Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ergenekon taşı

KENDİ hesabıma, ilk andan itibaren "Ergenekon" olayına çok temkinli yaklaştım.

Aşılmaz Çin seddi değil ama, savunduğum genel çizgiyle sanıkları suçlayan "sansasyonel iddialar" arasına muhkim bir duvar ördüm. Ciddi bir mesafe koydum.

Artı, tüm özgürlükçü demokratların da aynı mesafeyi koruması gerektiğini kaydettim.

Davanın fos çıkması ihtimalinin yüksek olduğunu ve böyle bir durumda da bundan en çok, akıntıya kapıldıkları takdirde, o özgürlükçü demokratların zarar göreceğini vurguladım.

Halep oradaysa arşiv buradadır ve yukarıdaki tutumum ortadadır.

* * *

OYSA, elde kalem ve dilde tüy, söz konusu "Ergenekon" tarafından temsil edilen köhne ideolojiye karşı en az çeyrek yüzyıldır mücadele ediyorum.

Zaten, tutuklu sanıklardan bazılarıyla da yine aynı zaman süresinden beri, mecázi anlamda "kanlı bıçaklı"yım.

Olsun!

Olsun, zira tüm bunlar rasyonel akılcılıktan uzaklaşmam ve aslında komplo teorilerine uzanan o "sansasyonel iddialar"ı mutlak "gerçek" varsaymam anlamına gelmez. Gelemez.

Tersine, böyle bir yola saptığım takdirde tuzağa düşmüş sayılırım.

Dolayısıyla da, aynı iddialardan büyük bölümü iflas edeceği için, savunduğum o özgürlükçü demokrasinin prestij yitirmesine sebep olurum. Kendi ayağıma ateş ederim.

Ve nihayet, ideolojiye ve sanıklara hasım olsam dahi son tahlilde daima ve daima adaleti sahipleneceğimden, ahlák gereği, kimsenin mağdur duruma düşmesini kabullenemem.

İşte, önceki gün ilk duruşması yapılan "Ergenekon" davasına bu açıdan bakıyorum.

* * *

FAKAT bütün bunlar "Ergenekon" diye illegal/yarı-legal bir örgütlenmenin olmadığı ve zanlılarının da sütten çıkmış ak kaşığa benzediği anlamına gelmiyor. Asla! Háşá!

Tabii ki var ve sanıklarının önemli bir bölümü de suç işlemiş durumda bulunuyorlar.

Ancak, bu gerçek, "şişirilen" iddiaların doğruluğunu kanıtlamaz ve kanıtlamayacaktır.

* * *

ÖYLE, zira ilkin, kendisini eski Türk efsanesinin adıyla vaftiz etmiş olan teşkilat, söz konusu iddiaların aksine, devlet içindeki bir organizma değildir! "Derin devlet" hiç değildir!

"Ergenekon", hazin bir "ulusalcılık" ideolojisini payanda almanın dışında tek ortak özelliği olmayan ve tortulardan oluşan l-u-m-p-e-n bir magmadır. Bir başıbozuk gürûhudur.

Bünyesinde, "Kontrgerilla" ertesi işsiz kalarak mafyalaşan asker-sivil unsurlardan, her kapıyı denedikten sonra kapağı darbeciliğe atan "karanlıkçı maocular"a dek, poker oyunundaki tabirle "beş benzemez" barındırmaktadır. Hepsi de "kifayetsiz muhteris"tir!

Gevşek ve amatör temaslar dışında da bunların ne yukarıdan aşağıya doğru hiyerarşik bir örgütlenmesi, ne de gelişigüzel "tatava çıkartmaya" çalışmanın dışında bir planı vardır.

Dolayısıyla, "Ergenekon"u küçümsemek de, abartmak da aynı ölçüde yanlıştır.

* * *

KÜÇÜMSEMEK ve dudak bükmek hem, bugüne dek fütursuzca at oynatmış olan ve yasallığın sınırında dolaşan veya onu aşan "ulusalcı" ideolojinin küstahlığına boyun eğmek; hem de aynı ideoloji sahiplerinin artık herkese görünür sefaletini sergilememek anlamına gelir.

Üstelik, sanıklardan bazıları emekli asker kimliği taşıdığından, davanın aynı zamanda tabu ve dokunulmazlık yıkıcısı bir işlev gördüğünü de asla unutmamak gerekir.

Ancak, "Ergenekon"u abartmak ve bu defa ters yönden komplo teorileri üreterek her taşın altında onu keşfetmek, yukarıda belirttiğim gibi, en çok demokrasi güçlerine zarar verir.

Çünkü o taş zaten yerinde ağırdır ve özgürlükçü demokrasi de hukuki hafifliğe ve adli hafif meşrepliğe prim vermeyecek kadar ağır ve ağırbaşlıdır!
X