Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cemaatlere dokunanı yakarım

“MİT ve Jandarma istihbaratı Erzincan’da çökertiliyor. Çökertilmeseydi, Reşadiye katliamı olur muydu? Çünkü, yedi şehit verdiğimiz o katliamda, PKK Reşadiye’ye Erzincan üzerinden geçiyor.”

Bu düşündürücü sözler CHP milletvekili Ahmet Ersin’e ait. Bu sözler Erzincan ve Erzurum’da yaşanan olaylar zinciri ile bağlantılı. Dehşet verici zincir Türkiye’de bir ilk.


Ahmet Ersin
TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesi. Erzincan ve Erzurum’a gidiyor. Dün Ersin’le konuşuyorum.


2007 Aralık ayı, Erzincan’da vali başkanlığında toplantı. “İsmailağa Cemaati küçük çocukları tarikat eğitiminden geçiriyor.”


Toplantıda bulunan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, bu iddia ile ilgili soruşturma başlatıyor. Yargıç kararıyla bazılarının telefonları dinlemeye alınıyor.

ZİNCİRİN HALKALARI


Soruşturma 2009’un Şubat’ına kadar sürüyor. Başsavcı bazı yerlerde polisle arama yapıyor, ama sonuç alamıyor.

23 Şubat’ta bu kez jandarma ile baskın yapıyor ve 16 kişiyi yakalıyor, onlardan 9’u tutuklanıyor.


Ahmet Ersin
anlatmayı sürdürüyor.


O garip olaylar zincirinin ilk halkası.
Başbakanlık’tan bir telefon, “bırak o yakaladıklarını” talimatı.


O garip olaylar zincirinin ikinci halkası.
Başbakanlık’tan ikinci telefon, “ne oluyor orada” bastırması.


O garip olaylar zincirinin üçüncü halkası.
Adalet Bakanlığı müfettişleri cemaatle ilgili soruşturma dosyasını Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’den alıyor, özel yetkili Erzurum Savcısına veriyor.

SON İKİ HALKA MÜTHİŞ


Polisiye filmi nefes nefese devam ediyor.


O garip olaylar zincirinin dördüncü halkası.
Özel yetkili savcı polis kuşatmasında MİT Bölge binası ile Jandarma İstihbaratını arıyor. MİT ve jandarmadan önce gözaltı, sonra tutuklama.


O garip olaylar zincirinin son halkası.
İsmailağa cemaati ile ilgili soruşturmayı başlatan Erzincan Başsavcısı Cihaner hakkında örgüt üyesi olmak suçundan 26 yıl hapis cezası isteniyor.


Baş döndüren bir zincir. Geriye pek çok soru kalıyor.


MİT ve jandarma istihbaratı binalarında arama izni var mı? Ankara’dan o telefonlar hangi amaca yönelik? Müfettişler hangi gerekçe ile başsavcının dosyasını elinden alıyor?

Bütün bunlar olup biterken Başbakanlık neden susuyor? Adalet Bakanlığı neden susuyor? Jandarma Genel Komutanlığı neden susuyor? Bölge binası aranan MİT hangi girişimde bulunuyor?


Bütün bunlar neden? Cemaat sorgulamasından dolayı mı? “Ben cemaatlere dokundurmam” raconu mu?


Ve nihayet: Sorgulamanın başında, telefonları dinlenenler kimler? Hangi ünlüler ve ne söylüyorlar?


Bu iktidar bu soruların altından nasıl kalkacak, merak ediyorum.

 

Bu gemi nereye yol alıyor

 

ARKA arkaya subaylar intihar ediyor.

Polis MİT bölge binası ile Jandarma İstihbarat Binasını basıyor. MİT’ten ve jandarma istihbarattan birilerini göz altına alıyor. Ergenekon sanığının yattığı hastanede silahlar patlıyor. Bir yargıç, 23 yargıç hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Havada, karada, denizde silahlar bulunuyor. Savcılar, yargıçlar dinleniyor. Bir savcı öteki savcının dosyasını elinden alıyor.


Bu arada Kürt partisi kapatılıyor. Memurlar, itfaiyeciler, eczacılar, tütün işçileri sokaklara dökülüyor. Maden ocağı patlıyor, 19 işçi ölüyor. Bu arada suikast iddiaları ortalığa dökülüyor.

Bu ülke yönetiliyor mu? Böyle yönetiliyorsa, bu gemi nereye yol alıyor?

X