Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Deklarasyon öncesi piyasalar

Bugün Avrupa Birliği Daimi Temsilciler Komitesi olağanüstü bir toplantı yapacak. Milliyet Gazetesi’nin haberine göre dönem başkanı İngiltere, yayınlanacak olan karşı deklarasyon ile ilgili Rum tarafını ikna edecek bir çözüme ulaştı. Habere göre deklarasyon metninde ‘tanıma’nın üyelikle ilgili değil katılım müzakereleri ile bir sorun olduğu vurgulanacak ve limanların açılması istenecek.

Tabii ki metnin içeriğinin tam olarak ne olacağına ilişkin pazarlıklar ve tartışmalar son ana kadar sürecek. Büyük olasılıkla bugün de toplantıdan bir sonuç çıkmayacak ama yine de piyasalarda nihayet bu konuda somut bir adım atılabileceği beklentisi ile iyimser bir hava hakim. Piyasa açısından bakıldığında, en kötü netlik durumu en iyi belirsizliğe tercih edilir çünkü.

Ama 3 Ekim’e bu kadar kısa bir süre kalmış olması da piyasanın önünde ayrı bir engel oluşturuyor. Çünkü önümüzde iki haftadan kısa bir süre var ve bu kısa süre içinde Türkiye’nin gerçekten olumsuz olarak algılayacağı bir gelişme olursa etkisi piyasa açısından olumsuz olabilir. Piyasalar toparlanacak zaman bulamayabilir. Ama yine de görünen o ki piyasalar ufak tefek arazları çok da fazla dikkate almayacak.

Piyasalardaki durumu şimdilik bir yana bırakalım ve Türkiye ekonomisinin durumuna gözatmaya başlayalım. Morgan Stanley’nin son raporunda da Türkiye ekonomisi mercek altına alınıyor.Raporda yüksek enerji fiyatları nedeniyle küresel ekonomideki dezenflasyon sürecinin durabileceği ve bunun etkilerinin hem 2005 hem de 2006 yıllarında görüleceği belirtiliyor. Ama bu durumun enflasyon dinamiklerindeki kökten bir değişiklikten değil, fosil yakıt fiyatlarındaki artıştan kaynaklandığı vurgulanıyor.

Türkiye’nin de bu süreçten etikeleneceğini belirten rapor, ama ülkeden liberalizasyon süreci, bütçe uygulamalarındaki disiplin ve yüksek verimlilik devam ettiği müddetçe enflasyonist riskin çok düşük kalacağı vurgulanıyor.

Bu duruma Ağustos ayı enflasyonunu örnek verildiği raporda, enflasyon rakamının geçen yıla ve bir önceki döneme kıyasla yükseliş eğilimine girmiş gibi göründüğü ama enerji fiyatları dışarda bırakılırsa dezenflasyon sürecinin devam ettiğinin görüldüğü vurgulanıyor. Türkiye’de enflasyonun artışına neden olabilecek iç talep eğilimi ve ücret politikalarında ise risk oluşturacak bir görünüm bulunmadığı belirtiliyor.

Raporda Türkiye’nin enflasyonu düşürme sürecinde bir miktar yavaşlama olabileceği ama bunun genel dezenflasyon sürecini etkilemeyeceği belirtiliyor.

Bu rapor Türkiye ekonomisinin durumunu dışardan bakarak değerlendiriyor. Ve bu değerlendirmeyi paranın kalbinin attığı bir merkezdeki, Londra’daki yatırımcılar için yapıyor. Bizim, soruna sürekli içerden baktığımız için biraz daha karamsar olan görüşlerimizin aksine yabancıların ne kadar pozitif bir bakış açısına sahip olduklarını da gösteren bu rapor, yabancı yatırımcının neden bu kez çok kolay ülkeden ayrılmayacağını da ortaya koyuyor.

Ama tabii ki bu durum yine de Türkiye ekonomisi üzerinde sıcak paranın çok büyük bir etkisi olduğu ve bunun yarattığı kırılganlığın henüz ortadan kalkmadığı gerçeğini de değiştirmiyor.

X