Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Yazdan çıktık kışa giriyoruz

Ercan KUMCU

TÜRKİYE ekonomisi çok sert değişmeler gösteriyor. Ekonomide ya kış ya da yaz mevsimini yaşıyoruz. Arada bir ilkbahar ya da sonbaharı göremiyoruz.

Geçen yıl, 1998'in ortasındaki Rusya kriziyle başlayan olumsuzluklarla çok kötü geçti. Yüzde 8'lerde büyüyen ekonomi yere çakıldı. Büyüme 1999 yılında eksi yüzde 6.1 oldu. İşsizlik arttı. Fakirleştik. Geçen yıl tam bir karakış geçirdik.

Sürdürülemeyecek bir yola girmiştik. Siyasi irade durumu anladı. Yakın tarihimizin en ciddi istikrar programlarından biri hazırlanıp yürürlüğe kondu. IMF'nin desteği arkamızdaydı. Ekonomide küçümsenmeyecek işler yapıldı.

İYİ GİDİYORDUK

Uzun süre enflasyonla yaşamış bir ülkede frene basmak kolay olmuyor. Yine de, frene çok sert olmasa da basıldı. Enflasyon yavaşlama eğilimine girdi. Bazı sektörler için zor da olsa, ‘‘tünelin sonundaki ışık’’ herkesi yüreklendirdi.

Ekonomide yeniden yaz mevsimi başladı. Büyüme hızlandı. Büyük bir olasılıkla bu yıl büyüme yüzde 7'nin üzerinde olacak. Ticaret hacmi arttı. İthalat patladı.

Dış ticaret açığımız arttı. Döviz dengemiz bozuldu. Fakat, istikrar programının yarattığı olumlu beklentilerle yurtdışından borçlanmak sorun olmadı. Yurtdışından borçlanabildiğimiz sürece, biz de döviz dengemizin bozulmasına fazla aldırmadık.

Ekonomik veriler düzeldikçe siyasetçilerimiz işi gevşetmeye başladılar. Yapılacak çok iş varken zafer çığlıkları atılmaya başlandı. Yapılan uyarılar ciddiye alınmadı.

Kendi kendimize bir kriz çıkardık. Küçümseyerek krizi büyüttük. Henüz krizi atlatmış değiliz. Ya kriz yakın bir zamanda gerçekten bitecek, ya da içinde yaşadığımız şartları yeniden ‘‘normal’’ diye tanımlayacağız. Yirmi beş yıldır yüksek enflasyonla yaşayıp adına ‘‘kriz’’ demedik. İşler yoluna girerken yeniden faizlerin yüzde 100'ün üzerine çıkıp mali sistemin kilitlenmesine de ileride ‘‘kriz’’ demeyebiliriz.

RESİM KARARDI

Artık, yaz mevsimi bitip sonbaharı görmeden yeniden kışa gireceğiz gibi görünüyor. Döviz dengemiz düzelecek. Yurtdışından borçlanma ihtiyacımız azalacak. Ama üretim de düşecek.

Bu yıl yüzde 7'nin üzerinde büyüyen ekonomi yeniden ani bir fren yapacak. Büyümenin yeniden eksi olma olasılığı hiç de düşük değil. En iyi olasılıkla dahi, 2001 yılının ilk yarısında ekonominin büyümesi çok zor görünüyor.

Hazine, yüzde 30 faizlerle iç piyasadan borçlanabiliyor diye seviniyorduk. Faizlerin düşüşünü istikrar programına olan güvenin bir işareti olarak görüyorduk. O günler de geride kaldı. Yılın ilk iki ayında Hazine 10 milyar dolara yakın iç borç ödeyecek. Ödeyeceği borcun büyük bir bölümünü yeniden borçlanmak zorunda. Bu ortamda Hazine'nin borçlanma maliyeti de artacak. Bu konuyu gelecek hafta daha ayrıntılı inceleyeceğiz.

Bu yıl ortalama enflasyon yüzde 50'lerdeyken Hazine'nin yüzde 30'lardan nasıl borç alabildiği fazla sorgulanmadı. Ama, gelecek yıl, ortalama enflasyon yüzde 30'lardayken, Hazine'nin çok daha yüksek faizlerden borç alması çok sorgulanacak.

Değişmeler sert olunca, ekonomik sonuçları da sert oluyor.

X