Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Danıştay tüm belediyelere balkonları yıkmayın diyor ama...

Son zamanlarda kangrene dönüşmüş önemli bir sorun hakkında pekçok soru ve şikayet alıyorum.

Daha önce de dile getirip, Tempo Dergisi’nde geniş bir dosya halinde bu sorunun cevaplarını okuyuculara aktarmıştım. Anlıyorum ki, konuya bir kez daha değinmek şart oldu. Gelişmiş statüsünde yer alan ülkelerde, evlerin metrekare üzerinden büyüklükleri hızla küçülüyor. İnsanlar, çok daha küçük ve kullanışlı evlerde yaşamlarını sürdürmeyi neredeyse bir yaşam stili haline dönüştürmüş görülüyor. Elbette, bu küçülmenin altında, gelişmiş ülkelerdeki toplumsal ilişkilerin rolü büyük. Aile bağlarının kopması, misafirlik kavramının neredeyse yıllarca önce unutulmuş arkeolojik bir anlama dönüşmesi, çocuk doğum oranındaki azalma gibi etmeler evlerin metrekarelerinin küçülmesinde önemli rol oynuyor.
Gelişmiş ülkelerde hal böyleyken ve evler hızla küçülürken ülkemizde de mevcut evlerin hacmi kullanıcılara yetmiyor. Maddi durumlar yüzünden daha büyük bir eve taşınılamıyorsa, evin kendisi büyütülüyor. Balkonlar kapatılıyor, ilave katlar çıkılıyor, duvarlar yıkılıyor; kısacası Türk halkı ne yapıp, ediyor, mevcut imkanlar dahilinde daha büyük bir eve sahip oluyor.
Özellikle, köyden kente göçün başlamasıyla beraber, hızla artan gecekoduların yerini bugün apartman gecekonduları olarak adlandırılan “Balkon kapama” ya da “Ev genişletilme” faaliyetinin aldığını tüm dikkatli gözler görüyor. Türk halkı hala, her an yer değiştirecekmiş psikolojisiyle yaşıyor. Dolayısıyla da hiçbir şeyi atmaya kıyamıyor; evlerinden misafir eksik olmuyor; birçokları için ideal çocuk sayısı üçün altına düşmüyor. Dört duvarla çevirmediği hiçbir şeyin sahibi olduğunu kabullenemiyor; balkonlarını kapatıyor çünkü ancak bu yolla sahiplik duygusunu doyuma ulaştırabiliyor.

DAR ALANDA BÜYÜK ÇABALAR ADLİYEYE TAŞINIYOR

Sonuçta da ülkemizin adliye sarayları, dolayısıyla da mahkemeleri on binlerce “Balkon davası” dosyasına ev sahipliği yapıyor. Ahşap, plastik ve cam malzemelerle kaplanan balkonlar hemen hemen her apartmanda göze çarpan önemli bir unsur halinde.. Hatta kimi şehirlerde balkon kapama oranı yüzde 70’lere ulaşmış durumda. Tabii, yıkım kararı alan belediyelerin, ya da komşusunu şikayet eden mülk sahiplerinin adliyeye yansıyan dosya sayısı da o oranda artış gösteriyor. Bu nokta da balkon kapamanın suç olup olmadığı tartışmaları çeşitli nedenlere dayandırılıyor. Bu nedenlerin aydınlatılması konusunda ise bizlere İdare Mahkemeleri kararları ile son karar mercii olan Danıştay kararları yol gösteriyor. Evinin balkonunu camekanla kapayanlar için, Belediyeler 3194 sayılı kanunun 32. maddesi gereği yıkım ve aynı kanunun 42. maddesi uyarınca yüz milyonları bulan para cezası verebiliyor. Üstelik, kararlara uymayan konutun elektrik ve suyu kesilebiliyor. Son aşamada da belediye yıkım ekipleri kaçak kısmı yerle bir edebiliyor. Bu tip tatsız durumlara düşmek istemeyenler İdari Mahkemelere başvuruyor ve ilk aşamada yürütmeyi durdurma kararı alıp, belediyenin sert hamlesini savuşturuyor. İdare mahkemelerinin kararından sonra da, dosya Danıştay’a gidiyor ve Danıştay üyeleri ya mahkemenin aldığı kararı onaylıyor, ya da bozuyor. İşte, balkon kapama üzerine son söz sahibi Danıştay’ın aldığı örnek kararlar ve sonuçları.

