"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Ertuğrul Özkök’ün yazısına dair bir mükemmellik öyküsü

İki çocuğunuz var. Doğum gününüzde sizin için doğum günü kartı hazırlıyor.

Kartlarda “İyi ki doğdun, anneciğim/babacığım. Seni çok seviyoruz” yazıyor.

Nasıl tepki verirsiniz?

Yale Üniversitesi profesörlerinden, Harvard mezunu Çinli yazar Amy Chua şöyle tepki veriyor:

“Bu kartları muhtemelen 10 dakikada hazırladınız. Yapabileceğinizin en iyisi bu muydu? Sıradan bir kartı kabul edemem.”

Kocası “Ne yaptın? Küçücük kızların kalbini kırdın.” diyor.

Anne yanıt veriyor: “Ben onlara yaptıkları her işi mükemmel yapmalarını öğretiyorum. Üzülmeleri gerekirse, üzülecekler.”

Bir okur mesajı

Facebook’ta bir okuyucumdan şöyle bir mesaj aldım.

“Sayın Bolat, Özkök'ün bugün gündeme getirdiği konuya bir yorum yapmak ister mısınız acaba?”

(Ertuğrul Özkök’ün yazısı ekte.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=16888926&yazarid=10&tarih=2011-01-30

Yukarıda anlattığım anekdot Özkök’ün yazıda bahsettiği kitaptan (“Battle Hymn of Tiger Mother” “Kaplan Annenin Savaş Marşı”).

Kitapta yazar, çocuklarını nasıl yetiştirdiğini ve mükemmelliğe giden ‘acılı’ yolu anlatıyor. Kitap bir solukta okunuyor.

Mükemmellik yolculuğu

Kızların bir tanesi piyano ve bir tanesi keman öğreniyor.

Her gün aralıksız en az 4-6 saat pratik yapıyorlar. Kızlar bir noktadan sonra dayanamıyor, ama anneleri süre doluncaya kadar bırakmalarına izin vermiyor.

Anne “Her çocuk günde 1 saat pratik yapabilir, ama asıl mükemmelik o acı noktasından sonra yapılan pratikle kazanılabilir” diyor.

Hatta Londra’ya, Moskova’ya ve Budepeşte’ye tatile gidiyorlar. Anne kiralık piyano buluyor ve kızları tatilde bile her gün pratik yapmak zorunda.

Sonuç

Kızlarının bir tanesi Carnegie Hall’da çok küçük yaşta solo çalma şansına sahip oluyor. (Bu müzikle uğraşanlar için ulaşılması zor bir başarı.)

Yale Üniversitesinde lisans öğrencileri ile birlikte ders alma hakkı kazanıyor.

Keman çalan kız da Juilliard Müzik okulundaki ünlü hocaların atölyelerinde öğrenci olma hakkı kazanıyor.

İkinci kızı kemanı bırakıyor ve tenise başlıyor. Kısa bir sürede birçok turnuvada şampiyon oluyor. Çünkü çalışma disiplinini kazandı ve mükemmel olma yolunu öğrendi.

Anne biraz aşırıya gitmiş olabilir; ama annenin eğitim anlayışı benim eğitim anlayışıma çok uyuyor.

Mutluluk

Birçok kişi ‘çocukların çocukluğunu yaşaması ve mutlu olması’ daha önemli diyebilir.  Doğru ama mutluluk nasıl sağlanır acaba? Burada bana göre büyük bir yanılgı var.

Okuduklarımdan ve deneyimlerimden öğrendiğim ve güneşin Doğu’dan doğduğuna inandığım kadar inandığım bir gerçek var.

Bana göre mutluluk, bir konuda mükemmelliğe ulaşma adına çekilen acıların toplamı.

Daha önce de yazdığım gibi, mutluluk mutlu anların toplamı değil.

Çocuk hem çocukluğunu yaşayabilir hem de mükemmellik yolculuğuna çıkabilir.

Özbilgi ve özgüven

Annede en çok takdir ettiğim davranış, çocuklarına sahte geri bildirimler vermeyip, onların özbilgisini artırmak.

Eğitimde benim sürekli üzerinde durduğum iki önemli kavram var:

Öz-bilgi ve öz-güven.

Özbilgi, bir kişinin kendisi ve performansı ile ilgili bilgisi ve farkındalığı. Özgüven de kişinin kendi becerilerine duyduğu güven.

Özgüven, özbilgiden gelir. Türk eğitiminde yaptığımız en büyük hata, çocukların özgüvenini artırmak amacıyla, özbilgilerini azaltıyoruz.

Çocuk herhangi bir iş yaptığında, kendine güveni artsın diye başlıyoruz övmeye.

“Aferin kızım çok güzel yapmışsın.”
“Ha işte süper olmuş.”

Bu durumda çocuk neyi, niçin iyi yaptığını bilmiyor. Kendi eksiklikleri ve gerçekleriyle yüzleşmiyor. Kendisi hakkında bilgi edinmiyor.

Yani özbilgisi artmıyor.

Özbilgisiz başarı uzun vadede yok oluyor.

Çocuk aynı başarıyı tekrarlayamaz. Bilinçli çaba gösteremez. En kötüsü de özbilgisiz özgüven çok kırılgandır.

Tam tersine güvensizliğe sepep olur; çünkü çocuk hala bir bilinmeyenin içindedir. Aynı tepkiyi nasıl alacağını bilmez.

Okurun sorusu

Okurumun sorusuna dönersek, anne biraz durumu abartmış, ama yöntem olarak ben anneyi savunuyorum.

Ben çocuğun iyi hissetmesi için söylenen övgülerden ziyade özbilgiyi artırmayı, bir alanda yoğunlaşıp saatlerce çalışmayı ve her çocuktan yüksek beklentiler içinde olmak gerektiğini savunuyorum.

Benim başarı anlayışım

1- Başarı sadece ve sadece disiplinle gelir. Saatlerce pratik yapma ve çalışma disiplininiz yoksa başarılı olmanız mümkün değil.

2- Birçok alanda başarılı olmak zor. Çocuğu heyecanlandıran bir alan bulup, her gün saatlerce pratik yaptırmak ve çalıştırmak gerekir.

3- Çocuklarınızda sıradan/orta seviyede performansları kabul etmeyin. Beklentinizi yüksek tutun. Beklentiniz düşük olduğu zaman, çocuk sizin ona güvenmediğinizi düşünüp, çabalamayı ve kendini zorlamayı bırakır.  Yapabileceğinin en azını yapar. (Bu konuda çok araştırma var. Ayrı bir yazıda yazacağım.)

4- TV ve internet beyni tembelleştirir ve oto disiplini zayıflatır. Günde en fazla 1 saat olmalı. O da eğitim amaçlı.

5- Çocuklar disiplin kavramını tam bilmiyor. Veli ve öğretmen tarafından sınırların çok iyi belirlenmesi gerekir.

6- Kitap okumak birçok yararının yanı sıra disiplini geliştirir.

7- Hedef konulmadan ve hedef yazılmadan yapılan etkinlikler disiplini geliştirmez.

www.facebook.com/bolatozgur   

X