yatırımını Ankara’da Big Chefs’e 20 metre mesafede bir binaya yapıyor. Konuşlanacağı yapı ise Big Chefs’in kopyası. Zira Big Chefs binası ünlü şair Necdet Evliyagil’e, Kitchenette’in ki ise kardeşi Şevket Evliyagil’e ait ve her ikisi de yıllarca konut olarak kullanıldı. Aslında her iki binayı da kiraya veren ve Filistin Caddesi’ne hareket gelmesini sağlayan kişi Evliyagil Ailesi’nin veliahttı Sarp Evliyagil. Bu şekilde aileye ait tarihi binaların yıkılıp apartmana dönüşmesi yerine, restore ettirerek yaşamasını sağlıyor.

Onarımdan geçip, bambaşka havaya bürünen bir diğer mekan ise caddeye çok şeyler katacağa benziyor. Arjantin Caddesi’ndeki 4 katlı binayı terk edip, daha önce Mischa adıyla hizmet veren mekanına taşınan IVY bir hayli iddialı hazırlanıyor. Üst katları modernize edilmiş dekoruyla ve yenilenmiş mönüsüyle IVY’nin alt katları ise kulüp tarzında hizmet verecek. Bugüne kadar May Day, IVY Summer, D’ablyu gibi birçok başarılı projeye imza atan Serhat Çelik’in ünlü işletmeci Suat Durkan’ı da yanına alarak hazırlandığı mekan Aralık ayında müşterilere "Merhaba" diyecek.

YAŞAM ARTIK BU KÖŞE BAŞINDA BAŞLIYOR

Arjantin ve Filistin caddeleri ile Attar sokağın kesiştiği köşeyi tutan Coconot’da bu sezona hızlı giren bir mekan. Dekorunu baştan aşağıya yenileyip, farklı lezzetler sunan Coconot’da sahibi Suat Başer çok iyi bir konsept yakalamış. Müstakil binasında kendine has tarzına, mönü zenginliğini de ekleyince 7’den 70’e tüm müşterilere hitap edecek bir performans sağlamış. Hele hele Brezilya mutfağının o meşhur şişlerini mönüsüne katması hoşluk yaratmış. Hemen yanındaki Sushi Co ise her zamanki talep gören hüviyetini koruyor.

Filistin Caddesi fırtınasına katkı sağlayacak bir diğer işletme ise Kuki olacak. Yıllarca Arjantin Caddesi’nde hizmet verdikten sonra Home Store’un tam karşısındaki binaya taşınacak Kuki, iddialı konseptini bir adım öteye taşıyacak. Cafemiz, Quick China gibi Ankaralı markaları yaratan Boğaç Üner’in en değerli markası Kuki’nin Filistin’deki yeni yerinde çok daha başarılı olacağı kesin. Çünkü alkol servisi için yeni yerinde ruhsat sorununu geride bırakacak.

Yenilenen dekoruyla Palet, enfes mutfağıyla Gar Restoran, cıvıl cıvıl dekoruyla Miadia gibi müesseseler caddenin diğer renklerini oluşturuyor. Ayrıca Filistin Caddesi’ne bağlanan sokak başlarındaki işletmeler de bu arterin gücüne güç katıyor. Marka değerini perçinlemiş Trilye Balık Restoran’ın, tarihten gelen lezzetleriyle ayakta kalmayı başarmış Piknik Kafe’nin, eğlence kalesine dönüşmüş Şömine Bar’ın, sahnesinde ünlüler geçidi sunan Salata, Satsuma gibi mekanların gücünü kim inkar edebilir?

NEW YORK’UN PARK AVENUE CADDESİ GİBİ

Caddelerdeki devrimin yaşandığı bir başka köşe ise Ümitköy’deki Park Caddesi. Şekillendirilip bu hali almasında, New York’taki meşhur Park Avenue’nün etkisinin olup olmadığını hala merak ettiğim Park Caddesi’ndeyim bu sefer. Cadde, şehir merkezinden uzak, şık evlerinde banliyö hayatı yaşayan Ankaralıların yanı dibinde, banliyö sakinlerinin eğlence ihtiyaçlarını giderme amaçlı oluşturulmuş bir proje hissi uyandırıyor en başta. Şık, popüler restoran ve kulüplerin derli toplu bir halde, şehirden kısmen uzak bir bölgede bir arada olması ise gayet hoşuma giden bir durum. Programında yemek sonrası eğlence olanlar için trafikten kurtarılmış bu bölgede takılmak son derece keyifli.

Kulüplerden ziyade restoranların ağırlıkta olduğu Park’ta tercihim ise caddenin hemen girişindeki sol sokağa konumlanmış Wall’dan yana oluyor. Wall da modern ve şık dekor, esprili detaylarla bütünleşince ortaya gayet başarılı bir iş çıktığı gözlenen ilk unsur. Akşam yemeği ve sonrasında içilecek birkaç kadeh içki için oldukça ideal bir mekán. DJ, popüler parçaların farklı versiyonlarını çalarak neşeli bir hava katıyor geceye. İlerleyen saatlerde hareketlenen müzik eşliğinde mekán, elinizde içkiniz yerinizde salınmanıza yetecek bir kıvama geliyor.Her gün bir yeni mekanın açıldığı caddede Wall gibi Quick China, Sorti, Kıtır gibi işletmeler büyük rağbet görüyor. Bu arada Yüksel Karaca’nın sahibi olduğu Wall’da her Çarşamba günü jazz geceleri yaşandığını ve rezervasyonsuz gidenler için kapıda kalma riski olduğunu ilave edeyim.

AVM’LERDEKİ TREND MEKANLAR

Park Caddesi’ne yakın birkaç mekanı ise portföyünüze eklemekte fayda var. Bunlardan ilki, 2 katlı binasında özellikle Pazar günleri sunduğu enfes brunch ile hizmet veren Leda Dekor ve mönüde Filistin Caddesi’ndeki yıllanmış pastanesinden çok farklı bir içerikle hizmete giren Leda’nın sahibi İbrahim Aksu, bu işin erbabı olduğunu bir kez daha göstermiş. Korukent’teki Salata ise canlı müzikteki bayraktarlığını kimseye kaptırmazken, Ümitköy’ün son durağı olma özelliğini halen koruyor.

Bu arada yazıya alışveriş merkezleriyle girmiştik. Birçoğu bünyesindeki özel işletmelerle yarışa devam ediyor. Örneğin Panora Alışveriş Merkezi, Branca, Num Num, Midpoint, Tike gibi markalarıyla ilgi odağı olurken, D’ablyu, Chocolate, Big Chefs, Budakaltı gibi markalarıyla Minasera Alışveriş Merkezi bu yarışta ben de varım diyor. Bu arada fastfood tarzı mekanları kategori dışında tuttuğumu belirteyim.

Şimdi Sakarya, Arjantin, Bahçelievler 4. Cadde, Bestekar Sokak gibi arterleri neden yazmadığımı soranlar olabilir. Kayda değer işletmeleri olsa da onlar da ayrı bir yazı konusu. Önümüzdeki haftalarda değinirim.
X