Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dünyadan izole bir Türkiye olamaz

GEZİ Parkı’na cumartesi akşamı yapılan müdahale, ‘Bitti’ diye düşünülen gösterilerde, yeniden başa dönülmesi gibi bir sonuç yarattı.

Neden böyle oldu, sorusuna yanıt ararken önce iktidarın gösterilere bakışı üzerinde durmakta yarar var.
Evet, gösteriler Gezi Parkı üzerinden çıktı ve orantısız güç kullanımı insanları sokağa döktü; ancak bütün bunlar bir birikimin patlamasıydı.
O nedenle gösteriler, Gezi Parkı ile sınırlı eylemler olmayı aştı.
İktidarın kendilerini dışladığına, özgürlüklerinin kısıtlanmakta olduğuna, özel yaşam alanlarına daha çok müdahale edildiğine inanan insanlar, endişelerini dile getirip bu algılarının ortadan kaldırılmasını istedi.
Bu insanların büyük çoğunluğu ise ailelerinin özgürce yetiştirdiği, iyi eğitim almalarını sağladığı gençlerdi.

GENİŞ KESİMLERİN MESAJI AÇIK

Özellikle genç kitlenin ruh halini gözetip mesajlarını almak yerine, bazı hassas konuların kaşınması; göstericilerin sokakta iktidar değişikliğini hedeflediği, dışarıdan yönlendirildiği yolundaki yargılar yanlışlar zincirini getirdi.
Oysa tamam, birileri farklı hedefler koymuş olabilir; ama geniş kesim sadece kendi yaşam tarzlarının güvence altına alınmasını talep etti.
Taleplerinin muhatabını da, “her kararı veren kişi olduğu” inancı ile Başbakan Erdoğan olarak gördüler, bekledikleri mesajı da ondan duymak istediler.
Anlayışlı, hoşgörülü yaklaşım yerine, bazı dezenformasyon kokan haberlerle ‘Göstericilerin amacı başka’ denmesi süreci çıkmaza sürükledi. 
40 bin cana mal olmuş bir çatışmanın ardından, barış için eli silahlı PKK’lıların sınırdan çıkışına onay veren bir iktidarın, bu göstericilere ‘vandallık’ yaptıkları gerekçesiyle sertlikle yanıt vermesi kıyas nedeni oldu.
Ayrıca, barış müzakerelerinin yapıldığı bir süreçte, göstericilerin PKK ile kol kola olduğunu söylemek de ayrı bir yanlış algı yarattı.
Bunların yanına yaralı gençlere yardım eden doktor ve avukatlara yapılan muamele, açılan soruşturmalar da çifte standart duygularını körükledi.

SAYGI TEMELLİ BİRLİKTE YAŞAMA

Bu bir-iki örneğin dahi toplum vicdanında bir karşılığı olmuştu.
Defalarca söyledik; bir günde 60 milyar dolarlık ihale yapma büyüklüğüne ve başarısına ulaşmış bir Türkiye, barışı tüm vatandaşları ile sağlamalı.
Bunun ilk ayağı da her türlü farklılığa, yaşam tarzına saygı duymak, bu alanlarda herkese güvence sağlayarak kaygı ve endişeleri yok etmektir.
Nedendir anlaşılmaz, toplumu en iyi anladığını düşünen, kendisini en hızlı dönüşüm ve yenileşmenin öncüsü gören iktidar bu kez duygusal bakışı öne çekti.
AKP, bu duygusallıkla içeride ve dışarıda kendisine destek veren önemli merkezler nezdinde yeni bir algı ve imaj yarattı; izole oldu da denebilir.
Halkın yüzde 100’e yakınının okuma-yazma bildiği, milli geliri 10 bin doları geçmiş bir Türkiye’nin dünyadan izole yürüyemeyeceğini en iyi bilen de AKP olmalı.
Gösteriler karşısında takınılan tutum ve yapılan açıklamalar hem Başbakan hem de iktidar açısından dünya nezdinde böyle bir sonuç yaratmıştır.
Hâlâ çıkış var ve ilk yapılması gereken, eksiksiz bir demokrasiyi yakalamaktır.
Bunun için de toplumu ayrıştırmayıp, saygıya dayalı birlikte yaşama duygusunu güçlendirici adımlar atmaktır.
Bunları yapmak çok kolay, çok da mümkün.

X