Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Elmayla armudu karıştırmayın

<B><I>FUTBOLCULUĞUMDA</B> </I>da hakemliğimde de iyi şeyler de yaptım, hatalar da.

Şimdi bütün bu deneyimlerimi birleştirerek yorumculuk yapıyorum. Arkadaşlar, Maraton programında size eğitim vermeye çalışılıyor. Bırakın seyirciyi, siyasi yazarları, spor yazarlarından bazıları bile ofsaytın ne olduğunu, ceza alanındaki yayın neye yaradığını bilmiyor.

Arkadaşlar, oradaki oynatalım Uğurcum, bilmeyenlere merak edenlere pozisyonu anlatıp, kuralın ruhunu, anahtarı vermek içindir. Beyler, maçlara giden bir spor yazarıyım. Evimde ayaklarımı sehpaya uzatarak, arkadaşlarımla, karımla ve çocuklarımla maç seyredenlerden değilim, karıştırmayın.

Cuma, cumartesi maçlara gidiyorum. Pazar günü eğer maç İstanbul'daysa ona da gidiyorum. Yani, o pozisyonları çıplak gözle görüyorum. Televizyondan bir kez daha izleme şansım var. Zaten Hürriyet'te maçlar biter bitmez yorumunu yapıyorum, ertesi gün de yayınlanıyor. Maraton da bunların tekrarı. Sizler için, daha iyi öğrenin, işi bilin diye tekrar, tekrar gösteriyoruz.

Size başka birşey daha söyleyeyim. Eğer biraz meraklıysanız, Maraton programında hakem ne kadar süre konuşuluyor, futbolcular, teknik adamlar, kulüpler ne kadar konuşuluyor, görürsünüz. Ve bunların hepsi belli bir kalitede ve seviyede olur. Sakın karıştırmayın, elmalarla, armutları, ayırın.

Yoldaki adam memnun, bazı spor yazarları ile siyasi yazarlar memnun değiller. Onlar zaten herşeyi biliyorlar! Onlara anlatmaya gerek yok. Onun için sinirlenmeyin. Size hitap etmiyorum. Çünkü siz herşeyi çok iyi biliyorsunuz. Uğraştığınız işleri ne kadar bildiğinizi de son seçimlerde gördük.

Aman dikkat İlhan

İlhan Mansız
üzerine kitaplar yazıldı. Japonya'dan büyük turist akımına uğradı. Şöhreti geç buldu, bir tuhaf oldu. Bakışları bir enterasan ve devamlı görüntüsünde bir sorun var. Ve mutlak suretle de bunun bir sebebi olmalı. Galatasaray maçında Lucescu onu oyundan aldığında yaptığı el işareti çok tuhaf. Tehdit etmiyor. İşaret parmağını diklemesine kullanarak Lucescu'yu tehdit etmedi. Enlemesine kullanarak, ‘‘Yanlış yaptın Lucescu’’ diyor.

Bak İlhan, o, Rumen Milli Takımı'nda oynarken sen babanda bile değil, henüz ağaçta portokaldaydın. O, İtalya'da teknik direktörlük yaparken, sen henüz emeklemeye başlamıştın. Ama sen haklısın, Almanya'dan gelen futbolcuların çoğunda bu sorun var. Çünkü Türkiye'de size ‘‘Almancı’’ diyorlar, orada Almanlar yabancı muamelesi yapıyorlar, arada preste kalıyorsunuz.

KASETLERİ BİR İZLE

İlhan
dikkat ediyormusun, kendi seyircinin de sana sempatisi yavaş yavaş kayboluyor. Olay formsuz olman, sakatlanman değil. Daha tesislere girerken bile kapıdaki adamdan selamını esirgiyormuşsun. Arkadaşların ile de münasebetin kopukmuş. Yani, bir sevgisizliğin var. Kopuk olabilirsin, o senin sorunun. Ama onu takıma yansıtırsan, takımın sorunu olur. Yaşın belli, önündeki seneler daraldı. Daha evvel bu piyasaya çıkman lazımdı. Belki de bu davranışların seni geciktirdi. Nedersin İlhan, hakem gibi hakeme çatsan, o Beşiktaş formasını giysen bile 3 maçta bir atılman gerekmez mi?

