Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Cehennem müfettişleri’

Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Deyim, izleyici ve okuyucularımın... Her yaş, her meslek ve her yerden yüzlerce insan, yaklaşık on yıldan beri, haberli veya habersiz, üniversitedeki ofisime geliyorlar. İnsanoğlunun ruhunu her devirde doldurmuş ve şuurunu her zaman kendine bağlı tutmuş din konusu bu insanları benimle sohbete yönelten... Dertleri, beklentileri, özlemleri, sitemleri, şikâyetleri var. Hepsinin ortak yanı, daha doğrusu acısı şu noktada düğümleniyor: Anlayış, şefkat, merhamet, ilgi ve sıcaklık beklediğimiz din adına horlanıyor, itiliyor, dışlanıyoruz. Din, kin aracı yapılıyor.

Devam ediyorlar: Biliyoruz; eksiklerimiz az değil. Ama, bizi bu halimizle, Allah'ın insana uzanan rahmet eli bildiğimiz din kucaklamazsa, başka kime gidebiliriz? Cumada, bayramda ruhumuzu yıkamak ve Allah'a yaklaşmak için gittiğimiz camilerde adeta ‘‘Allah adına saldırı’’ya uğruyoruz. Kalplerimizin çöp tenekesi, bedenlerimizin cehennem kütüğü, çocuklarımızın şeytanın askeri olduğunu söyleyen din görevlileri var. Sürekli camide görmediklerini, açık veya örtülü kovuyorlar.

Din hizmetlerinden emekli olan bir dostum şöyle yakınıyordu: ‘‘50 yıla yakın zamandır, görevli veya cemaat olarak, camiye devam ediyorum. Şu son zamanlarda öyle insanlar dinliyorum ki, beni zaman zaman 'camiye bir daha gelmeyeyim' düşüncesine itiyorlar. Bunlar dini konuşmacıdan çok, camiye gelenleri dışardakilere karşı kışkırtan miting konuşmacılarına benziyorlar.’’

Evet, böyle söylüyorlar izleyicilerim ve okuyucularım ve ekliyorlar: ‘‘Neden, güzelin ve mutluluğun habercileri yerine, öfkenin sırtlanlarını dinliyoruz. Bunlar, Allah'ı ve dinini anlatan rahmet sözcüleri mi, yoksa cehennem müfettişleri mi? Mutlak güzelin insana uzanan eli, bunlar mıdır? Din bu mudur? Özellikle, İslam bu mudur?’’

İslam'ın bu olmadığı kanısını herkes paylaşıyor. Peki, neler oldu da, din bu hale getirildi? Kuran'ın ‘‘âlemlerin Rabbi’’ olarak tanıttığı Allah'ı kliklerin özel ilahı haline getirenler kimlerdir? Ve bunu neden yapıyorlar? Tüm varlıkların rahmeti olan bir peygamberi, adamlarından başkasına iyi gözle bakmayan Bedevi bir kabile reisi gibi sunanların hareket noktası ve gayeleri nedir?

Şöyle cevap verdim bu samimi, fakat kırgın insanlara: Dinden kastınız İslam'sa o, bu anlattıkları değildir. Sözünü ettiğiniz insanların yaptıkları, bir örtülü engizisyondur. İslam, engizisyondan uzaktır.

‘‘Din adamı’’ da bu değildir. İslam tarihinde dini temsil eden binlerce kişi, iyinin ve güzelin hayranlık verici modelleri halinde, tarihe altın sayfalar bırakmışlardır. Peki, din adına bu horlama, bu kin, bu itme, bu küçümseme, bu egoizm ve bu doymazlık ne oluyor ve nereden geliyor?

Kendilerinden başkalarını cehenneme tıkma sanatı haline getirilen ‘‘yapay din’’in vücut bulmasında rol oynayan illetler, bizim araştırmalarımıza göre, üç ana sebebe oturmaktadır: Kaynaktan sapma, emperyalizm-sömürgecilik despotizm baskıları, politik sömürü.

Kaynaktan sapma, diğer bir deyimle Kuran'dan uzaklaşma, Peygamberimizden hemen sonra başladı ve 4-5 asır sonra İslam toplumlarının, Kuran'dan beslenme yerine, Kuran adına ortaya sürülen söz yığınlarına teslim edilmesine yol açtı. Bunun sonucu şu oldu:

İnsan, gaye varlık olmaktan, insan gerçeğinde birleşmekse hareket noktası olmaktan çıkarıldı. Ve böyle olunca da, din, insanı mutlu eden bir yol ve araç olarak değil, kuralları ilahlaştırılan bir amaç olarak sunuldu. Sizin bugün din adına karşılaştığınız tavır ve kişiler, başlangıcı 7-8 yüzyıl geriye giden bir yozlaşmanın günümüzdeki belirişleridir.

Emperyalizm-sömürgecilik ve despotizmin baskılarına gelince, bunlar ilk ikisi dıştan, üçüncüsü içten olmak üzere, yüzyılı aşkın bir zamandan beri Müslümanları kahır ve zulüm altında inletmiştir. Müslümanların duyguları bu inleme sırasında bilenmiş ve iç dünyaları hınç, eziklik, öfke ve nefretle dolmuştur. Müslüman, hâlâ bu öfkeyle, dinine sataşan veya sataştığını zannettiği kişilere saldırmakta, dinine kayıtsız davrananlara da cehennemden başka bir şeyi layık görmemektedir.

Politik sömürü ise, bilgisizlik, yozlaşma ve ezilmişlik sonucu sergilenen katı ve İslam dışı tavrı, kendi çıkarlarını sürdürmek için beslemekte ve gerçek din diye tanıtmaktadır. Bu sömürü, 30 yılı aşkın bir zaman ülke içi hesaplarla kotarıldıktan sonra, son yıllarda çeşitli dış güçlerin katılımı, hatta bazen güdümleri eşliğinde yol almaya başlamıştır.

Din adına cehennem müfettişliği yapanları dinlerken bunları düşünmekte yarar vardır kanısındayız.

X