Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

DÜNYAYI TEHDİT EDEN HASTALIK

Sevgili okurlar, bu hafta konumuz “şeker hastalığı” olarak da bilinen “diyabet...” Diyabeti en basit haliyle, vücudun kan şekerini uygun şekilde kullanamaması ve depolayamaması olarak tanımlayabiliriz.

Diyabet hastalarına tanı, genellikle hastaların aşırı miktarda idrara çıkma ve aşırı susamanın yanında çoğunlukla kilo kaybetmeye başlamaktan şikayet etmeleri sonucunda konur. Bu belirtiler gün geçtikçe şiddetlenir. Eğer hastalık iyi kontrol edilmezse sinir, göz, kalp, böbrek gibi organlarda ciddi bozukluklara neden olur.
Diyabet tanısı koyulmasıyla birlikte hastanın yaşam şekli tamamen değişmektedir. Şeker düzeyinin sürekli normal değerlerde tutulmasının gerekliliği, hayat düzeninin farklı oluşu, sık ve zamanında yemek gerekmesi hastalara çoğu zaman sıkıntı verse de, eğitim, sağlıklı beslenme planı, düzenli egzersiz, doğru ilaç tedavisi, düzenli sağlık kontrolü gibi önlemlerle diyabet kontrol altına alınabilir.
İşte bu hafta, özellikle son 30 yılda ülkemizde ve dünyada hızla artış gösteren diyabet hastalığını TOBB ETÜ Hastanesi İç Hastalıkları & Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Berrin Çarmaklı Demirbaş ile konuştuk. Bir kişinin diyabetli olup olmadığı nasıl anlaşılır, insülin direnci nedir, kaç tip diyabet vardır, en çok kimlerde görülür, tedavisi var mıdır gibi diyabet ile ilgili merak edilen her şeyi Dr. Demirbaş’a sordum, o da cevapladı.

* Hocam diyabet nedir. Kısaca anlatır mısınız?
Diyabet, pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen, ciddi komplikasyonlara neden olabilen bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir. Sağlıklı bir bireyin kan şekeri düzeyi 10 saatlik açlık sonrası <100 mg/dl,="" tokluk="" halinde="" (yemekten="" iki="" saat="" sonra)="" 140="" mg/dl’nin="" üstüne="">

* Bir kişinin diyabetli olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü, tokluk kan şekeri ölçümü veya Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. Açlık Kan Şekeri ölçümü 100-125 mg/dl olması pre-diyabet yani gizli şeker sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg ve üzeri, tokluk kan şekerinin 200 mg/dl ve üzeri olması diyabetin varlığını gösterir. Ayrıca Açlık Kan Şekerinin 2 kez 126 mg ve üzeri veya tokluk kan şekerinin 2 kez 200 mg/dl ve üzeri olması da diyabet tanısını koydurur. Kronik bir hastalık olan diyabetin takibinde en önemli tahlillerden birisi olan HbA1c, diyabetik hastanın geriye dönük üç aylık kan şekeri ortalaması hakkında fikir verir. Diyabetik hastalarda HbA1c için ideal düzey < %="" 6.5="" olarak="" kabul="">

AÇIK BELİRTİ OLMAYABİLİR

* Diyabetin kaç tipi vardır?
3 tipi var. Daha nadir görülen ve genç yaştaki insanları etkileyen Tip 1 diyabette, vücutta insülin hormonunun yokluğuna bağlı olarak kan şekeri hızla yükselir. Hasta enerji olarak glukoz yerine yağları kullanmaya başlar ve kilo kaybı çok belirgindir. Daha yaygın görülen ve ileri yaşlardaki insanları etkileyen Tip 2 diyabette ise 2 primer problem vardır. Bunlardan biri insülin direnci, diğeri de insülin salgılanmasında bozukluktur. Erken dönemde tanı konulursa, diyet ve egzersiz ile yaşam şekli değişikliği ve gerekirse ilaç tedavisi ile önlenebilir bir hastalıktır. Tip 3 diyabet ise, gebelik sırasında ortaya çıkan diyabettir.

* En çok sorulan sorulardan biri. Diyabetten ne zaman şüphelenmeliyiz?
Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybı, sık görülen belirtiler olmakla birlikte maalesef hiçbir açık belirti de olmayabilir. Yukarıdaki belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna giderek danışınız.

