Eski tabakhanelere ilk yabancı zincir otel

Haberin Devamı

KUŞADASI’nda büyük ses getiren Eski Tabakhaneler Projesi’nin mimarı bu pazar konuğum. Naile Göçen Çukurova, İstanbul Teknik ve Dortmund üniversitelerinde mimarlık okuduktan sonra mesleğini yapmaya başlamış fakat bulunduğu yörenin cazibesiyle 1 yıl sonra turizme girmeye karar vermiş.

En önemli ve en eski turizm merkezlerinden olduğu halde hiçbir yabancı zincir otelin bulunmadığı Kuşadası’nda bunu yapmayı başaran Naile Hanım, yeni açılan kongre merkezi ile de turizmin daha da gelişeceği inancında. Eski Tabakhaneler Projesi’yle yepyeni bir alan yaratan ve burayı galeriler, sanat merkezleriyle gerçek bir açıkhava müzesine dönüştürmeyi hedefleyen Göçen Çukurova ile Kuşadası’nın büyülü manzarası eşliğinde sohbet ettik.

Eski tabakhanelere ilk yabancı zincir otel

Haberin Devamı

KONGRE MERKEZİ KUŞADASI’NDA TURİZMİ DEĞİŞTİRECEK

- Kuşadası’nda hiç yabancı zincir otel açılmamış bugüne kadar. Turizm geçmişi bu kadar eskiye dayanan ve yabancı turistin bu kadar fazla olduğu bir yerde bunun nedeni ne sizce?
- Getiremiyorduk aslında. Mesela kongre merkezi olması gerekiyordu. Şimdi kongre merkezimiz de var. Aynı anda 13 bin kişinin kongre yapabileceği bir yer. 34 salonu var, havaalanının genişlemesi gibi birçok faktörlerle bu süreç hızlandı. Birinin gelmesi diğerlerinin de yatırım yapması konusunda ikna edici oluyor.

- Kongre merkezi Kuşadası’nın turizmi açısından ne önem taşıyor?
- Yeşilliği, toplantı salonları, oteliyle bu kongre vadisi Kuşadası için çok önemli. Birçok şeyi değiştirecek. Kongre vadisinde bir de kongre oteli yapacağız. Konmer Kongre Merkezi’nin yiyecek-içecek işini aldığımızda burada planlanan oteli yapmayı teklif ettiler. Hilton ile görüştük, onay aldık.

İLK YABANCI ZİNCİR OTELİ GETİRMENİN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ.

- Yabancı bir zincir oteli Kuşadası’na getirmeniz nasıl oldu?
- 2009 yılında abimin açtığı Hilton Dalaman’ın açılışında, Hilton yetkilileri ‘Biz Türkiye’de, özellikle de Ege’de genişlemeyi planlıyoruz’ dedi. Ben o günden itibaren bunu düşünmeye başladım. Kuşadası’nda nasıl açabiliriz, neresi olabilir derken eski Turban tesisleri geldi aklıma. Otel yetkililerini çağırdım, geldiler, beğendiler fakat devlet burayı sadece kamu yararına kullanılmak üzere verdiğinden yapamadık. O zaman çok üzüldüm.

Haberin Devamı

- Ama pes etmemişsiniz anlaşılan...
- O sırada tabakhane projemiz de vardı. Bunu söyleyince, tarihi mekanla içiçe bir otel fikrinden çok etkilendiler. 80 oda üstü olunca onların butik otel konseptine de uyuyordu. Bunun üzerine ilk yabancı zincir otel Hilton, Double Tree by Hilton ile ilk kez Kuşadası’na gelmiş oldu.

Eski tabakhanelere ilk yabancı zincir otel

ETRAFIMIZ ANTİK ŞEHİRLERLE ÇEVRİLİ

- Kuşadası’nı farklı kılan ne sizce?
- Kuşadası dünyanın en özel yerlerinden biri çünkü etrafı antik şehirlerle çevrili. Efes, başlı başına bir dünya. Biz Pine Bay otelimiz ile kongre sayısında Türkiye 2. olduk. Tüm bu kongrelerin gala yemeklerini, organizasyonlarını hep Efes’in büyülü atmosferinde yapardık. Bu kadar büyük bir lüks nerede var?

Haberin Devamı

- Afrodisias da var ki, benim özel ilgi alanımdır Afrodisias…
- Bir heykel okuluna sahip müthiş bir şehir Afrodisias.. Ayrıca Kuşadası’nın iklimi, çevresi başka yerlerle kıyas kabul etmez. Ayrıca Konmer’in Kongre Merkezi de şu an Kuşadası’nı ileri götürecek bir proje oldu...

TABAKHANE PROJESİ GENÇLİK HAYALİMDİ

- Tabakhane projesi müthiş bir proje. Bu nasıl başladı?
- Bu proje mesleğim mimarlığa ilk başladığım yıllara dayanıyor. Benim çocukluğum burada geçtiğinden mimarlık öğrencisiyken zaten üzülüyordum Kuşadası’ndaki yapılaşmaya. Tabakhane binaları da çok önemli bir değer neden yapılamıyor diye düşünüyordum. 88-89 yıllarında bu eski tabakhane binaları tahsise açıldı. Fakat biz alamadık, ama alan firma da yapamadı. 2004’te tekrar tahsise çıkınca bu kez aldık. Benim gençlik hayalim gerçek oldu.

