Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Demokrasi ve sandık

Tufan TÜRENÇ

Sandıktan istikrar çıkaramayan toplumlar siyasal çalkantılardan ve sıkıntılardan kurtulamaz.

Türk toplumu da uzun zamandır sandıktan istikrar çıkaramadığı için hükümet krizlerinden başını kaldırıp bir ‘‘Oh’’ diyemiyor.

Buna karşın, siyasal bölünmüşlüğün giderilmesi için sandığa gitmekten, doğrunun bulunmasını halka bırakmaktan başka çıkar yol da yoktur demokrasilerde...

Bu nedenle ‘‘Seçim neyi değiştirecek ki? Yine aynı tablo çıkacak’’ mantığı kabul edilemez.

Halk doğruyu buluncaya kadar önüne sandık koymak, her demokratın ödün vermeden savunması gereken bir ilke olmalı.

Halka güvenmek, halkın iradesine koşulsuz boyun eğmek demokrasinin temel kuralıdır.

Yıllarını politikanın karmaşık labirentlerinde geçiren, sahnelenen binlerce oyuna tanık olan eski milletvekili Şadi Pehlivanoğlu'nun anlattığı ibret alınacak bir öyküyü size iletmek istiyoruz.

Pehlivanoğlu bu öyküyü 1995 seçimlerinden önce Türkiye'yi ziyaret eden Avrupalı parlamenterlere anlatır.

Çünkü Avrupalı konuklar Türkiye'nin en büyük sorununun siyasi istikrarsızlık olduğunu, seçmenin de bunu önleyecek bilinçte olmadığını söylerler.

* * *

Pehlivanoğlu, Avrupalı parlamenterlere ‘‘Bakın, iyi dinleyin’’ diye söze başlar...

Olay, 1954 seçimleri için partilerin yürüttüğü kampanya sırasında Rize'nin şirin ilçesi Ardeşen'de geçer.

CHP Rize adayı ünlü bilim adamı Prof. Tahsin Bekir Balta Ardeşen'e gelir.

Hemşerileri tarafından omuzlara alınan Balta, konuşma yapmak için kürseye çıkar.

Konuşmasını yaparken kendisini en ön sırada dikkatle dinleyen yaşlı bir adam dikkatini çeker.

Çünkü adamın yakasında 3 rozet vardır.

Biri Osman Bölükbaşı'nın Millet Partisi'nin, biri Celal Bayar-Adnan Menderes'in Demokrat Partisi'nin, biri de İsmet Paşa'nın Cumhuriyet Halk Partisi'nin...

Prof. Balta yaşlı adamın bu üç rozeti de yakasına takmasının nedenini çok merak eder.

Konuşmasını bitirir bitirmez kürsüden inip yaşlı adamın yanına gider ve şu soruyu yöneltir:

‘‘Hemşerim, yakanda 3 rozet var. Oyunu hangisine atacaksın?’’

Yaşlı adam kendinden son derece emin şu yanıtı verir:

‘‘Önce MP'li geldi, onu dinledim. Baktım doğru söylüyor, hoşuma gitti taktım rozetini. Sonra DP'li geldi. Onu da dinledim. O da doğru söylüyor, onunkini de taktım. E baktım sen de doğruları söylüyorsun hemen seninkini de taktım.’’

* * *

Tahsin Bekir Balta'nın adamı dinleyince merakı daha da artar. Soruyu tekrarlar:

‘‘Peki güzel de hangisine oy vereceksin?’’

‘‘Şimdi eve gideceğim. Vicdanıma danışacağım. Sonra rozetlerin ikisini çıkaracağım yakamda kalana gidip oyumu atacağım.’’

Ünlü bilim adamı, bu irfan sahibi, güngörmüş Karadeniz insanının yanıtından çok etkilenir ve saygıyla elini sıkar, ‘‘Bildiğin gibi yap hemşerim’’ der.

Şadi Pehlivanoğlu bu öyküyü bitirdikten sonra Avrupalı parlamenterlere şöyle der:

‘‘İşte böyle soylu bir seçmene sahip olduğumuz için biz demokrasiden ve sandıktan hiçbir zaman umudumuzu kesmeyiz. Bizim halkımız eninde sonunda en doğru kararı verir.’’

Hepimiz Pehlivanoğlu gibi Türk halkının eninde sonunda sandıktan en doğruyu çıkaracağına olan inancımızı hiçbir zaman yitirmemeliyiz.

Siyasi istikrarı yakalayana kadar da sandığı seçmenin önüne koymalıyız.



X