Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Farklılıklardan rahmet üretmek

<B>TOPLUM,</B> birbirine benzemeyen ya da belli paydalarda benzerlik taşıyan farklılıkların oluşturduğu bir yapıdır. Bireyleri, düşünceleri, inançları, renkleri ve ırkları birbirine benzeştirerek bir toplumu homojen hale getirmek mümkün değildir.

Bugüne kadar başarılabilmiş tek bir örneği de yoktur. Bırakınız toplumları; bir ailede aynı anne-babadan olma çocukların bile ruh yapıları birbirine benzemez. Böyle bir homojenite ailede de mevcut olmadığına göre, milyonlarca farklılığın bir araya geldiği koca bir toplumu sevgi, barış ve mutluluk içinde yaşatmanın yolları ve reçeteleri olmalıdır.

* * *

Bu yazıya böyle bir girişle başlamamızın nedeni; ülkemizin çeşitli yerlerinde son günlerde meydana gelen üzücü olayların zihnimizde yer ettiği endişedendir. Üç gün sonra eğitim yılı başlıyor. Aslında bugünkü yazımızın konusunu eğitime ayırmamız gerekirdi. Ülkemizde yaklaşık bir milyon çocuğumuz yeniden okula başlıyor, birkaç Avrupa ülkesinin toplam nüfus büyüklüğüne ulaşan gençlerimiz bu ülkenin aydınlarından ve yöneticilerinden eğitimleri için çağın paralelinde çözümler bekliyor.

İşsizlik gibi, eğitim, sağlık gibi ana sorunlar gündemin en üst sırasında asılı dururken, devlet ve toplum hayatımız yönlendirmeli taşkınlıklarla sarsılmaya çalışılıyor. Şüphesiz; bundan çıkar uman iç ve dış çevreler pusuda bu sarsıntıların yıkıcı sonuçlarını görüp ona göre vaziyet almaya çalışacaklardır. Birilerine karpuzu dilimletiyorlar; sonra üstten vurup dilimlerin ayrılıp dağılmasını, lokmalar halinde yenilip yutulmasını seyredeceklerdir. Yapmak istedikleri budur!

İçinde bulunduğumuz durum; aydın olalım, yönetici olalım, vatandaş olalım, bize pek çok yükümlülükler getiriyor. Önce, bu olayların altında yatan nedenleri ve planları milli ve manevi duyarlılıklarla görmeye çalışmalıyız. Bu toplumun üyesi olarak hiçbir olayın bizim dışımızda cereyan etmediğini, sonuçlarının da öyle veya böyle doğrudan bizi, kendimizi etkileyeceğini artık anlamalıyız!

Söğüt’te ve Diyarbakır’da olanlar, ya da bir caminin önünde hilafet için bayrak açanlar, bizim ve çocuklarımızın geleceğine nasıl bir ipotek koyuyorlar; bütün bunları iyiden iyiye geniş kapsamlı olarak ele alıp çarelerini de birlikte düşünmeliyiz. Belki bu olayların işaret ettiği musibetlerden rahmet üretme çabukluğunu göstermemizi isteyen ilahi bir uyarıyla karşı karşıyayız; bunu okumalıyız.

* * *

Musibetlerden rahmet üretebilmek... İnsan olarak, toplum olarak, bunu başarmak bizim elimizdedir. Tarih, bunun çeşitli örnekleriyle doludur. Yakın tarihimize bakalım; Mondros ve Sevr, milletimiz için bir musibetti. Bundan kurtuluş rahmetini doğurmayı hep beraber başarmadık mı? Bugün de azim ve gayretle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir güçlük yoktur. Bunu, fertler olarak, aileler olarak, toplumsal gruplar olarak birbirimiz arasında sevgi ve barış köprüleri inşa ederek başarabiliriz.

Birbirimizi sevmemiz, bir araya gelip belirlediğimiz hedeflere doğru coşkulu bir şekilde yürümemiz için pek çok sebep var. Çocuğunuzu veya torununuzu kucağınıza alıp severken, onun geleceğini düşünelim. Bu güzel yurt coğrafyasının hepimizin ortak vatanı olduğunu, bundan başka gidecek yerimiz olmadığını, huzur ve barış içinde bir arada yaşamaya mahkûm olduğumuzu yüksek bir idrakle kavramaya çalışalım.