Haberin Devamı

- Burada neler yapmayı planlıyorsunuz?
- Tescilli binalar olduğundan hepsini uygun yaptık. Bu biraz uzun sürdü ama sonunda açtık. Sanat Atölyesi, Debbağ Pastanesi, Hayal Kahvesi gibi mekanlarla mahalle yaptık burayı. Ege tatları sunduğumuz bir restoran, kitabevi, tüm Türkiye’nin tarihi eserlerini anlatan hediyelik eşya ve el sanatları mağazası da açmayı düşünüyoruz. Ayrıca Ege Bölgesi’nin ödüllü şaraplarının yer aldığı bir şarapevi de düşünüyoruz. Biz buradaki otelimizle kışın da turizmi devam ettirmek istediğimizden toplantı salonlarımız, spamız ve fine dining restoranımızla hizmet veriyoruz. Zaten arkadaki Tabakhane Sokağı yerelin güzelliğini verecek.

Haberin Devamı

DERİCİLİK KUŞADASI’NIN EN ÖNEMLİ ZANAATI...

- Dericilik zanaatını da yeniden hatırlatıyor belki de yeni kuşaklara öğretiyorsunuz...
- Burayı yaparken araştırmaya da başladık. Günümüzde olmayan bir yapı türü bu, bahçelerden toplanan taşlarla yapılmış. Kuşadası’nda iki zanaat varmış; dericilik ve çiftçilik.. Dericilik en prestijli olanıymış. Burada 125 debbağ çalışıyormuş yani aileleriyle neredeyse 700 civarı insan dericilikle geçiniyormuş. 5 bin kişilik Kuşadası’nda bu önemli bir rakam. Sadece Kuşadası değil tüm Türkiye’de dericilik alanında öne çıkmış bir yermiş burası. Burada daha çok büyük baş hayvanların derileri, vaketa denilen deriler işleniyormuş.

- Vaketa Kuşadası’na has bir deri türü mü?
- Tüm dünyada da vaketa genel olarak Kuşadası’nda yapılan deri olarak biliniyor. Vaketayı bu kadar özel yapan deniz suyuyla yıkanmasıymış. Bunlar da daha çok çizme yapımında, askeriyede kullanılıyormuş. Sonrasında Bodrum sandaletlerinin derileri de buradan gitmeye başlamış. Şimdi sanayileşmeye dönülmüş oysa o dönem karatabak denen bu işlem tamamen beden gücüyle yapılırmış.

DEBBAĞLAR ÇALIŞTIKLARI BİNALARI GÖRÜNCE DUYGULANDILAR

- Binalara debbağların adını vermeniz çok özel bir davranış olmuş...
- Burada çalışan debbağları ve ailelerini araştırınca yaşayanların olduğunu öğrendik. Hemen irtibata geçtik. Hatta o dönemden debbağ Tuğrul Kutucu bize çok yol gösterdi. Onunla birlikte hala debbağlık yapan iki kardeş daha bulduk. Taş suitlerimizden biri Orhan Arı debbağın tabakhanesiymiş. 23 Nisan’da debbağlarla buluştuk, yemek yedik. Onlar çok duygulandılar. Her bir binaya orada çalışan debbağın adını verdik.

- Bir de kitap yapmışsınız...
- Evet, bu tabakhaneleri ve debbağlığı anlatan bir kitap hazırladık. Bir de Tabakhane Müzesi açtık ve orijinal aletleri topladık, sergiliyoruz. Aslında amacımız burayı tam bir açıkhava müzesine dönüştümek. Her bina kendi başına bir eser zaten, tüm özellikleriyle korundular. Bahçelerimizde o döneme ait birçok şey sergiliyoruz.

SANAT GALERİMİZDE SANATÇILARIMIZI AĞIRLIYORUZ

- Bir de sanat galeriniz var. Hatta ünlü seramik sanatçısı Tüzüm Kızılcan’ın sergisini gezme fırsatı bile buldum.
- Evet, ben seramiğe Tüzüm Hocamla başladım. Benim hayatımda çok önemli bir sanatçıdır kendisi. Onun sergisiyle başladık ama her ay farklı bir sanatçı ve sanat dalı sergilenecek. Önümüzdeki ay ise bir cam sanatçımız olacak.

- Siz de seramik sanatçısısınız değil mi?
- 2005’te Tüzüm Hocam ile birlikte bir sergi bile açtım. Benim yaptığım Kanser adlı seramik eseri de otelimizde sergileniyor. Pozitif Enerji ve Yaşam adlı eserlerim de var. Hepsinin birer hikayesi var. Hayata bakışımı bu eserlerle yansıtmaya çalıştım.

Eski tabakhanelere ilk yabancı zincir otel

Yazarın Tüm Yazıları