"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Bölünmüş yazılar...

Sevgili basınımızda kutu kutu iki-üç ayrı yazı yazma modası; tıpkı bol ipli ve boncuklu, bacağın yarısını saran botumsu sandalet misali yayılmış bulunuyor.

Kime baksam en az 3 kutu!

Tek parça, bir bütün halinde yazı yazmak demode; “bölünmüş parçalanmış” yazılarla aynı köşede daldan dala konarak yazmak “in” oldu gitgide.

Tek bir konuyu derinlemesine yazıp anlatmaya çalışıp anlaşılamamaktansa, üç beş konuyu daraltıp kısaltarak yazmak, aslında tam da bize göre. İçinde bulunduğumuz “trajipolitik” duruma öyle benzettim ki bu halimizi, anlatamam size... Biz ezelden beri çok uzun şeyleri pek sevemedik; dersin uzunu çekilmezdi, tenefüs uzarsa kavga çıkardı, film uzun olursa bayardı, kitabın uzunu hele hiç okunmazdı, yol uzunsa örneğin, kestirmeden gitmek yasak olsa bile, kesin yapılması gereken yegane kaçamaktı.

Az öz kısa ve daldan dala atlayarak özet yaşamak işlendi beynimize, derken köşelerimize de sıçradı bu.

Köşe yazılarında da bölük pörçük olduk ya, pes!

Gözümüz bu duruma alışınca, gönlümüz de alışır mı sizce?

Hayatı derinlemesine yaşamayı boşverdiğimiz gibi sözde parçalayıp küçültüp kolaylaştırırken, detaya dikkat etmeyi artık önemsemez hale geldiğimiz için ufacık bir çakıla takılıp düşüp ağlamayız değil mi ileride?

Ben...

İçimdeki tüm çelişkili, değişik, birbiriyle bir çatışan bir barışan; ama eninde sonunda el sıkışarak gülüşüp koklaşan, hepsi bana ve ruhuma ait tüm benliklerimle olabildiğimce tek parça kalmak istiyorum köşemde.

Yonca
“manidar”

Sultanahmet Köftecisi Cevat Şakir

Hiç bilmiyordum.

Yeni öğrendim.

Duyunca resmen artık devamlı girmeye alıştığım, ama içinden çıkamadağım yeni bir şoka daha girdim. Şoku atlatınca da inanılmaz utandım.

Tarihimize, edebiyatımıza mâl olmuş koskoca Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’in Bodrum’daki evi müze olacağına, anılarına sahip çıkılıp tanıtılacağına, Sultanahmet Köftecisi’ymiş bunca yıl boyunca!

Sultanahmet Köftecisi’ne kiralanacak başka yer mi kalmadı koskoca Bodrum’da?

Ya da Cevat Şakir’in evine sahip çıkacak bir insan evladı da mı çıkamadı Bodrum aşıkları arasından?

Ben de bu durumda sormak istiyorum Bodrum’un Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kocadon’a...

Annesinin evini yıktıran başkan olarak anılacağına, “Cevat Şakir’in evini kurtarıp kültür ve turizme kazandıran adam” olarak anılmak istemez mi kendisi acaba?

Halikarnas Balıkçımız, Bodrum’dan bu kadarcık saygıyı görmeyi hak etmiyor mu?

Utanıyorum bizden...

Kendi adıma özür diliyorum ailesinden.

Yonca
“ayıplamaca”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI