Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu vergi Cumhuriyet Türkiye'sine yakışır mı?

<B>SALKIM Hanımın Taneleri</B>; İkinci Dünya Savaşı yılları ve sonrasında Türkiye'de iş çevrelerindeki gelişmeleri, batan ve yeni gelişen ekonomik kesimleri, gayrimüslim ve müslim tüccar ailelerini, sermayenin sınıf değiştirmesini, bu süreçteki ahlak, kültür değişimlerini, <B>‘‘Varlık Vergisi Faciası’’</B>nı, Saraçoğlu Hükümeti'nin, Maliye Bakanlığı'nın, Defterdarlıkların bu konudaki uygulamalarını tarihi belgelere dayanan bilimsel bir yaklaşımla anlatırken, aynı anda sosyal hayatı, yaşanan aşkları, evlilikleri, boşanmaları, ölümleri ve Teşvikiye Camii cenazelerini, Göztepe köşklerini, Ayazpaşa apartımanlarını, tramvayları, Haseki'yi, Sultanhamam'ı, Bahçekapı'yı, Gülnihal ve Bi-Ba-Bo mağazalarını, Haydarpaşa Gar'ını, inanılmaz bir gözlem ve duyguyla anlatan bir roman.

Yazar Yılmaz Karakoyunlu, aslında iktisat doktoru bir Mülkiye'li. Edebiyatçı ve politikacı. Kitabı ilk baskısının yapıldığı 1990'da okumuştum. Çünkü kitap aynı zamanda ‘‘vergi’’nin romanıydı. Bir aşk romanı akıcılığı ve hafifliğinde ve bir belgesel ağırlığında bir roman!

‘‘Başvekil Şükrü Saraçoğlu; İstanbul'u Bizans, Ankara'yı Edirne sanıyor... Bizans'ı yeniden fethe çıkmış bir Cumhuriyet Yeniçerisinin heyecanı ile... İstanbul'dan onbeş günde üçyüz milyon lira vergi istiyor. Bu, Cumhuriyet'in on yılda topladığı vergi miktarının yarısının, onbeş günde toplanması demek.’’

Verginin tahakkuk listeleri teftiş heyetince hazırlanıp, aynen tasdiki için takdir komisyonlarına baskı yapılıyor. Parti müfettişlerine de vergi koyma yetkisi veriliyor. Vergideki haksız uygulamaların önlenmesi için İstanbul Defterdarı Faik Ökte, Başvekil'e ‘‘Bütün ümidimizi size bağlamıştık, efendim’’ deyince, Başvekil'den ‘‘Çöz öyleyse Defterdar!’’ cevabını alıyor.

Kırk yıllık Maliye Profesörü İbrahim Fazıl Pelin Hoca, öğrencisi Defterdar Ökte'ye ‘‘Nasıl olur da itirazı temyizi olmayan bir vergi salınır. Beyanı olmayan bir serveti üç beş devşirme komisyon azasının keyfine bırakmak, sonra hasetlerin, tamahların hesabına devleti alet etmek Cumhuriyet'e yakışır mı?’’ sorusunu ‘‘ağlayacak kadar dolmuş ve elleri titreyerek’’ soruyor. Maliye Bakanı Ağralı, ‘‘karşı koyamayacağı şiddet karşısında diz çökmüş, Başvekil'in bütün isteklerini aynen kanunlaştırmak için Maliye'ye aktarıyor.’’

İstanbul eşrafının köşkleri, içerisindeki antika eşyaları ve ‘‘metresleri’’ ile yeni sahiplerinin oluyordu. ‘‘İstanbul'un çöküşünü omurgasından yakalamayı kafasına koymuş’’ taşralılar ve ödeyemedikleri vergiler nedeniyle Moda Kampı'nda toplanıp, ‘‘Aşkale’’ ye sürgüne gönderilenler tabloyu tamamlıyordu. Hükümet ve Maliye'nin hukuk dışı uygulamalarının öncüleri olan ‘‘müsteşar’’ ve ‘‘teftiş heyeti reisi’’, ilk seçimlerde ödül olarak milletvekili aday listelerine alınıyor, ‘‘vergi yoluyla zulme’’ direnen İstanbul Defterdarı Ökte ise, ‘‘Varlık Vergisi Faciası’’ kitabı ve Maliye Bakanı'na ders verircesine söylediği cümle ile Türk Maliye tarihine geçiyordu:

‘‘Verginin siyasete alet edilmesine vasıta olmayınız!’’
X