Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Boynumuzu büküp sadece izliyoruz

<B>ÖZELLİKLE </B>bazı günler o kadar çok konu çıkıyor ki, insan neyi yazacağını şaşırıyor.<br><br>Örneğin bugün...

Leyla Zana ile arkadaşlarını mı yazmalı? Yani Türk hukuk sisteminin çağdışılığını mı?

Avrupa ile bütünleşmek için çırpınan Türkiye’nin hálá DGM garabetini neden sürdürdüğünü mü?

Silahı eline alıp dağa çıkan adamı bile affeden Türkiye’nin, Zana ve arkadaşlarını inatla zindanlarda tutma mantıksızlığını mı?

Bunu küstahca kınayan İtalyan politikacının hakaretlerini sineye çeken hükümetin onur kırıcı suskunluğunu mu?

Bunları mı yazsam?

Yoksa...

Yanlarında çalıştırdıkları garibanlar kadar bile vergi verme gereğini duymayan serbest meslek yüzsüzlerini mi?

(Ben bunları çok iyi bilirim. Orda burda beni ve benim gibi yazarları yakaladıklarında vatan millet Sakarya nutukları atarlar ve midemi bulandırırlar.)

Bunlarla karşılaştığımda ve nutuklarını dinlediğimde hep, ‘Bu insanların yüreklerinde hiç mi vatan sevgisi yok’ diye düşünürüm.

* * *

Devam edelim...

Avrupa’da ufak ufak başlayıp giderek beni endişelendiren İslam karşıtı gelişmelerin yakın gelecekte ciddi sorunlar çıkaracağını mı yazsam?

Bugün Batı’nın gözbebeği olan AKP’nin dünya görüşünün Avrupa ile eninde sonunda çatışacağını mı?

Fransa’dan başlayan ve kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılan İslam karşıtı akımın ayrıntılarını mı?

Örneğin, şunun üzerinde durmalı mıyım?

Zana ve arkadaşları ile ilgili karar nedeniyle Türkiye’yi yerden yere vuran İtalyan politikacı, Fransa’nın Cezayirli imamı 16 çocuğuyla sınırdışı etmesi karşısında aynı insani duyarlılığı gösterebilecek mi?

Aynı efeliği Fransa’ya karşı da yapabilecek mi?

Sanmıyorum.

Çünkü Fransa bir büyük devlet olarak kimseyi takmadan, laik rejimini ve demokrasisini koruma ve kollama refleksini kullanıyor.

Lyon yakınlarındaki Venissieux kasabasının imamı 52 yaşındaki Abdülkadir Buzian, Lyon Mag Dergisi’nin son sayısında kadına dayağı savununca, 25 yıldır yaşadığı Fransa’dan kapı dışarı edildi.

Nutuk atarak büyük devlet olunmuyor.

Hiç umudum yok ama bizimkiler belki bir gün bunu öğrenirler.

* * *

İtalyan politikacı geliyor hakaret yağdırıyor.

Bizim hükümet boynunu büküp susuyor.

Avrupa istediğini dayatıp ‘Bunu bunu yapacaksın, yoksa...’ diyor.

Bizim hükümet boyun eğiyor.

Kıbrıs derseniz o başka bir álem...

Amerika, Ortadoğu’daki çıkarları için laik, demokratik cumhuriyete ‘ılımlı İslam’ elbisesi giydirmeye hazırlanıyor...

Hükümet yine sus pus...

Hükümetle birlikte toplum da sus pus...

Ne oluyoruz Tanrı aşkına?

Bu kadar mı çaresiz kaldı koca Türkiye Cumhuriyeti?..
X