"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

En çok sorulan soru

BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’ne dönük operasyon ve kabul edilen iddianameyi daha uzun süre konuşacağız gibi...

Haberin duyulmasından, internette gezinmesinden sonra birçok kişi aynı şeyi sormak için beni aradı ya da mesajlarla konu hakkında yorumlarını aktardı.
Ortak soru şöyleydi...
“Hrant Dink cinayetinde bir örgüt bulamayan mahkeme nasıl olur da Aziz Kocaoğlu için 400 yıl ister?”
Elbette bu sorunun cevabını verecek olan yargı... Süreç işleyecek, savunmalar alınacak, sonuçta mahkeme bir karar verecek.
Öyle ya da böyle, beğenelim ya da eleştirelim, yargıya sonuna kadar güvenmek zorundayız.
Ve herkes için adalet istemeliyiz.
O yüzden iddia makamının da, kamuoyunun da sakin olması gerekir.
Ama şunu söylemem gerekir ki, çok uzun zamandır bir konu hakkında bu kadar mesaj almamıştım.
Demek ki; insanlar merak ediyor, neler olabileceğini öğrenmek istiyor, yorum yapma, fikir alışverişinde bulunma arzusu içindeler...
Özetle, genel bir moralsizlik İzmir’de hakim...
Bunun da kısa süreli olacağını düşünmüyorum.
Çünkü belediyeler kentler için önemli kurumlar, hele bu büyükşehirse... 20 binden fazla çalışan olduğu gibi aynı zamanda en büyük yatırımcı olma özelliğini de taşıyor.
Yıllık 5 milyar lirayı geçen bir büyükşehir bütçesi var.
Belediyeye iş yapan taşeronlar, şirketler ve elbette hizmet alan bir vatandaş var.
Aziz Kocaoğlu, kamuoyunun önüne çıkıp belediye çalışanlarına, “Sizden her zamankinden daha fazla çalışmanızı istiyorum” demişti.
Yine aynı sözü söyleyeceğinden eminim...
Soru soranlara, mesaj atanlara söylediğim bir şeyi tekrar ediyorum.
Adalete güvenmeli, inanmalı ve hızlı hareket etmesini istemeliyiz.

Vicdan en fazla konuşacağımız kavram

BİR de kamu vicdanı var. İşte gördünüz, Hrant Dink’in ölümünün beşinci yılında ve mahkeme kararının hemen ertesinde on binlerce kişi yürüdü. Neden... Çünkü o kadar konuşmanın, o kadar tartışmanın sonucunda çıkan sonuç kimseyi mutlu etmedi. Yani kamu vicdanını rahatlatmadı. Ben işin bu tarafındandayım. Çünkü bundan sonraki süreçte daha çok bireysel, daha çok kamu vicdanına ihtiyacımız olacak. Vicdan en fazla tartıştığımız kavram olacak.

Daha fazla demokrasi talebi

BAZEN isteniz de o insanları bir yerden bir yere götüremezsiniz, bir yerde buluşturamazsınız, aynı sloganları attıramazsınız. O insanları bir araya getiren bambaşka bir ruh hali...
Hrant Dink’in ölümünün beşinci yıldönümünde Taksim’de toplanan yüz binleri kastediyorum. “Hepimiz kardeşiz” diye bağıranları, bu duyguyu içinde yaşayanları söylüyorum.
Türkiye’de hepimizi rahatsız eden çok neden var ama bir o kadar da umutlandıracak olaylar da var. Taksim’de toplanan “adalet” isteyen, daha fazla demokrasi talebi de işte onlardan biri...

“Kamu yararı” sözünün arkasına sığınmayalım

KAMU yararını anlıyorum. Kamunun zarar etmesini kimse istemiyor. İsteyemeyiz... Kimse için iltimas, kimse için özerklik, kimse için farklı uygulama talebine de karşı çıkıyoruz. Bunu da anlıyorum. Ama İzmir’deki bazı projeler hakkında açılan davaları, odaların uyarılarını da, garip çıkışlarını da artık anlamakta zorluk çektiğimi söylemeden edemeyeceğim.
Bu meslek odalarından uyarı, ikaz dışında artık öneri de bekliyoruz.
“Örneğin Barselona’da bunu şöyle yaptılar, çok başarılı oldular. İzmir’e de uygun olur şudur” demelerini bekliyoruz.
“İtiraz ediyoruz ama biz de şöyle düşünüyoruz” demelerini bekliyoruz.
“Bundan böyle şöyle bir strateji izlenirse kent de kazanır, bu kentte yaşayanlar da mutlu olur” demelerini bekliyoruz.
Bir öneri sunmadıkları sürece “kamu yararı” lafının arkasına sığınılıp yapılan açıklamaları en azından kendi adıma ben artık samimi bulmuyorum.

Beni diğer ayrıntılar daha fazla ilgilendiriyor

BEĞENİ göreceli bir şey... Tıpkı EXPO’nun yeni logosu gibi... Beğenen de var, beğenmeyen de... İyi bulan da var, basit bulan da... “Mesajı net” diyen de var, “İzmir’i anlatmıyor” diyen de... Logo önemli, ama sadece logonun iyi olması yeterli değil, aslında hiçbir şey değil. Daha önemli olan İzmir’i iyi anlatabilmekte, projeyi iyi sunabilmekte, Türkiye’nin avantajlarını gösterebilmekte... O yüzden ben logoya çok takılmıyorum, diğer ayrıntılar beni daha çok ilgilendiriyor. Ama kamuoyunda tartışılan logoyu da anlatmak ve benimsetmek yine EXPO heyetine düşüyor.

X