Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan: Gösterilerin terörden farkı yok

Başbakan son sokak olaylarına nasıl bakıyor? “Kürt sorunu” demekten pişman mı? Bu gösterilerin perde arkasını anlatırken bana çok net konuştu. Meğer işin içinde iş varmışta, haberimiz yokmuş.

Başbakan ile son gelişmeler konusunda, bir bölümünü Kanal D Haber için, diğer bölümü “yazılmamak” kaydıylauzun bir konuşma yaptım.

 

Doğrusu, Başbakanın daha gergin ve kaygılı olacağını bekliyordum. Kaygısı var, ancak gelişmeleri kontrolden çıkarabilecek kadar tehlikeli görmüyor.Kimlerin ne yaptığını, PKK yandaşlarının neden sokağa döküldüklerini, hangi amaçla harekete geçtiklerini biliyor ve çok net konuştu: “Bu iş böyle devam etmeyecektir... Tırmandırdıkları sürece, güvenlik güçlerinden aynı sertlikte yanıt alacaklar... AB’yi engellemek istiyorlar, ancak yapamayacaklar...” dedi.

 

Kürt sorunu” dediği için bu gösterilerin başlamadığının altını çizdi. Diyarbakır konuşmasının yarattığı “beklentilerin” farkında. Ancak sorulara verdiği yanıtlardan yeni bir yaklaşım hazırlığınınbulunmadığı izlenimi aldım. Başbakan da, AKP seçim programı içindeki adımların atılmasıyla yetinileceğini ortaya koydu. Anlaşılan, bazı çevrelerdeki beklentiler istedikleri gibi sonuçlanmayacak.

 

Başbakan, insanların sokağa dökülmeleri, şehir şehir dolaştırılıp molotof kokteylleri atıp etrafı yakıp yıkmalarını PKK içi çekişmelere, DEHAP’taki fraksiyonlara bağlıyor.

 

Bıraktığı genel izlenim, bu olayların Türkiye’yi eski günlere götürmeyeceği ve bir süre sonra yeniden rayına oturacağı şeklinde.

 

Bu arada, görsel medyadan şikayetçi olduğunu da söylemem gerekir. Yazılı medya’nın çok daha sorumlu davrandığını, gelişmeleri abartmadığını, ancak görsel medya’nın ekrana “AMAN TAHRİĞE KAPILMAYIN- SOĞUKKANLILIĞINIZI KAYBETMEYİN” yazıları yazıp 15-20 dakika en tahrik edici görüntüleri, “Ne yapalım, haber yapıyoruz” diye vermesinin, abartı olduğuna dikkat çekti. Olaylara karışanlar 500-600 kişiyi geçmezken, bu görüntülerin, büyük bir kalabalık varmış izlenimi verdiğini söyledi.

 

Erdoğan’a göre, bu tip yaklaşım ülkeye zarar vermekten başka bir işe yaramıyor.

 

Başbakan ile Avrupa Birliğini de konuştum.

 

3 Ekim’de bir yol kazası bekliyor mu, yoksa bu iş bitti mi? Masaya oturmaktan vazgeçebilir mi?

 

Erdoğan, bu konu açılınca daha çok gerildi.

 

Yarınki yazımda bu konunun ayrıntılarını vereceğim.

 

                                              *                    *                    *

 BAHÇELİ’DEN BEKLENEN...

 

PKK’nın ne yapmak istediği çok açık şekilde ortada.

 

Ya benim yandaşlarıma genel af, Öcalan’ı da izalasyondan çıkart veya ben bu ülkeyi darma duman ederim” mesajı veriyor.

 

Nasıl yapmak istediği de apaçık ortada.

 

Terör, Uluslararasıdesteğini azalttığından dolayı, sokaklara dağılıyor. Çoluk çocuğu otobüslere bindirip, molotof kokteylleriyle gittikleri yerleri savaş alanına çeviriyor.

 

Hedefleri de, özellikle Ülkücüler. Zira ülkükülerin bu konudaki duyarlıklarını biliyorlar. Ülkücü gençliği tahrik edip kavga çıkartmayıarzuluyorlar.

 

Eminim,  PKK yanlıları Bozüyük’te, ülkücü işareti yapan bir kalabalığın sardığı ve birkaç yüz Kürt gencinin bulunduğu otobüslerden birinin alev almasını ne kadar istemişlerdir. Eğer o Kaymakam olmasa, o müftü araya girmese, olaylar büyüse ve orada 40-50 kişi yanarak ölse, Türkiye nasıl karışırdı, bir düşünün.

 

Anlaşılan, PKK’nın istediği de bu...

 

Bunun hemen 1-2 gün sonrasında, yine Ülkücü oldukları ileri sürülen bir grubun, 6-7 Eylül sergisini basması olayı yaşandı. Bu tepki, sanki 6-7 Eylül olaylarının ne kadar iyi olduğu, imkan olsa şimdi tekrarlanabilirmiş mesajı veriyordu.

 

Aklıma MHP lideri Bahçeli’nin bir süre önceki bir demeci geldi. Demokrat çevrelerden çok alkış, MHP muhalefetinden ise eleştiri almıştı.

 

Bahçeli, bu konuşmasında Ülkücüleri sokakta kavga ederkendeğil, bilgisayarı başında görmek istediğini söylüyordu.

 

Çok doğru bir saptamaydı.

 

Ülkücü hareketin tümüyle MHP tarafından yönlendirilmediğini biliyorum. Farklı grupların rekabetinin de farkındayım.

 

Ancak belirli bir noktaya kadar.

 

Ülkücü hareketi tahriklerden korumak, PKK’nın hazırladığı tuzağa düşürmemek yine de liderin görevidir. Bahçeli de bu devlet sorumluluğuna ve siyasi sağduyuya sahip bir liderdir.

 

Öylesine duyarlı bir dönemden geçiyoruz ki,”tahrik oldum”gerekçesiyle, hesapsız bir adım öylesine korkunç sonuçlar doğurabilir ki, sonradan ne kadar pişman olsak dahi, ülkeyi kurtaramayız.

 

Ülkücülük 6-7 Eylül olaylarının doğruluğunu savunmak olamaz. Bu mantık Türkiye’mizi 2000’li yıllara taşıyamaz.

 

İşte bundan dolayı, şimdi Bahçeli’nin liderliğine daha fazla ihtiyaç var...

X