Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eski olan her şey yenidir

40’lı yılların zarafeti, 50’lerin yumuşak feminen dokunuşları, 60’ların ruh zenginliği, 70 ve 80’lerin sıradışı ve özgür çizgileri yeni sezonda tasarımcıların hikayelerine yine ilham kaynağı oluyor.

Ancak bu kez, geçmişi birbirine karıştırmaya ve kendinize yeni bir geçmiş yaratmaya hazır olun.

Moda, zaman tünelinde yolculuğuna devam ediyor. Modada son yıllarda yaşanan bu çılgınlığın sebebi, tasarımcıların yüzlerini yine geçmişe çevirmiş olmaları. Bugünün trendlerine yön veren o yıllarda yaşayan stil ikonları Audrey Hepburn, Marlene Dietrich, Jane Fonda, Madonna gibi isimler modada bireysel zevklere öncülük ederken, yine bu özgürlük rüzgarından galip çıkan biz kadınların seçimlerine feminenlik ağırlığını koyuyor. Modacıların kendi tarzını keşfederken feminen görünme çabası içinde olan kadınlara tavsiyesi şu: Bu görsel zenginlikten kendinize pay çıkarmanız için bir döneme ait olmanız gerekmiyor. 50 ve 60’lı yıllara ilham veren 40’lar, aynı zamanda hippi ve retro tarzlara da ışık tutuyor.

1800’lerin sonlarında kadın bedenini ortaya çıkaran kıyafetleriyle bir anlamda feminenliğin ilk kıvılcımlarını çakan Viktorian döneminin etkileri ise bugün hemen hemen geçmişin her döneminde varlığını hissettirmekte. Onlar, bugüne taşıdıkları geçmiş zamanı farklı yorumlarıyla kadınların hayal gücüne emanet ediyorlar. Ait oldukları dönemin belirleyicisi olan aksesuvarlar, desenler, formlar, kesimler, baskılar ve renklerle de bizleri bu keyifli oyunun içine çekiyorlar. 40’lar, 50’ler, 60’lar, 70’ler ve 80’lerin ruhu yeniden canlanıyor ve bugünün çizgileriyle birleşerek ‘akıllıca’ giyinenlere göndermeler yapıyor.

40’lar

Modanın en güçlü ilham kaynaklarından biri olarak gösterilen bu yıllarda ilk kez ünlü tasarımcı Mary Quant tarafından mini eteğin moda dünyasına kazandırılmış olması, dönemin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Şıklığın aksesuvarlarla yakalandığı 40’lı yıllarda, anahtar parçalar arasında platform ayakkabılar, bolerolar (özellikle de kürklü olanlar), broşlar, eldivenler ve geniş kenarlı şapkalar dikkat çekiyor.

Bu dönemden özellikle yeni sezon koleksiyonlarına ilham veren pek çok özel parça olduğunu söylemek mümkün. Örneğin sezona damgasını vuran kısa pantolonlar, dantel ve ipek üstler, uzun yün hırkalar, beli kemerli mantolar yine gardıroplara eklenecekler arasında. Bu dönemin zenginliğinden faydalanmak, az para harcayarak dikkat çekmek isterseniz, alışverişlerinizde aksesuvarlara yüklenin. Büyük el çantaları, eldivenler, şapkalar, broşlar, kalın saç bantları görüntünüzü bir anda değiştirecek...

50’ler

Kadınların giyimde ‘akıllıca’ davrandıkları bu dönem, zarafet, feminenlik ve şıklık üçgeni içinde kendine güçlü bir yer edinmiş. Bu yılların stil ikonları arasında iki güçlü isim göze çarpıyor: Grace Kelly ve Audrey Hepburn. Vücudu sımsıkı kavrayan çan etekli elbiseler, korsajlı üstler, cesur dekolteler, kabarık topuzlar, bugün farklı yorumlarıyla karşılaştığımız kalın saç bantları, Viktorian tarzı broşlu kolyelerin de çok moda olduğunu belirtelim.

Son yıllarda Hollywood yıldızlarının vazgeçemediği ‘clutch’ adı verilen el çantaları da ilhamını bu dönemden alıyor. Çiçek desenlerinin, beli kemerli dar ceketlerin görüldüğü 50’lerde bol kesimli ‘swing’ etekler göze çarpıyor. Kabarık etekleri tasarımcılar dantel ve şifonlarla daha da yücelterek, bu görkemli dünyanın parçası yapmayı başarıyorlar.