BALKONUNUZ GÖMME İSE TAMAM DA YA ÇIKMAYSA...

Danıştay, balkonlar ilgili olarak iki mimari tür üzerinden karar veriyor. Bu balkon örnekleri gömme ve çıkma olarak adlandırılıyor. Her iki balkon türü de kısmen gömme-kısmen çıkma ve köşe balkon olarak alt gruplara ayrılıyor. Alt grupların hangi balkon türüne ait olduğuna bilirkişi karar veriyor. Bilirkişinin kararına göre de davalının karşılaşacağı muamele belirleniyor.
İnşaat tabanı alanından taşmayan ve gömme balkon olarak tabir edilen kısımların cam ve PVC denilen aksamla kapatılmasını Danıştay kanuna aykırı bulmuyor. Dolayısıyla belediyeden izin almak, ya da cezaya çarptırılmak gibi bir sorun yaşanmıyor. Ayrıca İç duvar da yıkılabilir. Ankara Çankaya’daki bir başka olayda encümen, evin aydınlık boşluğuna bakan gömme balkon ile mutfak arasındaki duvarın kaldırılması suretiyle elde edilen yeni mekanın eski haline getirilmesine ilişkin karar vermiş. Davalı şahıs, encümen kararının iptali için İdare Mahkemesi’ne dava açmış. Ankara 6. İdare Mahkemesi, “söz konusu duvarın kaldırılmasının binanın taşıyıcı unsurlarını etkilemediği, yapının statik dengesini bozmadığı, bütünlük sağladığı, yapı estetiğini etkilemediği” gerekçesiyle encümen kararını iptal etmiş. İdarenin başvurusu üzerine ise Danıştay 6. Dairesi 1995/4505 esas no’lu kararında, itirazı yersiz bularak mahkeme kararını onamış ve binanın statik dengesini bozmayacak iç duvarın kaldırılabileceği yönünde hüküm kurmuş.

BİNANIN STATİĞİNİ BOZACAK DUVAR YIKIMI YASAL DEĞİL

Ancak, her ne koşulda olursa olsun, kapatılmış gömme bir balkonun statiği bozacak iç duvarlarının yıkılmasına izin verilmiyor. Dolayısıyla, gömme bir balkonu kapatıp, üstüne üstlük örneğin mutfak duvarlarını yıkarak balkonu iç alana dahil edilmesi yasalara aykırı bulunuyor.
Danıştay’ın gömme balkonların kapatılmasıyla ilgili olarak verdiği karar örneği ise şöyle: Danıştay 6. Dairesi, 2003/1183 esas no’lu davası İzmir İdare Mahkemesi’nin belediye encümeninin aldığı kapatılan balkonun yıkılmasıyla ilgili kararı bozmasına dayanıyor. Kararın bozulması nedeniyle Danıştay’a başvuran belediye, “Gömme balkon” niteliğinde olan yerin alimünyum çerçeve ve cam ile kapatılmasının sonucu kapalı alan oluşturarak kullanım alanında bir artışın söz konusu olmaması ve yapılan imalatlarla komşu mesafelerin ihlal edilmemesi karşısında ruhsat gerektirmeyen bu imalatlar nedeniyle tesis edilen yıkım işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idarece temyiz edilmiştir. Ancak temyiz istemi yerinde görülmeyerek Danıştay tarafından, İzmir İdare Mahkemesi’nin kararı onamıştır.

BETON MATERYAL CAM VE PVC SİSTEMLERDE DURUM NE

Konuyla ilgili teknik açıklamalar yapan Danıştay yetkililerinin dikkat çektiği bir başka önemli konu ise kapatma işleminde kullanılan materyal. Danıştay, kapatılma işleminin kesinlikle beton, tuğla ve benzer materyallere gerçekleştirilemeyeceğine dikkat çekiyor. Danıştay, bu tür yapı malzemelerinin kullanılması halinde kesinlikle yıkım kararı alınması gerektiğini vurguluyor. Danıştay kapama işleminde kullanılacak materyalleri “portatif, sökülüp takılabilir, katlanılabilir” şeklinde tanımlıyor. Danıştay, bu tanımdan hareketle pvc ve cam kaplamayı gömme balkonun yasalara uygun kapanmasında kullanılabileceğini belirtiyor. Danıştay, pvc ya da cam kaplama yapılsa dahi, en ufak betonarme müdahalenin yıkım kararıyla sonuçlanacağına dikkat çekiyor. Danıştay, seviye yükseltilmesinde dahi betonarme materyalin kullanılamayacağını bildiriyor.