HAREKETSİZ YAŞAM VE OBETİZE TETİKLİYOR

* Dünyada ve Türkiye’de çok diyabet hastası var mı?
Dünyada diyabetik olan bireylerin sayısı giderek artmaktadır. Türkiye’deki diyabetli sayısı 5 milyona yaklaşmaktadır. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılından 366 milyon olması bekleniyor.

* Peki neden diyabet hastası artıyor?
Maalesef günümüzde hareketsiz yaşam tarzının ve obezitenin artması ve sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları bu hastalığın artmasına sebep oluyor.

* Gelelim tedaviye. Diyabetin tedavisi var mı?
Elbette diyabetin tedavisi var ve tedavi seçenekleri, diyabetin tipine ve hastaya göre seçilir. Ayrıca diyabet, eğitim, sağlıklı beslenme planı, düzenli egzersiz, doğru ilaç tedavisi, düzenli sağlık kontrolü ve doktor kontrolü gibi önlemlerle kontrol altına alınabilir.

* Peki bize beslenme için basit ipuçları önerir misiniz?
Küçük, düzenli öğünler ve sağlıklı atıştırmalar yapabilir, kaymağı alınmış süt ve bitkisel sıvı yağ tüketebilirsiniz, ayrıca pişirme yöntemlerinden haşlama, ızgara ve buharda pişirmeyi tercih edebilirsiniz. Fazla miktarda katı yağ, margarin, tereyağ gibi yağlar ve kızartılmış besin tüketiminden, yağlı etten, fazla miktarda çay şekeri gibi rafine şeker, bal, reçel, kek ve çikolata tüketiminden ise kaçınmalısınız.

* Egzersiz de çok önemli değil mi?
Tabi, egzersizin hayatınıza katacağı pekçok fayda vardır. Kilo vermenize yardımcı olur, kan dolaşımınızı düzeltir, özgüveninizi artırır, kaslarınızı geliştirir, kalbinizi güçlendirir, uykunuzu düzeltir, stresinizi azaltır, iştahınızı kontrol eder, yaşamınızı uzatır, kendinizi daha iyi ve daha enerjik hissetmenizi sağlar.

GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR

* Çok merak edilen bir başka konu da diyabette ilaç tedavisi...
Tip 1 diyabette tabletlerin rolü yoktur. Sadece insülin kullanılır. Tip 2 diyabette ise genellikle ilk olarak tabletlerle tedaviye başlanır. İlerleyen dönemlerde insüline geçilebilir.

* Peki kan şekeri kontrol altına alınmazsa neler olur?
Göz sorunları, görme kaybı, diyaliz hatta böbrek nakli gerektirebilen böbrek sorunları, ağrı, his kaybı ve yaralara yol açabilen duyusal/sinirsel sorunlar, kalp/dolaşım sistemi sorunları, inme–felç ve gangren-uzuv kaybı gibi ayak sorunları gibi maalesef pekçok rahatsızlıkla karşı karşıya kalabiliriz.

* Son olarak koruyucu önlemler nelerdir?
Bazı test, muayene ve kontroller diyabet için koruyucu önlemler olabilir. Bu önlemler, kan şekeri ölçümü, kan basıncı ölçümü, vücut ölçümleri, ayak muayenesi, idrarda protein varlığına yönelik test, kolesterol testi, göz muayenesi, diş kontrolleri, EKG yani Kalp grafisi düzenli olarak yapılmalıdır.

Türkiye’deki diyabetli sayısı 5 milyona yaklaştı. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılından 366 milyona çıkması bekleniyor.

KISACA BERRİN ÇARMIKLI DEMİRBAŞ

1964 yılında Manisa’da doğdu. 1988 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. İhtisasını Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dahiliye ve Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları üzerine yaptı. 2010 yılından beri Özel TOBB ETÜ Hastanesi’nde çalışmaktadır. Tıbbi ilgi alanları Tiroid, böbreküstü bezi, hipofiz bezi ve diyabettir.

SİZ SORUN, UZMANLAR YANITLASIN

Önümüzdeki hafta konumuz, ürolojik kanserler... Sık görülen ürolojik kanserlerini konunun uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sümer Baltacı ile konuşacağız. Konuyla ilgili merak ettiklerinizi hafta boyunca jineklinik@senolkalyoncu.com adresinden bana ulaştırırsanız ben de sizler adına gelen maillerden derlediğim soruları Dr. Baltacı’ya yönelteceğim.

X