60’lar

2005-2006 sonbahar-kış sezonunda tasarımcılar yüzünü bu döneme çeviriyor. Kapri pantolonlarla ilk kez bu yıllarda tanışıyoruz. Bu pantolonlar, farklı düğme ve kesim detaylarıyla tüm kombinasyonlara uyum sağlıyor; kısa militer ceketler, gotik tarzda yakaları fırfırlı gömlekler, kalın örgü kazaklarla tamamlanıyor. Yerine göre, altına da yine 60’lardan kalma yuvarlak burunlu topuklu bir ayakkabı veya upuzun topuklu bir çizme öneriliyor. Tüm tasarımcılar tarafından bu kış baş tacı edilen manto, bol cepli valiz çantalar, asimetrik çapraz modeller, zincir kemerler, kalın renkli çoraplar modanın bu altın çağının bugüne taşınan detayları arasında.

70’ler

Rock’n roll tarzına göndermeler yapan 70’ler, modada romantik detaylardan biraz sıyrılarak daha dikbaşlı bir yol çiziyor kendine. Bu dönemi diğerlerinden ayıran en önemli özellik, detayları daha da öne çıkararak kadınların iddialı görünümlerinin altını çizmek. Volüm yerini daha dar silüetlere bırakıyor, kadın bedeni tekrar dar kesimlerin arasında sıkışıp kalıyor. Bol cepli büyük çantalar, trençkotlar ‘glam-rock’ akımının da tamamlayıcıları olarak modanın yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu dönemi herkes gibi çok seviyoruz, çünkü içinden tarzımıza yakın birçok şey bulma şansımız daha fazla!

80’ler

Bu, nedense herkes tarafından ‘rüküş’ olarak nitelendirilen tek dönem... ‘Disko tarzı’ olarak adlandırılan giyim tarzı içinde tozlukların, bele sokulan kazakların, mandalla toplanan saçların, vatkalı geniş yakaların, yarasa kolların, reglan yakaların, yüksek belli pantolonların söz sahibi olduğu 80’lerde, giyim tarzlarının birdenbire değiştiğini inkar edemeyiz. Bu kış, modada çılgın dönem, 50 ve 60’ların zarafeti ile buluşuyor ve ortaya dozunda bir çılgınlık çıkıyor. Mini eteklerin altına giyilecek mus çoraplar, babet pabuçlar kadar, o döneme ait platform topuklu uzun çizmeler, dar paça pantolonlar, diz üstü eteklerin üzerine giyilen kruvaze ceketler çok moda.

Ayrıca, 80’lerin detaycı ruhunun altını çizen zincir aksesuvarlar, metal fermuarlar, bağcıklar bu kez dantel, kadife, ipek şifon ve tüvidleri tamamlıyor. Bilekte biten dar paça pantolonların üzerine kısa ve dar kesimli paltolar, aksesuvar olarak da kasket, yarım Viktorian botlar, büyük altın halka küpeler, sıra sıra altın zincirler kullanabilirsiniz.

ALIŞVERİŞ SEPETİ

Gece-gündüz kullanın

En moda adımlar sonbahar Nike koleksiyonunda... Shox Rival ve Zoom Blazer dışında, bu ay mağazalarda satışı başlayacak yeni modellerden 28 farklı renge sahip ve 1979 yılında ilk kez orta mesafe koşu ayakkabısı olarak üretilen Sprint Sister çok şık. Ayakkabının renkli grafik desenli modelleri, geçmiş ve geleceğin etkisini aynı anda yansıtabiliyor. Shox Rival ise gümüş ve altın modeliyle, abiye kıyafetlerin altına giyilebilecek kadar iddialı. Bu model sahip olduğu minik kolonlu tabanlarla kadınlara topuklu ayakkabı giymiş hissi de yaşatıyor!

Tasarım ve iletişimin buluşma noktası

Benetton’un iletişim ve araştırma merkezi Fabrica tarafından tasarlanan ve seçilen ürünlerin satıldığı mağaza Fabrica Features, Lizbon, Bolonya ve Hong Kong’dan sonra 17 Eylül’de İstanbul’da açılıyor. Sergi ve atölye çalışması mekanı olarak hizmet verecek mağazada açılış ‘Perfect Weekend’ sergisiyle başlıyor.
X