DANIŞTAY GÖMME BALKONDA KAPATANIN YANINDA

Konuyla ilgili olarak, bir başka örnek de ise Danıştay, İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin verdiği yıkım kararıyla ilgili olarak tersi bir karar veriyor. İzmir 3. İdare Mahkemesi “açık alan niteliğindeki balkonun sabit doğrama yapılmak ve cam takılmak suretiyle kapalı alana dönüştürülmesinin ruhsat alınmadan yapılabilecek nitelik taşımadığı, tadilat sonucu kapatılan balkonun gömme veya çıkma olmasının, oluşan kapalı alanın salona dahil edilmemesinin uyuşmazlığın çözümünde etkisinin olmadığı” gerekçesiyle yıkım ve para cezasına karar veriyor. Danıştay 6. Dairesi’nin 2003/3265 esas no’lu kararında ise bilirkişi raporunda balkonun “çıkma değil gömme” olduğunun vurgulandığını hatırlatarak, “gömme balkonun kapatılması suretiyle taban alanı dışında yeni ve fazladan bir alan kazanılmadığı, çekme mesafesinin ihlal edilmesinin söz konusu olmadığı, tadilatın taşıyıcı unsurları etkilemediği” gerekçesiyle mahkeme kararını bozuyor.

ÇIKMA BALKONUN EN UFAK ŞANSI YOK

Çıkma balkon diye tabir edilen, binanın ön veya yanında, inşaat alanı dışında, bahçe mesafesi içinde kalan balkonların kapatılması kanuna aykırı sayılıyor. Bu tip balkonlar camla kapatılsa dahi bahçe mesafesini ihlal edip, inşaat alanını arttırdığı için yasa dışı olarak adlandırılıyor. Danıştay kararlarında, çıkma balkonla ilgili şu örnek konuyu açıklamaya yetiyor: Mülk sahibi, evin yan cephe balkonunu projesine aykırı olarak plastik doğrama ve camekânla kapatıyor. Ancak, kapatmayla ilgili yıkım kararı alınıyor. Mülk sahibi yapılan bölümünün yıktırılmasına ilişkin encümen kararının iptali için dava açıyor. İdare mahkemesi, “söz konusu balkonun kapatılmasının kullanım alanının genişlemesine yol açmadığı, ayrıca plastik doğrama üzerine oturduğu, balkon duvarının projesine uygun olduğu” gerekçesiyle encümenin kararını iptal ediyor. Danıştay 6. Dairesi ise 1998/2582 esas no’lu kararında, “yan cephedeki balkonun kapatılması aynı zamanda yan bahçe mesafesinin ihlali sonucu doğurması” nedeniyle mahkemenin kararını bozuyor ve balkonda gerçekleşen ilavelerin yıkılmasına karar veriyor.
Danıştay, yeni mimari yönelimlerle birlikte üçüncü olarak kısmen çıkma, kısmen de gömme sayılabilecek balkonlar için de bilirkişi tayin ediyor, yapılan keşif sonucu karar veriyor. Öte yandan köşe balkonlarda, yani iki yanı kapalı balkonlarda da gömme ya da çıkma olup olmadığı yönündeki karar da bilirkişi raporuna istinaden veriliyor. Danıştay meseleye idare mahkemeleri boyutunda bakıyor. Dolayısıyla belediyeler ile balkonu kapatanlar arasındaki dava sürecini son karar mercii olarak sonuca bağlıyor. Dolayısıyla, komşuların balkon kapamayla ilgili olarak birbirleriyle arasındaki sorunun mahkeme boyutuna taşınmış hali Adliye Mahkemeleri koridorlarında çözülmeye çalışılıyor.
X