Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ferai Tınç: Af yine gündeme geliyor

Ferai TINÇ

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, cezaevleri konusunda öyle bilgiler veriyor ki, af tek çıkar yol gibi görünüyor.

‘Adalet Bakanı olarak ben aftan yanayım’ diyor.

Cumartesi akşamı bir grup meslektaşım ile birlikte Adalet Bakanı ile bir araya geliyoruz. İstanbul Başsavcısı Ferzan Petekçi, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Rıza Tosun ve büyük cezaevlerinin bulunduğu ilçelerin savcıları da Bakan'ın yanında sorularımızı yanıtlıyorlar.

Cezaevlerinde, önlemlere rağmen dışarısıyla telefon konuşmalarının engellenemediğini öğreniyoruz.

Bayrampaşa Cezaevi'nin çevresinde cep telefonlarıyla haberleşmeyi engellemek için yapılan perdeleme, hiçbir işe yaramamış, Başsavcı Ferzan Petekçi, ‘Çeşitli yollarla dışarıdan sokulan telsiz telefonlarla perdelemeyi aşıyorlar’ diyor.

Silah ve uyuşturucunun da cezaevlerine sokulduğu yollar bunlar. Hukuk düzeninin her seviyede bozguna uğradığı bir toplumda, yolsuzluk, rüşvet, kayırmacılık, mafya yöntemlerinin cezaevlerinde de kural koyucu hale gelmesi şaşırtmıyor.

* * *

ADALET Bakanı'nın cezaevleri konusunda verdiği bilgiler ilgi çekici.

Türkiye'de her bin kişiden biri tutukluymuş. 73 bin kapasiteli cezaevlerinde 70 bin kişi bulunduğunu söylüyor Bakan. İstihab haddi aşılmak üzere anlaşılan. (İster misiniz cezaevlerinin önünde kuyruk oluşsun? )

Başka sorunlar da var.

‘Aslında cezaevlerinde bir günlük iaşe bedeli erat seviyesinde’ diyor Adalet Bakanı, ‘Bu, 1 milyon 300 lira civarında. Ama biz ancak 500 bin lira verebiliyoruz. O zaman da tutuklu ve hükümlüler kendi yemeklerini pişirmek istiyor, izin vermek durumunda kalıyoruz. Bu düzenleme birçok yasak maddenin içeri girmesine neden oluyor!’

Cezaevi personelinin 145 milyon lirayı aşmayan ve de hiçbir şeye yetmeyen maaşları da hesaba katıldığında, para meselesinin cezaevi olaylarında önemli rolü olduğu ortaya çıkıyor.

Para meselesi sadece cezaevlerini ilgili değil, Adalet sisteminin tümünü esir almış gibi görünüyor. Bakan Sami Türk'ten öğreniyoruz, 1950'lerde genel bütçeden Adalet Bakanlığı'na ayrılan pay yüzde 2 ya da 2.5 iken, 2000 bütçesinde bu rakam binde 7.7'de kalmış.

2 bin 500 yargıç ve savcı açığı bulunan, 18 yıllık bir hakime 635 milyon lira, göreve yeni başlayan genç bir hakime ise 250 milyon lira maaş verebilen bir ülkede sistem nasıl düzelecek?

Af, cezaevlerine nefes aldıracak Bakan'a göre. Bir mutabakat sağlanırsa iki günde af çıkar. Ama bu konu tamamen milletvekillerine bırakılmalı.

Af önümüzdeki günlerde yine gündeme gelecek anlaşılan. Ama Bakanla konuşmalardan anladığımız kadarıyla, düşünce suçlarıyla ilgili bir hazırlık yok ufukta.

Af konuşmalarının çezaevlerinde nasıl derin dalgalanmalar yarattığını çok iyi biliyorum. Artık bundan geri dönüş mümkün değil.

Ama hiç olmazsa, düşünce suçları ve şiddet unsuru taşımayan siyasi suçların affı da ele alınmalı bu çerçevede ve Türkiye, Avrupa Birliği ile Katılım Ortaklığı süreci öncesi işini kolaylaştırmalı.

* * *

ADALET Bakanlığı'nın gündeminde, önümüzdeki günlerde Türkiye'yi konuşturacak iki yasa tasarısı da var.

Türk Medeni Kanun tasarısı ve Türk Ceza Kanunu.

Medeni kanunun en büyük özelliği, cinsiyet eşitliği anlayışı çerçevesinde aile reisliğini ne erkeğe, ne de kadına bırakmasının yanı sıra, evlilik sırasında edinilen malların paylaşılmasını öngörüyor.

Bir öncekinde ihmal edilen kadını ve haklarını da dikkate alarak hazırlanan bu yasa, erkek egemen Meclis açısından bir uygarlık sınavı olacak.

Türk Ceza Kanunu ise, idam cezasının kaldırılmasının yanı sıra, Türkiye demokrasisinin önündeki bazı engellerin aşılması açısından önemli bir fırsat yaratacak.

X