"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Fethullah Gülen’den tekvando fetvası

BENDENİZ, üzerinize afiyet, gazetelerdeki "fıkıh köşeleri"ne acayip meraklıyımdır...

Mutlaka bir göz atarım...

Yok, hayır...

"Bakalım dinimizde günah çıkarma uygulaması başlatılmış mı?" türünden bir arayış değildir merakımın nedeni...

Benimki daha çok "eski bir hatırayı canlı tutmak" gibi bir şey...

Ya da "kan çekmesi" gibi bir şey...

Evet, "fıkıh köşeleri"ni takip ederim ve şunu görürüm:

En geleneksel fıkıhçı: Hürriyet’te... Yani bizim gazetede...

En devrimci fıkıhçı: Zaman Gazetesi’nde...

En polemikçi fıkıhçı: Vatan Gazetesi’nde...

En siyasi fıkıhçı: Yeni Şafak Gazetesi’nde...

En uçuk fikirli fıkıhçı: Bugün Gazetesi’nde...

En sekter fıkıhçı: Milli Gazete’de...

Sabah Gazetesi’nin fıkıhçısını mı soruyorsunuz?

Hemen söyleyeyim: Onlarda fıkıhçı yok...

Halbuki şöyle "ak" bir hoca efendi ne de iyi giderdi...

Genel Merkez! Uyuma...

Neyse... Neyse...

Biz gelelim Zaman Gazetesi’nin "devrimci fıkıhçı" hocası Ahmet Kurucan’a...

Ben bu Ahmet Kurucan’a oldum olası bayılırım...

Kendisi sessiz ve derinden giden bir üslupla dinde fırtınalar yaratmak ister gibidir...

Ancak şu üç neden ötürü bunu başaramaz:

BİR: Cesaret eksikliği...

İKİ:
Osmanlıca terkiplere biraz fazlaca düşkünlük...

ÜÇ: Meramı "küt" diye anlatmanın basitlik olarak algılanabileceği endişesi...

İşte bu üç faktör, maalesef, hep olası fırtınanın önüne geçmiştir...

Ancak...

Kurucan’ın dünkü Zaman’da çıkan yazısından öğreniyoruz ki:

Ahmet Kurucan’ın bir türlü estiremediği fırtınayı, Fethullah Gülen Hoca estiriyor...

* * *

Olay şu:

Ahmet Kurucan, bir gün Amerika’da Gülen’in sohbetine katılmış...

Dar kadrolu bir sohbetmiş bu...

Konu dönmüş dolaşmış, kadına yönelik şiddete gelmiş...

Gülen, "Benim bu konuda radikal fikirlerim var" diye girmiş olaya...

Başlamış anlatmaya:

"Koca dayağı yiyen kadınlar, eğer ortada çocukları olmasa boşansınlar derdim. Kocanın karısını dövmesinin ’Kuvvetli, zayıfı her zaman ezer’ zalim felsefesinden ne farkı var? Kocası tarafından dövülen kadınlar judo, karate, tekvando kurslarına gitseler... Kocası bir tokat vuruyorsa, o da iki tokatla karşılık verse... Dövme haksız yere yapılan fiili bir saldırıdır ve suçtur. Bu saldırıya karşı nefsi müdafaa meşrudur. Hatta müdafaa etmeme ayrı bir suçtur denebilir."

Bu görüşler fırtına estirir mi?

Eğer klasik ya da modern tüm fıkıh kitaplarında "koca dayağı", hiçbir zaman meşru boşanma nedeni olarak sayılmıyorsa...

Eğer klasik ya da modern tüm fıkıh kitaplarında "aile huzuru" adına, kocanın karısını "hafifçe dövmesi"ne cevaz veriliyorsa...

Eğer klasik ya da modern tüm fıkıhçılar, kocası tarafından dövülen kadının, kocasına karşılık vermesini akıl alır bir şey olarak değerlendirmiyorsa...

Fırtına da estirir, kar da yağdırır, tufan da çıkarır...

İki cevap

"SÖZ söylenmez sözüm üstüne" diyenlerden değilim...

Madem ahkám kestim... O halde hakkında ahkám kestiğim kişilerden gelen cevapları yayınlamak boynumun borcudur...

O borcu eda ediyorum:

GENÇ SİVİLLER DİYOR Kİ: ’Majestelerinin Genç Sivilleri’ başlıklı yazınızla ilgili bir düzeltme yapmak istiyorum. Başbuğ’un basını tehdit eden açıklamasına bodoslama destek veren Tayyip Erdoğan’a tepkimizi ’Muhtıracısına Áşık Olan Başbakan’ başlıklı metinle gösterdik. Bu metni web sitemizde yayımladık ve 5 binden fazla kişiye mail olarak gönderdik. Biz AKP’li değiliz. Daha doğrusu bir partinin içinde yer alamayacak kadar renkli ve yaratıcı bir topluluğuz. Vicdanımızın peşinden gitmeye çalışıyoruz. Tamamen bireysel bağışlarla giderlerimizi karşılıyoruz. Siyasetin klasik öfkeli, asık suratlı fazla ciddi dilinin fasit dairesinden çıkıp popüler kültürle barışık bir dil tutturmaya çalışıyoruz. Bu şenlikli muhalefet dili dünyayı da her geçen gün daha çok sarıyor. TURGAY OĞUR...

BEN DE DİYORUM Kİ: Öncelikle kendisini hafiften eleştirdiğim herkesin yaptığı gibi, "Dur, şunun bir şeceresini ortaya dökeyim" gayretiyle başlayan, "Dönek herif" hitabıyla sona eden bir yanıt vermek yerine, eleştiriye nezaketle yanıt verdiğiniz için teşekkürler... Web sitenizdeki yanıtı görmemiştim... Ama bence Genelkurmay Başkanı için, "Bir kere o elini indir" pankartlı gösteri yapan aktif bir sivil toplum örgütünün, Başbakan için de aynı gayreti göstermesi gerekirdi... Neyse... İnternette de olsa bir tepki konmuş olması mühimdir... Eleştirimde işin bu yönünü es geçmemeliydim...

* * *

NUMAN KURTULMUŞ DİYOR Kİ:
Saadet Partisi’nin yeni genel başkanı olarak hiçbir şey yapamayacağımı söyleyen Ahmet Hakan mahcup olacak... (Akşam Gazetesi... Deniz Güçer’in söyleşisi)

BEN DE DİYORUM Kİ:
İnşallah... İnşallah...
X