Birbirimizi sevmek için sebepler çok dedik. Bunlardan birisi üzerinde buluşamıyorsak, diğerleri üzerinde bir araya gelmenin yollarını arayalım. Bunları düşündüğümüzde pek çok ortak yanımız olduğunu göreceğiz. Dinimiz, en büyük ortak paydamız. Dinimizin sevgi ve rahmet kuşağına sarılalım. Etnik farklılıklarımızı çatışma aracı olarak değil; sevgi, muhabbet ve birbirimizden yararlanma aracı olarak kullanalım. Kuran-ı Kerim’de ‘Dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu, O’nun kudretinin ayetlerindendir’ buyuruluyor.

Farklılıklarımızı negatif enerjiye değil, sinerjiye çevirelim. Yöresel ádet ve geleneklerimizi, kültürel zenginliğimizin güzel motiflerini özümsemeye çalışalım. Sevdiğimiz kulüpleri, mensup olduğumuz meslekleri, uğraştığımız hobileri, hoşlandığımız müzik türlerini ortak buluşma zeminleri olarak çoğaltalım. Geçmişte yaşadığımız benzer sıkıntılardan, hastalıklardan birbirimize yardım ve teselli imkánları yaratacak oluşumlar meydana getirelim. Daha aklımıza gelmeyen pek çok buluşma noktası, birlik ve dirliğimiz için bize güç verecektir; bunları keşfedelim.

* * *

Hiçbir meselenin kavga zemininde tartışılarak çözüme kavuştuğu görülmemiştir. Sorunlarımızı ancak sevgi ve huzur ortamının sunduğu bereketlilik içinde çözebiliriz. Zıtlıklarımızdan çapraz birliktelikler oluşturarak, bunları buluşma ve kaynaşma aracı haline getirerek birlik ve beraberliğimize katkıda bulunabiliriz. Aklın da, dinin de, vicdanın da hepimizden beklediği budur!

SORALIM ÖĞRENELİM

Annem ve babam ahlakı güzel diye beni çirkin bir kızla evlendirmeye zorluyorlar. Kabul etmezsem asi olur muyum?

Mehmet T./ADANA

Anne ve babanızın, sizi mutsuz edecek bir evliliğe zorlamaya hakları yoktur. Kadının ahlak güzelliği kadar bedeni güzelliği de önem taşır. Sonu hüsranla sonuçlanacak bir evliliğe sakın rıza göstermeyin. Evlilik, karşılıklı bir ruh tedavisidir. Her iki tarafı hasta edecek bir işe girişilmemeli.

Hatim indirildikten sonra dua etme zorunluluğu var mı?

Seyit Ahmet TUNÇ/BALIKESİR

Zorunluluk yok. Ancak, dua edilirse iyi olur. Ebu Davud İbn-i Mesud’dan naklen, ‘Kuran-ı Kerim’i hatmedenin kabul olunacak bir dua hakkı vardır’ der. Ahmet b. Hanbel ise Enes b. Malik’in Kuran-ı Kerim’i hatmettiğinde dua etmek için aile fertlerini topladığını kaydetmektedir.

Bir zatın kerametlerinden söz ettiler. Birkaç gün sohbetine devam ettim. Namaz kılmadığını gördüm. Böyle veli olur mu?

S.M./İZMİR

Sofiye taifesinin en büyüğü Cüneyd-i Bağdadi şöyle der: ‘Kendisini havada bağdaş kurup oturduğu halde veya aynı vaziyette suyun üstünde görseniz, emir ve yasaklara uyup uymadığına bakınız. Eğer uymuyorsa ona aldanmayınız.’ Bu konuyu genişçe ele alacağım.

Mübarek adam demek doğru mudur? Bence mübarek Allah’tır.

Feramuz YILMAZ/İSTANBUL

Mübarek kelimesi sabit, devamlı ve yüce anlamında kullanılmıştır. Bu kelime, yüce yaratıcının sıfatı olduğu gibi, insan, su, gece, yer vs. için de kullanılmıştır.
X