Sana tavsiyem, maçlardan sonra televizyondan kasetleri izle. Yardımcı hakemlere ve hakemlere bakışlarını bir gör, sonra kendi kendini değerlendir. Hatta aynanın karşısına geç, antrenman yap, ayıp değil. Yüz şeklini nasıl değiştirirsin onun çaresine bak.

İlhan defans elemanları ile iyi geçinmeye mecbursun, onları tahrik edersen, bir gün biri çıkar, seni çok kötü bir yerde kıstırır. Çünkü sen hücumcusun, gol yapmaya üretmeye mecbursun, ama onlarla tahrik ederek oynarsan, sen üretmeye çalışırken bir gün seni tüketebilir.

Bu yazıyı okuyunca sinirlenebilirsin önemli değil. Ben işin sonuna gelmeden seni ikaz ediyorum. 1 ay sonra herkes yazar merak etme. Ama o zaman iş işten geçmiş olur.

Ulusoy tavrını koymalı

BUNDAN bir ay önce Karar Anı programını çekiyoruz. Konu amigolar, bant çekiminin bir yerinde Beşiktaş formalı birisi söz istiyor, veriyorum. Size çok önemli bir tarihi açıklama yapacağım diyor: ‘‘1 ay sonra oynanacak G.Saray-Beşiktaş maçının hakemi Orhan Erdemir olacak. Biz Beşiktaşlı dernekler olarak buna tepki koyuyoruz. Eğer Orhan Erdemir'i verirlerse büyük olaylar çıkar.’’ (Dikkat edin beyler bunu söyleyen bir taraftar derneğinden biri. Adam bunu söyleyince hadi canım sen de deyip susturuyorum.)

Geçtiğimiz salı günü de bir araştırma yapıyorum. Diyorlar ki, yüzde 70 maçın hakemi Müftüoğlu, yüzde 30 Bülent Demirlek. Yani Orhan Erdemir'in esamesi okunmuyor. Ama benim merak ettiğim bir olay var. Yıllardır, Türkiye'de bazı hakemleri, bazı kulüpler istemiyor ve bu vıdı vıdılar ve olaylar o hale geliyor ki, bu fısıltı yapanlar sonra haklıymış gibi gözüküyor.

Özellikle Haluk Ulusoy'un şu aşamada net tavır koyması lazım. Bakın Bülent Yavuz demiyorum, Haluk Ulusoy diyorum. Çünkü bu işten en çok başı ağıracak makam Federasyon Başkanıdır. Çağıracak Bülent'i, ‘‘Bakın kardeşim... Hangi takım, hangi hakemi istemiyorsa, o hakemi en yakın zamanda o takımın maçına verin, uygulamanın arkasında ben duracağım’’ diyecek.

Zaman, zaman Haluk Ulusoy'un bu tarz ters çıkışları vardır ve inat yapar. Türk futbolu içinde şu anda lazım olan faydalı inat budur. Görün bakın, 3 ay sonra herşey süt liman olur, kimse kıpırdayamaz.

Ticaret malını mundar etmek

BİR futbolcunun kadro harici bırakılıp, PAF takıma gönderilmesine inanamıyorum. Buna ticarette malına mundar etmek denir. Sen onu göndermekle kendine ihanet ediyorsun. Kendini baltalıyorsun. Örnek mi? İşte Oktay.

Eğer Oktay'ı göndereceksen, vitrine çıkar. Onu vitrindeki en iyi yere koy. Tezgah altına atma. İyi kirazı, iyi pastırmayı tezgah altına atarlar ve saklarlar. O mallardan anlayan değerli müşterilere vermek için. Ama futbolcu kiraz da değildir, pastırma da. İster oynatırsın, ister satarsın ve bu ticaretse, hedefin futbolcudan faydalanmak ve sonra da para kazanmaktır. Ama Fenerbahçe'nin yaptığı gibi değil.
X
YAZARIN DİĞER YAZILARI