Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Direnen edebiyat

Pazar akşamı, bir grup yazar ve yayıncı Okan Bayülgen’in “Muhabbet Kralı” programında buluştuk.

Hakan Günday’dan Emre Kongar’a, Küçük İskender’den Neslihan Acu’ya, telefonla bağlanan Ece Temelkuran ve Oray Eğin’e...
Can Yayınları’ndan Can Öz ve Doğan Kitap’tan Deniz Yüce Başarır da bize eşlik etti.
Konumuz, kitap okumaktı. Yani şu çılgın dünyada kitapların niye hâlâ yaşadığı, bizim niye kitaplara ısrarla ihtiyaç duyduğumuz.
Konu dağıldı, toparlandı, sonunda keyifli (ve internet yorumlarından anladığımıza göre) izleyicinin de keyif aldığı bir program çıktı.
Hatta Okan Bayülgen biraz da şaşkınlıkla en çok ilgi gören programlardan biri olduğunu söyledi:
Öyle ya, kimin aklına gelir kitabın reyting yapacağı?
Ama görünüşe göre özellikle gençler yazılı kültürle bağlarını koparmamakta direniyor. Bu yüzden sabaha karşı iyimserlikle ayrıldık stüdyodan.
Söz bana geldiğinde, David Foster Wallace’dan öğrenip çok sevdiğim küçük bir öykü anlattım.
İki genç balık yüzerken yaşlı bir balıkla karşılaşır. Yaşlı balık, “Selam gençler, su bugün nasıl” der. Gençler “iyi” diye cevap verir.
Yaşlı balık uzaklaştıktan sonra genç balıklar birbirine bakıp sorar: “Su da neyin nesi?”
İşte kitaplar ve edebiyat bize suyun ne olduğunu gösteren şey.
Yani neyin içinde yaşadığımızı, bizi çevreleyen gerçekliğin ne olup olmadığını.
Kitaplarla bağımız kesilince Nâzım Hikmet’in “derya içinde yaşayıp deryayı bilmeyen” balığından farkımız kalmıyor.
İşte şu hıza ve görüntüye tapan günümüz dünyasında hâlâ bu yüzden okuyor ve yazıyoruz:
Suyun ne olduğunu unutmamak için.
Birisi yanımıza gelip “Bugün su nasıl?” diye sorduğunda verecek cevabımız olsun diye.

Bir zamanlar Cannes’da

Nuri Bilge Ceylan vaktiyle “Uzak” filmiyle Cannes’da ödül aldığında şaşkın bir sevinç yaşamıştık.
Ne de olsa Yılmaz Güney’den beri bu başarıya ulaşan ilk Türk sinemacısıydı.
Bugünse favorilerden biri olarak katıldığı festivalde “Bir Zamanlar Anadolu’da” ile aldığı ödüle seviniyor ama şaşırmıyoruz.
Hatta bazılarımız “hakkının yendiğini” düşünüyor, Altın Palmiye yerine Jüri Özel Ödülü aldığı için.
Sonuçta her filmiyle çıtayı biraz daha yukarı çeken Ceylan, gururlandırmaya devam ediyor “yalnız ve güzel” ülkesini.

İncir  Çekirdeği

Fener şampiyon oldu, Beşiktaş kupayı aldı, biz de ligde kaldık:
Herkesin keyfi yerinde.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI