"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Eğer Hülya-İbo filmi çekilirse...

Aman diyeyim! Yanlışa düşmeyelim!

Her şeyden önce şunu söylemem lazım.   

Eğer böyle bir film çekilirse, ikilinin öpüşme sahnesinde, artık ağızlar arasına yastık mı koyulur, çanta mı koyulur ben bilmem.
Ama ıbo’nun Hülya’yı, aynen tıkanmış lavaboyu açmaya çalışan bir pompa gibi, zuccccik zuccik diye öpmesini, ben gerçekten bir daha izleyemeyeceğim.

İbo’nun Hülya Avşar’ı ihya edeceği sahneler için orman-ağaç-deniz üçlemesinden farklı bir şeyler düşünülsün. ıstirham ediyorum. Artık sevgililer parkta değil, İstinye Park’ta buluşuyor. 

Bu arada fark ettim de, Özcan Deniz ve benzeri karakterlere davudi sesle dublaj trendi tee o zamanlardan başlamış. ıbo, siz deyin bas, ben diyeyim bariton, tüm karizmasıyla konuşuyor ancak şarkı söylemeye başladığında ses öyle bir tizleşiyor ki anlatılmaz, yaşanır.

Siz deyin ıbo, ben diyeyim Placido Domingo.

Bir de sanıyorum 80’ler teknolojisi sesi daha bir inceltiyormuş ya da ıbo’nun sesi kalınlaşmış. şimdi öyle değil sesi ayol! Ayrıca ıbo’nun Mavi Mavi’de canlandırdığı karakter bugün gerçek olsa, o sesle minibüs şoförü değil, seslendirme sanatçısı olurmuş.

İddia ediyorum Facebook’ta, “ıbo kendini seslendirsin” diyen bir milyon kişi bulabilirim.

Dizi ve filmlerde dublaja karşı olanlar burada toplansın. Ayrıca bence bemece.

Dublajda mimik-ses senkronizasyonuna dikkat edilmeli. Mesela Hülya Avşar “Mihi...mihi...” diye ağlarken ÜHHÜHÜHÜ dublajı yersiz olacaktır. (Bkz: Tüm İbo-Hülya filmleri)

Her türlü hassas sahne Boğaz kenarında yapılabilir. Buna bir itirazım yoktur.

İbo, sakal tıraşına her zaman dikkat etsin. Biraz sakalı çıkınca, Fred Çakmaktaş gölgelenmesi oluyormuş. (Sinekkaydı tıraş olduğunda bile yüzü gri olan erkekler, diğer örnekler için George Clooney, Mel Gibson, Mahsun Kırmızıgül...)

Ferhat Güzel’in fena halde ıbo’nun gençliğine benzemesine ne demeli? 80’lere gönderme filan yapılacaksa gençliğini kesinlikle Ferhat Güzel oynasın. Hülya Avşar’ın 20’lik halini ise Berrak Tüzünataç.

Hülya Avşar gerçekten çok güzelmiş, hâlâ güzel.

Eski filmleri izleyince neden şimdi “Ennn güzel benim” dediğini anlıyorum aslında, ne yalan diyeyim...

Hastasıyım!

Hülya Koçyiğit’in...

Bir kere şu konuda anlaşalım. Hülya Koçyiğit bir anneanne değildir! Kabul etmiyorum. Ben öylesini görmedim şu hayatta. Vallahi görmedim, billahi görmedim. En büyük hayranıyım. Öyle anneanne olmaz. Nerede o eski pamuk nine anneanneler. Bence torunları ona abla desin.

Dizilerdeki ağlama sahnelerinin...

Kardeş, damlatıyorlar göz damlasını, kızcağız ağlıyor ama rol yapamadığı için, bir türlü silmiyor gözlerini. Azıcık gözyaşı parlaması olacak ki ağladığı belli olsun. Surat komple ıslak!

Normalde ağladığın zaman o ıslaklık seni rahatsız eder, silersin, bir şey yaparsın, burnun akar.

Yok, bir türlü mendil değmiyor gözlere. Ne o? Ağlama sahnesi. E, bağırıyor ben mizansenim diye!?

İfadesiz bir yüzde gözyaşı görmek, uzun uzun görmek, hakikaten o dizileri izlenmez yapıyor, kanal değiştirtiyor.

Bu konudaki kraliçelik tacını Unutulmaz dizisindeki Özlem Yılmaz’a veriyorum. Gerçekten tahammül edemiyorum.

Facebook’taki “Durduk yere bir milyon kişi bulalım” grubunun.

Size derhal katılıyorum!

Aramıza hoş geldin...

Sevgili arkadaşım Melis Alphan dün itibariyle artık Kelebek yazarları arasındaki yerini aldı biliyorsunuz.

Kendisine aramıza hoş geldin diyorum ancak eğer kıyafetlerimle ilgili bir yorumda bulunursa kendisini üzeceğimi, onu UGG denizinde boğacağımı, karşısına her gün Süreyya Yalçın gibi çıkmak suretiyle, göz zevkini bozacağımı söylüyorum.

Uyarımı yapıyorum.

Birkaç yıl önce, Melis’i yeni yeni takip etmeye başladığımda, başka gazetelerde kendini moda yazarı olarak adlandıran bazı yazarlar (ki bu tip moda yazıları birtakım gazetelerde hâlâ devam etmekte) “Üstünüze yakışanı giyin”, “Jean alırken vücut tipinize uygun olanı seçin” gibi, bende “Diyosuuuuun???”, “Hadi yaaaa???”, “Bak bunu ben HıÇ düşünmemiştim!!!” gibi tepkiler yaratan bomboş yazılar yazmakta iken Melis’in yazıları bir nefes gibi gelirdi. Mesela bir trendden, bir moda objesinden bahsediyorsa, güncel bilgiler haricinde, tarihini, içini, dışını, her şeyini öğrenirdim...

Yani bir moda yazısından beklediğim her şeyi bulurdum yazdıklarında. Sonra yakın takibe aldım tabii...

Şimdi ise hem modaya hem de gündeme dair yazıları ile, hem ünlülerin kâbusu Ayna köşesiyle kaçırılmaz isimlerden biri, Kelebek de elbette bunu gözden kaçırmadı, nefis bir transfer yaptı.

Kimi ünlüler Ayna köşesinde sivri diline maruz kalınca ortalığı ayağa kaldırırlar, tuhaf tuhaf mailler gönderirler, ararlar, küserler, bunu hep söyler Melis.

Diyorum ki, sevgili ünlülerimiz.

Melis’e hiiiç sinirlenmeyiniz!

Kadının bir bildiği var yahu!

Bence yorumlarını alınmadan dinleyiniz , yastığınızın altında biriktiriniz.

X