Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu yıl çok güzel geçecek

İyimserlik gösterisinde bulunmak için söylemiyorum, ancak -eğer bir yol kazası ile karşılaşmaz veya bindiğimiz dalı kendi kendimize kesmezsek- 2006 ile ilgili veriler iyi bir yıl müjdeliyor.

Bugünden itibaren yıl içinde, bir soru sorulacak: Erken seçim var mı?

 

Aslında bir süredir tartışılıyor, tahminler yapılıyor, çeşitli senaryolar üretiliyor. Ancak, hesaplar çok karışık. Olaya neresinden baktığınıza bağlı.

 

Erken seçim olacaktır” diyenler 10 gerekçesayıyorlar. Herbiri çok doğru ve mantıklı.

 

Erken seçim olmayacak ve normal süresinde 2007’de gerçekleşecek” diyenler de 10 gerekçe sayıyorlar. Bunlarında herbiri son derece doğru ve mantıklı...

 

Anlayacağınız herşey, bu kararı verecek olan, Erdoğan’ın iç hesaplarına bağlı.

 

Başbakan neyinhesaplarınıyapıyor? Hangi konuya öncelik veriyor? Nereye gitmek istiyor?

 

Başbakan, ya en yakın bulduğu 1-2 kişiyle, belki de tek başına hesabını yapıp kararını verecek. O ana kadar da, kimsenin tahminine güvenmeyin.

 

Benim senaryomu merak ediyorsanız, söyleyeyim:

 

Başbakan, özellikle ekonomik verilere bakacaktır. İşsizlik  düşerse, insanların cebine daha fazla para girerse, fazla uzatmadan yeni bir 4-5 yıllık zaman kazanmak için sandığa gidebilir. Veya 2007’de işlerin daha zorlanacağını görürse, etrafta halen ılımlı bir hava esmesinden yararlanmak isteyebilir.

 

Tabii bizler siyasetçi olmadığımız için salt mantık hesapları yapıyoruz. Özellikle iktidardaki siyasilerin farklı bir mantıkları, farklı bakışları vardır. Bizim gibi düşünmezler. Bundan dolayı da, biz senaryolaryazacak ve konuşacağız, onlar karar alacaklar.

 

                                                         *                    *                    *

EKONOMİYE BOL PARA GİRECEK

 

Önümüzdeki 12 ay ile ilgili tahminlerin arasında en olumlu görünen, ekonomi ve yabancı yatırımlarla ilgili veriler.

 

Cari açığın giderek büyümesinin yarattığı soru işaretlerinin dışında tüm göstergeler, borsanın 40 bin çıtasını geçeceği, sıcak para girişinin süreceği ve en önemlisi yabancı yatırım akışının daha da artacağı yönünde.

 

Özellikle dış  mali çevreler, geçen yıl büyük firmaların büyük özelleştirmelere katıldıklarını, ancak bundan sonra asıl orta büyüklükteki Avrupalı firmaların devreye gireceklerine dikkat çekiyorlar.

 

Küçük ve orta boydaki yabancı firmalar, büyüklerdendaha ürkek hareket ederler. Bundan dolayı şimdiye kadar Türkiye’yi hep izlemekle zaman harcadılar. 2006’dan itibaren yatırıma girecekler” diyen, bir Yabancı bankanın 10 milyar dolarlık portföyünü yönlendiren yetkili, sözlerini şöyle tamamladı: “Eğer Türkiye ekonomik reformlarını aynen sürdürse, 2006-2010 döneminde büyük para girdileriyle karşılaşacaktır. Ancak bunun tek koşulu, siyasi ve ekonomik istikrarın devam ettirilmesidir”.

 

Zaten bizim de en büyük kaygımız bu değil mi?

 

Bundan dolayı, erken seçim tartışmaları ile ekonominin nabzı orantılı şekilde artıyor.

 

                                                         *                    *                    *


AB İLE MÜZAKERELER BAŞLAYACAK MI?

 

2006’ya damgasını “AB ile müzakereler başlayacak mı, yoksa başlamadan ertelemelere mi gidilecek?” sorusu vuracak.

 

Bu sorunun sorulması için çok neden var.

 

Herşeyin başında, AB üyelerinin önemli bir bölümünün Türkiye’nin tam üyeliğine hala ters bakmaları geliyor. Hala içlerine sindiremiyorlar. Tabii durum böyle olunca da, Ankara’nın en ufak yanlış adımı dahi sorun yapılıyor. Türkiye, sürekli  eleştiriliyor, sürekli şekilde hırpalanıyor. Müzakereleri ertelemek için fırsatlar aranıyor. Bu ortam da, ister istemez Türk kamuoyunda soğuk rüzgarların esmesine neden oluyor.

 

Öte yandan, Türkiye’de AB’ye direnen güçlerde ellerinden geleni ardlarına bırakmıyorlar. Orhan Pamuk, Joos Lagendjk, Hırant Dink davaları ve Ermeni konferansını engelleme girişimleri, Türkiye’nin imajını zedelemeye yetiyor da artıyor bile...

 

Nihayet, diğer bir sorun da Kıbrıs.

 

Türkiye’nin Rum gemilerine limanlarını açmaya söz vermesinin yarattığı gerilim ve AB’nin KKTC’yi izolasyondan kurtarma yönünde hiçbir adım atmaması, Kıbrıs’ı AB’ye giden yoldaki en önemli engel konumuna sokuyor.



HERŞEYE RAĞMEN MÜZAKERELER BAŞLAYACAK

 

Ben, Türkiye-AB müzakerelerinin, herşeye rağmenönümüzdeki 1-2 ay içinde başlayacağı görüşündeyim. Belki en basit konularla yola çıkılacak, ancak yine de masaya oturulacak. Sonrasında kavga çıkabilir. Kıbrıs veya Türkiye’deki ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmaması durumundaduraklamalar yaşanabilir. Ancak, bir askıya alma durumu beklemiyorum.

 

Yine de tekrar edeyim: Burası Türkiye’dir. Hiçbirşey belli olmaz.

X