"Aynur Tartan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aynur Tartan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aynur Tartan

Cezaevinin böylesi de mümkün!

Foça Açık Cezaevi’nde hükümlülere sebze - meyve yetiştiriciliğinden mobilyacılığa, fırıncılıktan mandıracılığa kadar 12 farklı dalda meslek öğretiliyor.

Cezaevinde üretilen ürünler ‘FO-CE’ markası altında satışa sunuluyor. Hükümlülerin çoğuysa cezaevinden çıktıktan sonra burada öğrendiği mesleğini devam ettiriyor

Foça Açık Ceza İnfaz Kurumu bildiğimiz, gördüğümüz cezaevlerine hiç benzemiyor. Cezaevinden çok bir ‘hayat okulu’. Türkiye’nin en büyük açık cezaevi, 10 bin dönümlük bir arazi üzerinde yer alıyor. Cezaevinde 550 hükümlü bulunuyor. Aralarında doktorlar, savcılar var… En yaşlısı 75 yaşında. Ancak cezaevi sınırlarında onlara ‘hükümlü’ diyecek olursanız sizi hemen “Onlar bizim misafirlerimiz” diye düzeltiyorlar.
Cezaevinde 12 tane işkolu ve her işkolunun başında yetkili kişiler var. Sebze - meyve yetiştiriciliği, tavukçuluk, mobilya- dekorasyon, fırın ve unlu mamuller, mandıracılık, sosyal tesis işletmeciliği; bu işkollarından bazıları. Hükümlülerin yeteneklerine göre topraktan anlayanlar sebze-meyve yetiştiriciliğine, hayvancılığı bilenler büyük-küçükbaş hayvancılığa, doğuştan sanatkârlar mobilya-dekorasyona ve fotoğraf atölyesine yönlendiriliyor. Her işkolu adeta bir işletme gibi çalışıyor. Örneğin mobilya-dekorasyon bölümünde oturma grubu, kitaplık, masa, sandalye aklınıza gelebilecek her şey üretiliyor. Üretilenler adliyelere, kamu kuruluşlarına gönderiliyor. Sebze-meyve yetiştiriciliğinde organik tarım yapılıyor. İncirler, domatesler, salatalıklar, kabaklar, sıra sıra zeytin ağaçları... Salçalar yapılıyor, domatesler kurutuluyor… Ürettikleri yumurtaları savcılar, hâkimler paylaşamıyor.

EL DEĞMEDEN ÜRETİM

1500 metrekare alandaki mandıra tesisinde birbirinden lezzetli süt ve süt ürünleri üretiliyor. Tesis son derece modern. Cezaevi misafirleri gıda mühendislerinin denetiminde çalışıyor. Kaşar peyniri, lor peyniri, örgü peynir, beyaz peynir, Urfa peyniri, köy peyniri, tereyağı, yoğurt, ayran… Tesiste yok yok! ‘El değmeden üretim’ tesisin bir numaralı kuralı. Ürünler ‘FO-CE’ (Foça Cezaevi) markası altında Adalet Bakanlığı kurumlarında ve İzmir’de belli noktalarda satışa sunuluyor. Talep halinde İzmir dışındaki devlet kurumlarına da gönderiliyor. Fiyatlar diğer markalara göre biraz daha pahalı. Ama ürünlerin lezzeti ve kalitesi bu fiyata değer.

ADLİYEDE 120 MAHKÛM

Cezaevinde 12 işkolu var ama hikâye burada bitmiyor. Cezaevindeki 550 hükümlünün 120’si İzmir Adliyesi’nde çalışıyor. SSK primleri ödeniyor, asgari ücretten maaşları yatıyor. Her sabah 120 kişi servise binip, İzmir Adliyesi’nin yolunu tutuyor. Üzerlerindeki mavi renk gömleklerde ‘FO-CE’ amblemi yer alıyor. Kimi ayakkabı boyuyor, kimi fotokopi çekiyor, kimi de kantinde garsonluk yapıyor. Hepsi içimizde, bizimle yaşıyor. Cep telefonu yasak ama adliyedeki insanlarla sürekli iletişim halindeler. İçlerinde kader mahkûmları olduğu kadar ciddi suçlardan ceza alanlar da var. Ve bu sayı oldukça yüksek. Ama yaptıkları işler, aldıkları eğitimler ve geçen zaman onlara çok şey öğretiyor.
Adliye koridorlarında gördüğüm hükümlülerin yüzleri tertemiz, gülüşleri içten, gözlerinde sıcacık bir umut var. Ancak sahip oldukları bu ‘yarı özgürlük’ hali bir o kadar da hüzünlü. Akşam herkes evine giderken onlar cezaevine dönüyorlar. “Misafirliğin kısası makbuldür” derler ya; onlar da cezaevindeki ‘misafirliklerini’ bir an önce bitirip, hayata yeniden dönmeyi bekliyorlar. Zaten çoğu da cezaevinden çıktıktan sonra burada öğrendiği mesleğini devam ettiriyor.
Şimdi “Bu ürünlerden almak bana ne kazandıracak?” diye düşünebilirsiniz. Aslında cevap çok açık: ‘Manevi tatmin!’ Adliyede içtiğiniz çayda, boyattığınız ayakkabıda, yediğiniz yoğurtta, içtiğiniz ayranda… Hepsinde bir insan hikâyesi var...

X